Show TV 'anchorman'i dostumuz Ali Kırca geçtiğimiz günlerde haber ekibi ile beraber Tahtakale'ye gitmemi ve oradaki gelişmeleri yakından izlememi tavsiye etti. Ben de sözünü dinledim ve on yıl sonra bir kere daha Tahtakale'ye giderek salı günü birkaç saati orada geçirdim. Ali Kırca haber ekibi uzun süredir sesi çıkmayan Tahtakale'nin yeniden canlanıp canlanmadığını merak ediyorlardı. Bu bağlamda elde ettiğim bilgiler ilginçti. Show TV'de salı akşamı ana haberde yayınlandı.
Aynı zamanda AKŞAM Gazetesi ekonomi servisinden Ayfer Arslan arkadaşımız da Tahtakale'ye giderek aynen bizim yaptığımız gibi oradaki popüler isimlerden ünlü Bilardo Osman ile bir görüşme yapmış. Bu görüşme de son derece ilginç içerik sahibi.
Kendi edindiğim bilgilerle, Ayfer meslektaşımın edindiği bilgileri bir araya getirerek aşağıya özetliyorum.
Birincisi, Tahtakale canlanmadı. Sadece can çekişiyor. Parasal boyutu son derece cılız bir mekan olarak devam ediyor. Orada olan olayların ekonomik önemi yok. Ancak medya oraya önem verip, oradaki hareketlilik ve heyecanı, ekranlara ve sütunlara taşırsa oradaki olaylar vatandaş tarafından, genel trend olarak görülüyor. Tahtakale artık hiçbir şeyi belirlemiyor. Benim konuştuğum yirmi kadar Tahtakale mensubu orada günde toplam 50 milyon dolar kadar döviz ve altın miktarının alınıp satıldığını, dolayısıyla bugünün Türkiye'sinde Tahtakale piyasasının bir önemi olmadığını, banka sistemi içindeki işlemlerin ve bir ölçüde de döviz bürolarının işlemlerinin etkili olduğunu söylüyorlar. Ayfer Arslan arkadaşımın konuştuğu şöhretli Bilardo Osman da gerilimin zirvede olduğu günde maksimum 200 bin dolar işlem yaptığını söylüyor. Tahtakale insanlarının ayda 500-1000 dolar arasında gelir elde ettiklerini belirliyor. Yakında onlar da devletten destek talebinde bulunacaklar galiba. İlginçtir, oradaki kişilerden biri 30 yıldır burada çalıştığını söyleyince, babasının ne iş yaptığını sordum, 'kaçakçı' olduğunu açıkça söyledi. Gene konuşmalardan çıkan bir sonuç artık döviz konusunun Tahtakale tarafından belirlenmediği. Belli ki döviz büfeleri bile Tahtakale'den daha aktif ve güçlü. Esas gelişmeler de banka sisteminde yapılan işlemlerle gerçekleşiyor. Yani Tahtakale artık sadece tarihten bir yaprak!
İkincisi, pazartesi günü Merkez Bankası daha evvelden 18 Aralık 2008 tarihinde açıkladığı genel politika ilkeleri konusundaki özette belirttiği gibi, 50 milyon dolarlık ihalelere başlayacağını açıkladığı zaman, biz kurların derhal düşeceğini belirtmiş ve bunu salı sabahı AKŞAM Gazetesi'ndeki sütuna taşımıştık. Daha ihale sonuçlanmadan evvel de, Tahtakale'de konuştuğumuz kimselerin hepsi de, kurların derhal düşeceğini belirtiyordu. Nitekim öyle oldu.
Altın konusunda ise görüştüğümüz hemen herkes, onsu 1000 dolara çıktığı andan beri tüm vatandaşın satıcı olduğunu vurguluyorlardı. Bu şart altında da altının 'kuyum' erbabı tarafından düşen satışlar sonucu içeride satılamayınca, ihraç edildiğini vurguluyorlardı. Sonuçta, Tahtakale ziyaretimiz sonrası elde ettiğimiz, bildiğimiz bir şeyin oradakiler tarafından tescili oldu. Tahtakale rahmetli olmuş. Sadece yeni ve güzel bir şey konusunda da bilgi edindik. O da öğlen yemeği babında götürüldüğümüz 'Dürümcü Raif' ile ilişkili! Eğer kömürde pişmiş, nefis eti olan, kısaca 'mükemmel bir dürüm şiş' yemek istiyorsanız, K.Çarşı'nın N.Osmaniye kapısının önüne gelin, Çarşı'ya girmeyin, sağa dönerek yokuş aşağıya doğru gidin. 100 metre kadar sonra nefis şiş kokuları zaten burnunuza gelecektir. Adıyamanlı dürümcü Raif müthiş!
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.