CONDE NAST'IN SAHiBi NEWHOUSE
Ferit Şahenk'in ortağı büyük medya patronunu tanıyalım
Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk'in 'Dünyanın en saygın dergi grubuyla yapmış olduğumuz anlaşmanın, Türkiye dergi pazarına yeni bir kalite ve heyecan getireceğine inanıyorum. Conde Nast ile Doğuş birlikteliğinin sektörde farklılık yaratması için gereken tüm çabayı arkadaşlarımın sarf edeceğinden eminim' sözleriyle yaptığı açıklama bende müthiş bir pozitif enerji ve heyecan yarattı.
Birçok yazımda anlattığım gibi ben çok uzun yıllardır bağımlılık düzeyinde bir New Yorker ve Vanity Fair dergisi okuyucusuyum. Dolayısıyla bu dergileri yayınlayan Conde Nast şirketi ile modern, kaliteli medya yatırımları bulunan Doğuş Grubu'nun yayıncılık ortaklığının bende müthiş bir heyecan yaratmasını da anlayışla karşılamanız gerekiyor.
Ben yine yıllardır büyük medya patronu olan Sulzberger, Bancroft ve Murdoch gibi ailelerin tarihini ve gelişim çizgilerini inceledim. Bunlar arasında Conde Nast şirketinin sahibi olan Newhouse ailesi hakkında yaptığım okumalar özel bir yer tutar. Çünkü onların hayatını okurken bir yandan da Vogue, New Yorker, Vanity Fair dergilerinin iç işleyişleri hakkında sıkı dedikodular almak da mümkün olabiliyordu. Yıllar içinde bu aile hakkında epey bilgi sahibi oldum. Madem Doğuş Yayın Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Erman Yardelen'in dediği gibi 'Uzun yıllardan bugüne Türkiye'de yayınlanması arzulanan fakat gerçekleşemeyen bir yayıncılık olayı artık sonlandı' ve madem Conde Nast yayınları Doğuş ile ortaklık çerçevesinde artık Türkiye'ye geliyor, benim de Newhouse ailesi hakkındaki elimdeki bilgileri okuyucuyla paylaşmamın vakti geldi diye düşündüm.
Dolayısıyla bu pazar köşem özel hayatlarına son derece düşkün ve içine kapalı bir aile olan Newhouse'ları tanımaya adandı...
Liberman'ı tanımalıyız
Rusya doğumlu ve aristokrat kan taşıyan Alexander Liberman, Conde Nast'in çok uzun yıllar boyunca editoryal direktörüydü. Yani tüm dergilere yön ve stil belirleyen kişiydi. Si Newhouse onu üvey babasıymış gibi görür ve severdi.
Alexander Liberman çok rafine zevklere, aristokratik görünüme ve yaşam stiline sahip bir insandı. Tüm dergilere de sonunda damgasını vurdu. Ayrıca Si Newhouse'un da yaşamının danışmanı gibiydi. Neyin popüler ve güzel olduğunu patrona Liberman öğretirdi. Ayrıca Newhouse'un ayrı bir tutkusu olan modern sanat koleksiyonunun oluşmasına da yardımcı oluyordu. Si Newhouse'un, modern sanat koleksiyonu dışında popüler romanları okuma ve film seyretme diğer tutkularıydı. Patronun sinema bilgisinin hayli fazla olduğu biliniyor. Hatta Vanity Fair dergisinin yıllık Hollywood özel sayısının patronun arzusu üzerine başlatıldığı da söylenir...
Ve efsane baslıyor
Baba Sam 1979 yılında ölünce Si Newhouse hayatta aradığını bulma yolunu da keşfetmişti.
Kardeşi Donald'ı gazete imparatorluğunun başına geçirdi ve kendisi de şirketin dergicilik grubunun yani Conde Nast'ın başına geçti. Böylece Donald parayı kazandı. Si de parayı harcama fırsatını yakaladı. Si bu imkanı kullanarak büyük paralar harcayıp ülkedeki en değerli editörleri, gazetecileri emrinde çalıştırdı. Başlarda sürekli para kaybeden birçok derginin arkasında uzun yıllar boyunca durdu.
