AKŞAM | SIYASET | 16 MART 2009, PAZARTESİ
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Başbakan bize diyor ki; (kırtasiyecilerde kırmızı kaplı dosya çok) Kırtasiyecilerde kırmızı kaplı dosya çokmuş. Sen dosyanın kırmızı kabını bırak da içine bak içine'' dedi.

KARS (A.A) - Partisinin Kars'ta düzenlediği mitingde konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, mitinge katılanlara seslenerek, ''Türkiye'nin gerçeklerini yaşıyorsunuz. Ülkenizde yaşanan yolsuzlukları da biliyor musunuz? Deniz Fenerini biliyorsunuz değil mi? Nelerin yaşandığını biliyorsunuz değil mi?'' diye sordu.
''Eskiden yolsuzluk kişisel olaydı. Haram, helal bilmeyen çıkardı, elinde bir imkan varsa yolsuzluk yapardı'' diyen Baykal, şöyle devam etti:
''Şimdi olay değişti. Şimdi yolsuzluk artık teşkilatlı, örgütlü, şirketleşmiş, dernekleşmiş. Tek başına değil, cemaat halinde yapılıyor. Yaparken de kanunu, mevzuatı kullanıyorlar. Bunu göz göre göre uyguluyorlar. Almanya'da çıkmışlar Ramazan günü cami cami dolaşmışlar. Her yerde Allah, peygamber, din, iman lafları... Herkese demişler ki bu Ramazan fitrelerinizi, yardımlarınızı bize verin. Yoksulları doyuralım, giydirelim. Bizim vatandaşlarımız da vatan hasreti içerisinde, elindekini, avucundakini vermiş. Parayı, din, iman diye toplamışlar. Yani dinin gereğini yerine getir diyor. Allah, peygamber, din, kitap, Kur'an diye para topluyor. İnsan yolsuzluk yapar da bu yolsuzluğa dini, imanı, Allah'ı, peygamberi alet etmek hangi vicdana sığar. Bunlar sadece paralarını aldıkları insanları değil; Allah'ı, peygamberi, Kur'anı da aldatıyorlar.''
Baykal, Almanya'da toplanan paraların kurye aracılığıyla Türkiye'ye getirildiğini öne sürerek, şunları kaydetti:
''Bankadan değil, kuryeyle çantanın içerisinde geliyor para. Türkiye'ye getirip, Türkiye'de kendi şahıslarına ait şirket ve televizyon kanalı kuruyorlar. O televizyon kanalında ne yapıyorlar? Gece gündüz Recep Tayyip Erdoğan. AK Parti aşağı, AK Parti yukarı. Yani milletin fitresi, zekatı bunların siyasi reklamına harcanıyor. Olur mu böyle bir şey? Bu günahın, haramın, yetim hakkı yemenin ötesinde. Alman hükümeti bunları duyunca hemen harekete geçti. Yakaladı, yargıladı ve bir kısmını mahkum etti. Biz soruyoruz; Sen niye harekete geçmiyorsun? Bize diyor ki yazı yazdım. Nereye yazı yazdın? Almanya'ya. Adamlar yazı gönderiyor diyor ki biz bunları yakaladık. Mahkum ettik. Ama asıl elebaşıları sizde. Türkiye'de onları yakalayın. İsimlerini veriyorlar. Şimdi bu diyor ki dosyayı yazıyla istedim. Aylar geçti dosya yok. Bu suçu işleyenler bizim vatandaşlarımız, aldatılanlar bizim vatandaşımız. Elin Alman'ı mahkum etmiş. Senin emniyetin, jandarman, savcın, hakimin, kanunun, hukukun, vicdanın yok mu? Sen neden seyrediyorsun?''
Dosyayı Almanya'dan getirttiklerini öne süren Baykal, ''Başbakan bize diyor ki; Kırtasiyecilerde kırmızı kaplı dosya çok. Kırtasiyecilerde kırmızı kaplı dosya çokmuş. Sen dosyanın kırmızı kabını bırak da içine bak içine'' diye konuştu.
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a söz konusu yolsuzluğu yapan kişiyi tanıyıp tanımadığını sorduklarını ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Başbakan önce tanımıyor demek ister gibi oldu sonra sustu. Çünkü anlaşıldı ki çocukları bacanakmış. Bu dosya ne oldu? Tercüme edilecekmiş. Dosya Almanca'dan, Türkçe'ye tercüme edilecekmiş. Aylardır tercüme bekliyoruz. Desene gönlüm yok. Bu yolsuzluğun üzerine yürümek istemiyorum. O insanları mahkum etmek istemiyorum desene açıkça. Bu yolsuzluk dünyada görülmemiş bir yolsuzluk olduğu için konuşuyoruz.''
