Beşiktaş, Ankara'da Hacettepe karşısında maça öylesine hızlı başladı ki, adeta başım döndü. Sağdan, soldan, göbekten her taraftan saldırıyordu Beşiktaş. Bu güzel, coşkulu ve baskılı futbolun karşılığı elbette gol ve goller olmalıydı. Hem de güzel goller olmalıydı. Nitekim öyle de oldu. Önce Delgado, sonra Nobre.. Birbirinden güzel harika goller attılar. Delgado'nun o zor topu önce kontrol edişi sonrasında vuruşu tek kelimeyle mükemmeldi. Sonra Nobre'nin şahane kafa golü geldi. Hemen hakkını verelim Nobre'nin attığı golde, Bobo'nun verdiği pası da alkışlamak gerekir. Maçı izleyenler Beşiktaş'ın oynadığı futbol ve gollerin arkası da geliyor zannetti. Ama öyle olmadı. Özellikle Beşiktaş golü yedikten sonra inanılmaz baskı yedi. Özellikle Ekrem'in olduğu sağ kanattan yağmur gibi ortalar gelmeye başladı. Bu zaafta Ekrem'i suçlamak hata olur çünkü hep ikiye bir kaldı.
Bu dakikadan itibaren Hacettepe oynuyor Beşiktaş seyrediyordu. Yine Hacettepe'nin bir atağında kaptan Orhan'ın inanılmaz şutunu Hakan güzel bir refleksle kurtararak maçın berabere olmasını engelledi. Hakan, bu kurtarışın dışında da çok iyi bir performans sergiledi. İkinci yarıda Mustafa Denizli, sağda çok zorlanan Ekrem'i sola alarak İbrahim Üzülmez'i çıkarttı. Serdar Kurtuluş'u da defansın sağına koydu. Denizli'nin sağ kanat değişikliği son derece isabetliydi. Ama neden İbrahim Üzülmez'i çıkarttı anlayamadım. Çünkü İbrahim hiç de kötü oynamıyordu. Delgado, Nobre ve Bobo gol atmalarına rağmen maçın genelinde gerçek performanslarını sahaya yansıtamadılar. Tello'yu çok çalışkan buldum. Fabian, sessiz sedasız görevini yapıyor, çok kritik pozisyonlarda kritik müdahalelerde bulunuyor. Özetle Beşiktaş, dün yirmi dakikada oynadığı futbolla üç puanı alarak İstanbul'a dönüyor. Beşiktaş şartlar ve rakip kim olursa olsun üç puana sevinmeli. Sevinirken de Mustafa Denizli, 'benim takımım neden bu kadar pozisyon veriyor' diye düşünmeli. Düşünmekle de kalmayıp çare bulmalı. Hacettepe'ye gelince; belki de sezonun en iyi futbolunu oynadılar. İyi mücadele ettiler, ben şahsen kendilerinden böyle bir performans beklemiyordum. Aklıma şu geldi; böylesine iyi oynayan bir Hacettepe neden ligin dibinde?
Beşiktaş kazandı ama Beşiktaşlıların yine yüreği ağzındaydı. Yine dokuz doğurttular.
...........................
Yirmi dakika yetti
Beşiktaş, Ankara'da Hacettepe karşısında maça öylesine hızlı başladı ki, adeta başım döndü. Sağdan, soldan, göbekten her taraftan saldırıyordu Beşiktaş. Bu güzel, coşkulu ve baskılı futbolun karşılığı elbette gol ve goller olmalıydı. Hem de güzel goller olmalıydı. Nitekim öyle de oldu. Önce Delgado, sonra Nobre.. Birbirinden güzel harika goller attılar. Delgado'nun o zor topu önce kontrol edişi sonrasında vuruşu tek kelimeyle mükemmeldi. Sonra Nobre'nin şahane kafa golü geldi. Hemen hakkını verelim Nobre'nin attığı golde, Bobo'nun verdiği pası da alkışlamak gerekir. Maçı izleyenler Beşiktaş'ın oynadığı futbol ve gollerin arkası da geliyor zannetti. Ama öyle olmadı. Özellikle Beşiktaş golü yedikten sonra inanılmaz baskı yedi. Özellikle Ekrem'in olduğu sağ kanattan yağmur gibi ortalar gelmeye başladı. Bu zaafta Ekrem'i suçlamak hata olur çünkü hep ikiye bir kaldı.
Bu dakikadan itibaren Hacettepe oynuyor Beşiktaş seyrediyordu. Yine Hacettepe'nin bir atağında kaptan Orhan'ın inanılmaz şutunu Hakan güzel bir refleksle kurtararak maçın berabere olmasını engelledi. Hakan, bu kurtarışın dışında da çok iyi bir performans sergiledi. İkinci yarıda Mustafa Denizli, sağda çok zorlanan Ekrem'i sola alarak İbrahim Üzülmez'i çıkarttı. Serdar Kurtuluş'u da defansın sağına koydu. Denizli'nin sağ kanat değişikliği son derece isabetliydi. Ama neden İbrahim Üzülmez'i çıkarttı anlayamadım. Çünkü İbrahim hiç de kötü oynamıyordu. Delgado, Nobre ve Bobo gol atmalarına rağmen maçın genelinde gerçek performanslarını sahaya yansıtamadılar. Tello'yu çok çalışkan buldum. Fabian, sessiz sedasız görevini yapıyor, çok kritik pozisyonlarda kritik müdahalelerde bulunuyor. Özetle Beşiktaş, dün yirmi dakikada oynadığı futbolla üç puanı alarak İstanbul'a dönüyor. Beşiktaş şartlar ve rakip kim olursa olsun üç puana sevinmeli. Sevinirken de Mustafa Denizli, 'benim takımım neden bu kadar pozisyon veriyor' diye düşünmeli. Düşünmekle de kalmayıp çare bulmalı. Hacettepe'ye gelince; belki de sezonun en iyi futbolunu oynadılar. İyi mücadele ettiler, ben şahsen kendilerinden böyle bir performans beklemiyordum. Aklıma şu geldi; böylesine iyi oynayan bir Hacettepe neden ligin dibinde?
Beşiktaş kazandı ama Beşiktaşlıların yine yüreği ağzındaydı. Yine dokuz doğurttular.