Conde Nast'ta editoryal harcamaların yüksekliği sonunda bir efsane konumuna geldi. Şirket bünyesinde çalışan yayın yönetmenlerine 400 bin ila 2 milyon dolar arası maaş veriliyordu.
Bunun yanında yönetmenlerin her türlü harcamaları finanse ediliyordu. Buradaki felsefe para harcayarak daha çok para kazanılacağıydı. Nitekim Newhouse sonunda haklı çıktı.
Vogue dergisi, başında Anna Wintour gibi anormal paralar saçan bir kadın olmasına rağmen sonunda çok para kazanmaya başladı.
Yayın yönetmeninin yaşam stili bile yol açtığı reklamın etkisiyle para kazanılmasına yardımcı oluyordu. (Şeytan Marka Giyer filmini hatırlayın. Oradaki editörün Anna Wintour'u canlandırdığını düşünün ve ne demek istediğimi net olarak anlayacaksınız.)
Si Newhouse tarafından yeniden yayın hayatına kazandırılan Vanity Fair neredeyse 20 yıl sürekli zarar etti ama patron yılmadı.
Sonunda Yayın Yönetmeni Graydon Carter'in inanılmaz paralar harcamaya başlamasına rağmen-veya tam da bu nedenden dolayı da olabilir-, Vanity Fair sonunda Amerika'nın en karlı dergilerinden bir tanesi haline geldi. Newhouse'ın popüler kültürü anlama ve yönlendirme arzusunu tatmin için bir de New Yorker dergisi satın alındı. O dergi de yıllarca zarar ettikten sonra sonunda 1 milyon tirajı aştı ve para kazanmaya başladı.
Editörlerine sağladığı hayat tarzıyla, popüler kültürün ve yaşam stillerinin nasıl gelişeceğini belirleyen yayınlarıyla bugün Conde Nast gerçek bir efsanedir.
ŞİRKETİN YAPISI
Samuel I. Newhouse (veya popüler olarak bilindiği gibi Si Newhouse) kardeşi Donald ile 'Advence Publications' diye bilinen bir şirketin sahipleri. Conde Nast bu 'Advence Publications' adlı şirketin dergicilik işindeki bölümünden oluşuyor.
Bu büyük medya imparatorluğunun kökenleri, çocukların babası Sam Newhouse tarafından 1959 yılında atıldı.
Baba Newhouse, New York'un 'Lower East Side' olarak bilinen ve hayli sert bir mahalle yaşamına sahip olan bölümünde büyümüş bir patrondu. 1959 yılında bünyesinde sadece dört dergi bulunan ve mali zorluk içine düşmüş olan Conde Nast şirketini karısı Mitzi'ye hediye olarak aldığı söylenir. Baba Sam'in gazetecilik ve popüler kültür dergiciliği ile hiç alakası yoktu ama işini büyütmek istiyordu.
Bu arada Amerika ölçeğinde gündelik gazeteler satın almaya başladı. Satın almadaki stratejisi şuydu... New York Times veya Wall Street gibi ulusal dağıtımı olan büyük gazetelerin dışında hemen her eyalette, yerel yayıncılığa ağırlık veren gazeteler vardı. Baba Sam her bölgede en güçlü gazeteyi satın almak gibi bir strateji izledi ve böylece sonunda her eyaletteki yazılı basın ilanlarını alan tek patron konumuna geldi. Böylece çok para kazandı. Baba Newhouse çocukları Sam ve Donald'ı işi öğrensinler diye ülke çapındaki tüm gazetelerine gönderip çalıştırdı. Çocuklar işi öğrenmişlerdi ama özellikle Sam bu işi yapıp yapmayacağı konusunda kararsızdı.