TELEKOM VE TÜPRAŞ'IN SATIŞLARI
Baykal, Türkiye'de birçok yolsuzluk yapıldığını ifade ederek, ''Mesela bir Telekom satışı yapıldı. Telekom'un taksitlerinden fazla her yıl kazancı var. Yani Telekom'u alan bir yıllık karını aldıktan sonra o yılın taksidini ödeyerek cebine de bir miktar para kalacak. Tarlanın taşıyla tarlanın kuşunu vurdular'' diye konuştu.
''Bizim Telekom'un karıyla, Telekom'u bizim elimizden aldılar'' diyen Baykal, şöyle devam etti:
''Lübnanlı Hariri ailesine sattı. Sattığı sırada bir de kanun çıkardı. Sizin KDV'nizi yüzde 10 düşürdüm dedi. Fiyat belli olduktan sonra yüzde 10 KDV düştü. Ya bu para kimin cebine gitti? Sen parayı kime verdin? Hisse alındı mı? Ne oldu? Tüpraş'ı sattılar İsrail'li bir iş adamı Ofer'e. Tanıyor musun dedik. Sabah tanımıyorum dedi. Öğlen tanıdı. Çünkü fotoları çıktı. Yüzde 14.75'i, 750 milyon dolar. Tüpraş'ın satışı, kanunla, mahkeme kararıyla ortaya çıktı ki yolsuzluktur. Bunların hesabı sorulmadı. Daha çok var. Bunların hesabı sorulacak. Ne zaman sorulacak? CHP iktidar olduğu zaman. Kars CHP'ye destek olduğu zaman.''
TELEVİZYONA ÇIKMA ÖNERİSİ
Baykal, kendisinin konuşunca Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın çok kızdığını ve sinirlendiğini ileri sürerek, ''Ne yapacağını şaşırıyor. Halbuki yapacağın açık. Çıkar dersin ki Deniz Feneri'nin aslı şudur. Bir şey yoktur. Ondan sonra da ben de çıkıp söyleyemez olurum. Niye söyleyemiyor?'' dedi.
Karslılar'dan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geldiğinde, kendisine Deniz Feneri'ni, Kars'ın durumunu, hayvancılığı, kapanan fabrikaları sormalarını isteyen Baykal, şunları kaydetti:
''Ne anlatacak biliyor musunuz? Deniz Baykal diyecek. Yine Deniz Baykal yine CHP. Yani kızıyor söylediklerime. Cevap ver. Veremiyor. Ne yapıyor? Mitinge topluyor milleti, aleyhimde atıyor, tutuyor. Bırak benim aleyhimde konuşmayı. Dedikodu günahtır. Sen dedikodu değil gıybet yapıyorsun. Günahtır yapma. Eğer hakkımda söyleyeceğin varsa arkamdan söyleme, gel televizyona çıkalım. 70 milyon dinlesin. Sen niye çıkmıyorsun milletin karşısına? Tüm dünyada böyle oluyor. Başbakan kaçar mı gel diyorum. Hayır diyor meydana gel. İşte geldim. İşte Kars, işte CHP. Ne oldu geldik. Sözlerimin cevabını alabildim mi? Sen kendi meydanında konuşuyorsun, ben Kars'ta konuşuyorum. Buraya Karslılar gelmiş. Karslılar niye geldiniz buraya? Size yevmiye verdiler mi? Kumanya dağıttılar mı? Vali yazı yazdı mı? (Deniz Baykal'ın mitingi vardır. Tüm daire amirleri, müdürleri, memurları mitinge gideceklerdir) diye.''
''BENİM ESKORTA İHTİYACIM YOK''
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisine eskort önerisini de anımsatarak, ''Başbakan bana diyor ki sana eskort vereyim. Dolaş diyor. Benim eskorta ihtiyacım yok. Bak bugün buraya koruma ordusu, güvenlik güçleriyle gelmedim. Kars'a anamın babamın evine girer gibi geldim'' dedi.
Kendisinin şafakla birlikte sokağa çıktığını anlatan Baykal, şöyle devam etti:
''Yanımda koruma yok. Ben gece gündüz halkın içindeyim. Her gün vatandaşın arasındayım. Niye koruma ihtiyacı hissedeyim. Halkın parasını çalmadım. Soygun yapmadım. Yolsuzluk yapmadım. Doğru bildiğimi söyledim. Yıllardır halkın arasında, alnım açık, başım dik. Allah'a şükür huzur içerisindeyim. Sen bırak da gel televizyonda konuşalım. TBMM'de 550 milletvekili var. O milletvekillerinin tümünü bırakalım da sadece iki tanesinin, Deniz Baykal'la Recep Tayyip Erdoğan'ın dokunulmazlığını kaldırıverelim. Yani bırak kanun işlesin. Dokunulmazlığın arkasına saklanarak, konuşmanın anlamı var mı? Deniz Baykal'la yatıp kalkıyor. Sen Deniz Baykal'ı bırak kendine bak. (Deniz Baykal ne zaman iktidar olacak) diyor. Benim ne zaman iktidar olacağımı değil de sen iktidardan düştükten sonra başına neyin geleceğinin hesabını yap.''
