Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Rana taşınıyor

Başlığı okur okumaz 'Peki seni eski evde mi bırakıyor?' diye soracaksınız. Cevabı bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum.
Taşınmak için hazırlanan eşyalara baktığımda benim eski evde kalmamın planlandığı gibi bir şüphe doğuyor içimde. Bana ait hiçbir şey yok hazırlanan eşyanın içinde. Evin her yanına baktım, hiçbir şey yok. Demek ki ben fiilen yaşamamaktaymışım.
Resmen bir zombi olsam da beynim hala biraz çalışıyor. Evdeki eşyaların durumuna bakarak biraz yaratıcı davranıp bu krizi gerçekten bir fırsata dönüştürebileceğimi gördüm.
Evde şu anda İstanbul'un ve dünyanın en büyük oyuncakçı dükkanını açmak için yeterli miktarda oyuncak toplanmış halde bulunuyor. Hatta mağazamda damping filan yapabilmeme yetecek kadar fazla oyuncak bile var.
Rana hiçbir şeyi atmaya kıyamıyor. Atılması önerilen her eşya anında onun en fazla sevdiği kategorisine dahil oluyor. Alternatifler arasında seçim de yapamıyor. (Bunun bir örneği de benim. Onun evlenmek için beni tercih etmesi seçim yapmadaki yeteneksizliğinin bir başka göstergesi bence.)
Biliyor musunuz; ben nihayet tam anlamıyla dört dörtlük gazeteci oldum. Bugüne kadar mesleğin birçok aşamasında çalışmış olduğum halde savaş muhabirliği deneyimim yoktu. Son birkaç gündür bu eksikliğim de ortadan kalktı. Bir haftadır filen savaş muhabirliğini çok zor şartlar altında yapmaktayım. Zira Rana ile taşınmak savaştan beter olabiliyor. Savaş kadar acımasız ve kanlı bir süreç bu.
Savaşın en yoğun anı, dolapları seçmek için mağazaya gittiğimiz gündü. Seçim yapmaktan hoşlanmayan bir kadına, dolap seçmeye giderken eşlik etmek çok büyük bir hataymış. İş işten geçtikten sonra anladım bunu. Ben galiba o gece sakatlandım da kavga çıkmasın diye sesimi çıkarmıyorum.
Eşya dolabı alacağız. Tam bir model üstüne karar verir gibi oluyor, son anda vazgeçiyor ve birden mağazanın öteki tarafına büyük bir hızla yürümeye başlıyor. Mağaza da mağaza hani... Yürü yürü bitmiyor. Yürünecek yönü yere çizgiler çekerek de belirtmişler.
Ben başka bir gün anarşik bir tepki koyarak işaretin gösterdiği yönün tamamen aksi tarafına gittim. Ve iki saat kadar kayboldum. İşaretin doğru yönüne yürümeyi de denememe rağmen yine de farklı bölümlere çıktım. 'Bunu nasıl başardın?' diye soracak olursanız ben de size şu cevabı veririm: 'Eeeee bu dünyada Serdar Turgut olmak kadar kolay değil. Benim de birkaç özelliğim olsun değil mi? O tür bir kaybolmayı bu dünyada benden başka başarabilecek insan da yoktur. Bu da bilinsin.' Bilmem anlatabiliyor muyum?..
Nihayet yanına varabildiğimde Rana'nın iki saattir kayıp olduğumun farkında bile olmadığını gördüm. Dolap bölümündeki satıcılara birtakım sorular soruyordu.
O durumlarda kendisini kaybeder, dünyayı unutur ve satıcıya yoğunlaşır.
Yıllar içinde onun sorularından bunalan bazı satıcılar meslek değiştirdi. Bir tanesi ticarete atıldı, diğeri de fenni sünnetçi oldu. Şimdi hapiste adamcağız.
Soru ile nasıl bunaltabildiğini size küçük bir örnekle açıklayayım.
Diyelim ki balık yemek için restorana gittik. Süreç garsonun masaya yaklaşması ile başlar. Rana çoktan bir düşman olarak bellediği garsona delici gözlerle bakmaktadır. Fonda bir de Jaws filminin müziği çalsa ben o anda yaklaşanın bir garson değil bir köpekbalığı bile olduğuna ikna olabilirim. Yani durum o kadar  stresli hale gelebiliyor.
Garson ilk hatasını yapıp 'Ne balığı isterseniz?' diye Rana'ya soruyu yöneltiyor. Önce bana sorsa, ben hemen ısmarlayacağım, yiyip çıkacağız oradan ama soru Rana'ya sorulduğundan balığı büyük ihtimalle üç saat sonra filan yiyebilecektik.
O ilk önce restoranda o anda bulunan tüm balık cinslerinin iki kez sayılmasını istiyor. İkinci kez saydırması herhalde garson bir yalan söylüyor mu veya hatası var mı bunu tespit etmek amacıyla olmalı.
Sonra listedeki her balık için ayrı ayrı 'deniz mi çiftlik mi?' sorusu yöneltiliyor. Listedeki her balığın özgeçmişi tespit edildikten sonra sadece denizden gelmiş olanlara konsantre olunuyor ve bu sefer de denizden gelmiş olduğu söylenen balığın hangi denizden geldiği soruşturuluyor. 'Marmara mı, Ege mi, Akdeniz mi?' tek tek soruluyor garsona.
Ben ise bu arada eğer içkili bir yerdeysek içki komasına girme raddesinde oluyorum. Eğer içki yoksa 'hangi yöntemle intihar etsem daha güzel olur'u düşünüyorum.
Beni tek mutlu eden nokta Rana'nın soru repertuvarına balığın kaç metre derinlikte yakalandığı sorusunu dahil etmemiş olması. Bu bana bir 'joie de vivre' vermeye yetiyor.
Bütün sorgulama aşamalarından geçince de Rana bana dönüp 'Hangi balıktan yiyeyim, sen seç' diyebilir. O gün bizim garson da mutlaka artık meslek değiştirmesi gerektiğini düşünmüştür. Bence bundan böyle seri katil olup sadece çok soru soran kadınları öldürecek. Bunu yapmak ayrıca benim de bir fantezim.
Şimdi tahmin ediyorsunuzdur; taşınmak çok sayıda detayda karar alınmasını  gerektiren bir süreç.
Seçim yapmaktan fazla hoşlanmayan, seçim yapacağında alternatiflerin dibine kadar giden, ısrarlı, dipsoman ve enerjik bir kadınla bu sürece girmek, yemin ediyorum ki savaş muhabirliği yapmaktan çok daha riskli ve tehlikeli.
Şu ana kadar sadece sakatlanmış durumdayım ama tam taşınana kadar büyük ihtimalle şehit olacağım.
Bana yardım elinizi uzatın, şiddete uğrayan erkekleri koyduğunuz evlerden bir tanesine koyun beni. Taşınma işi bitince kendi evime geçerim. Oralarda yatağı fazla işgal etmeyeceğim, söz veriyorum...

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3