Si Newhouse bu hayatta para kazanmaktan daha fazla şeyler istiyordu. Onun için meşhur insanların yaşamına aşinalık, saygı görmek ve rafine zevklere sahip olmak, rafine insanlarla birlikte olmak çok önemliydi.
Truman şovu
Alexander Liberman stil sahibi olan bir insandı ama popüler kültürü anlamaya/anlatmaya ve hatta popüler kültürü oluşturmaya adanmış dergilerin ağırlıkta olduğu bir yayın şirketinin başeditörü olmakta zorlanıyordu. Çünkü popüler kültürün tamamen dışındaydı.
'Yeni moda ne olacak, yeni nedir?' sorularına artık cevap veremiyordu. Onun yetmemeye başladığı dönemde Newhouse, James Truman'ı keşfetti. Bu İngiliz, gazeteciliğe İngiltere'nin Face adlı rock dergisine New York'tan yazı yazarak başladı. Bob Guccione Jr.'ı yeni bir dergi çıkarmaya ikna etti ve Spin dergisini yarattı, sonra da başına geçti.
Truman'da dahi bir dergicilik yeteneği olduğu keşfedilmeye başlanmıştı. Ama sonra birden sıkılıp Hollywood'a gitti. Film sektöründe başarılı olamadı tabii ve New York'a döndü.
Truman kılık kıyafetine çok önem verirdi. Bir gün giydiği çarpıcı Armani marka ceketi nedeniyle Vogue dergisi editörü Anna Wintour'un dikkatini çekti.
Tanıştılar ve Wintour da onu Newhouse'la tanıştırdı.
Liberman da patron da sonunda kendilerini popüler kültür hakkında bilgilendirecek beyni bulmuşlardı. Hem Conde Nast şirketinin gelişimini hem de medya tarihini çok etkileyen üçlü arkadaşlık böylece başladı.
Truman, Liberman'ın koruması altında onun makamına oturmadan önce yani Conde Nast'ın editoryal direktörü olmadan önce Wired dergisi ile Details dergisini çıkardı.
Bugün gelinen noktaları ve Newhouse'ın dergilere bakışını Truman etkisini anlamadan tam kavrayabilmek imkansızdır. Şirket içinden bazı insanlar onun 'hiçbir şey yapmadan iş yapar gibi gözüken insanlardan' olduğunu söyleseler de Truman stili, zevkleri ve moda olanın ne olduğunu kavrama kabiliyeti ile tüm şirkete bir hava vermeyi de başarmıştır.
Patronun özel yaşamı
Özeline çok düşkün bir insan olan Newhouse hakkında yazılmış iki kitap sayesinde bazı bilgilere sahip olabiliyoruz. Patron her sabah işine daha güneş doğmadan ve yürüyerek gidiyor. Yürüyüş kıyafetiyle o saatte onu yolda görenler bu yaşlı adamın dünyanın en güçlü medya baronlarından bir tanesi olduğuna inanmakta zorluk çekiyorlardı.
Newhouse çok güçlü editörler çalıştırmasına rağmen işe devamlı karışmasıyla tanınıyor. Her dergisi piyasaya çıkmadan önce onun tarafından baştan sona okunuyor ve reklam sayfalarını da tek tek parmağıyla sayıp, hesaplar yapıyor. Newhouse çok hızlı ve insani boyutu hiç olmayan bir şekilde editör kovmasıyla tanınıyor.
Örneğin; bir keresinde kovacağı bir editöre telefon edip 'Televizyonu aç, duymanı istediğim bir haber var' demiş ve editör kovulduğunu televizyon haberinden öğrenmiş.
Tina Brown gibi çok ünlü isimler onunla çalıştı. Ve çoğu da olaylı biçimde kovuldu. Conde Nast şirketinin dergilerinde özellikle Vanity Fair, Vogue ve New Yorker'da dedikodu hiç bitmez. Bu nedenle New Yorker dergisi hakkında yazılmış onlarca kitap var.