''MEMLEKETİMİZİN TAZE BİR BAŞLANGICA İHTİYACI VAR''
''Memleketimizin taze bir başlangıca ihtiyacı var. Çok çekildi. Demokrasi değişim demektir. Artık değişme zamanı geldi'' diyen Baykal, şunları söyledi:
''Yani eskiyi, acıları, ıstırapları geride bırakalım. İçimizden bir umut yeşeriversin. Çok çektik yeter artık deyip yola çıkalım. Bak bahar zamanı nevruz zamanı bunu en güzel şekilde birlikte gerçekleştirelim. Bakın Türkiye şimdi nevruza giriyor. Herkesin yüreğinde bir kabus. (Eyvah ne olacak yine). Millette bir telaş, bir korku. Buna ne gerek var. Nevruz bu toprağın bir güzel günü değil mi? Baharı selamlama, barış ve kardeşlik günü değil mi? Gelin bu hale getirelim. Devletle, milleti karşı karşıya getirmeyelim. Kucaklaştıralım. Gelin hep beraber el ele verelim, kardeşçe nevruzu resmen devletle kutlayalım. Bunun kanun teklifini verdik. 1 Mayıs yine bir korku, bir telaş günü. Dünyanın her yerinde 1 Mayıs kutlanıyor. Emeğe, işçiye alın terine saygı günü. Bunu gelin birlikte kutlayalım. İkisini birlikte çıkarın diye kanun teklif ettik. (Hayır olmaz) dediler.''
''SİYASETTE İKTİDARLAR GELİR GEÇER''
Demokrasinin gereği Başbakan hakkında söylenmesi gereken her şeyi söylediğini ve söylemeye de devam edeceğini ifade eden Baykal, ''Ankara'dan Niğde'ye otobüsler kalkacak. Ne o Başbakan Niğde'de açılış yapacak. Onu alkışlayacak adam lazımmış. Eskişehir'e Ankara'dan tren kaldırıyorlar. Kimi götürüyorlar? Devlet memurunu götürüyorlar. Bu milletin parasıyla reklam için siyasi rüşvet vermek üzere devletin parasını dağıtıyorlar. Bunlara tepki vermeyecek miyiz?''
Siyasette iktidarların gelip geçici olduğunu vurgulayan Baykal, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Herkes aklını başına alsın. Yok falan milletvekili, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan... Ben onlara sırtımı dayadım diye düşünmesin. Siyasette iktidarlar gelir geçer. Millet getirir, millet indirir. Bunların da inme zamanı gelmiştir. Bunlar da gidicidir. Herkesin kulağına küpe olsun herkes aklını başına alsın. AK Parti ile gelenler APS ile giderler. Unutmasınlar kalıcı olan millet, devlet, anayasa, hukuk ve dürüstlüktür. Bunlara sahip çıkın. Yok AK Parti'ymiş, yok Tayyip Erdoğan'mış hiç güvenme. Bu dünya Sultan Süleyman'a kalmadı bunlara mı kalacak.''
Baykal, daha sonra mitinge katılanlara partisinin belediye başkan adaylarını tanıtarak, seçmenlerin nüfus cüzdanlarındaki TC kimlik numaralarını gözden geçirmelerini istedi.
Türkiye'nin en başarılı belediye başkanlarının CHP'li belediye başkanları olduğunu savunan Baykal, Ankara ve İstanbul'un da belediye başkanlarının CHP'li olacağını iddia etti
NOTLAR
Kars'taki mitinge çevre illerden gelen partililerin de katıldığı gözlendi. Sunucunun Baykal gelmeden önce yaptığı ''29 Martta AKP'ye (one minute) demeye hazır mısınız ?'' anonsu partililer tarafından alkışlandı.
Boynunda Karsspor atkısı ile kürsüye gelen Baykal, konuşmasına başlamadan önce ön tarafta bulunan vatandaşlardan açtıkları pankartları diğer vatandaşları görmesine engel olduğu gerekçesiyle indirmelerini istedi.
Baykal'ın konuşması zaman zaman ''Başbakan Deniz'', ''Başkan Naif'' ve ''Vur vur inlesin, AKP dinlesin'' sloganlarıyla kesildi.
Mitingin sonunda Baykal ve Kars Belediye Başkanı ve CHP Adayı Naif Alibeyoğlu vatandaşlara karanfil attı.