Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

Sigorta satın alalım!

Bugün Türk vatandaşlarının büyük kısmı spekülatör olmuş durumda. Her gittiğimiz yerde bize sorulan 'Dolar ne olur?' sorusu, orta ve uzun vadeli de sorulabilir veya kısa vadeli ve spekülatif de. Hatta bize en sık sorulan ikinci soru olan 'Fenerbahçe'nin durumu ne olur?' sorusunun cevabı bile döviz kuru sorusunun cevabından daha kolaydır.
Üzücüdür ki birçok kimse döviz kuru sorusuna, bizden, sadece spekülasyon yapmak için cevap bekliyor. Hafta başında Tahtakale'ye gittiğim zaman orada döviz işlemleri yapanlar, vatandaşın 100 dolar gibi küçük paralarla bile oynadığını, üç-beş kuruş çıkar için ortalığa döküldüğünü vurgulamışlardı. Burada açık seçik söylemeliyim ki kısa vadede döviz kurunda sadece yön değişikliği tahmin edilebilir, değişimin gücü ve takvimini tahmin etmek çok zordur. Örneğin Merkez Bankası 'Müdahale edeceğim!' dediği zaman veya hükümet 'IMF ile anlaşacağım!' dediği zaman kurun TL lehine değişeceği bilinir. Ama dozu ve takvimi bilinemez. 
Döviz kuru dengesinin altında aslında ülkenin reel yapısal durumu yatar. Burada, birincisi, ülkenin toplam dış borç stoku (bir bilanço yani stok kalemidir), bu stokun para cinsi, vadesi, faizi gibi unsurlar yatar.
Diğer taraftan da Türkiye kronik cari denge açığı veren bir ülke. Bu ülkenin cari denge açığı bir akım göstergesidir ve sadece kriz dönemlerinden sonraki dönemlerde fazla verir. Onun dışında da ekonomi büyüdükçe giderek büyüyen bir dış ticaret açığı ve cari denge açığı verir. Son dönemde petrol, gıda ve emtia  fiyatları yükselmişken, daha da büyük açıklar vermişti. Bugün ise ekonomi daralmaya başladığı için ticaret açığı küçülmekte ve cari denge açığı artıya yönlenmektedir. Bu yanlış nedenle doğru sonuç demektir. Burada cari açığın tasarruf zafiyeti anlamına geldiğinin altını da çizelim.
Borç durumuna baktığımız zaman bir bilanço kalemi olan borcu doğru değerlendirmek gerekir. Bilançonun iki tarafı vardır. Birisi döviz cinsinden varlıklar, ikincisi ise döviz cinsinden borçlar.
Kamu döviz durumuna baktığımız zaman büyük miktarı Merkez Bankası'nda duran döviz rezervi ile, çoğu Hazine bilançosunda duran kamu döviz borçları birbirine yakındır ve sorun arz etmemektedir. Benzeri şekilde banka bilançolarındaki döviz rezervi ile döviz borcu arasında 1994 veya 2001 gibi büyük bir döviz pozisyon açığı bulunmamaktadır.
Özel sektörün döviz borcu giderek büyümektedir, ama kısa vadeli olan kısmı küçüktür. Birçok dış döviz borcu gibi gözüken kalem de aslında dış ticaret hareketlerinden kaynaklanmaktadır.
Ben sorunu bilançolarda görmemekteyim. Sorun bilançolara döviz giriş ve çıkış akımlarından gelmektedir. Esas yapısal sorunumuz buradadır. Riskleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.
Birincisi, Türkiye, Doğu Avrupa ülkeleri ile ayni kategoride değerlendirilebilir ve onlardan döviz çıkarken bizden de çıkabilir. Nitekim bu geçtiğimiz son haftalarda  gerçekleşmiştir.
İkincisi, turizm geliri dünya sorunlarının büyümesi nedeni ile önemli ölçüde daralabilir. Şu anda öyle durmuyor ama gene de bu risk var.
Üçüncüsü, Türkiye şu anda henüz çok büyük kredi alma sorunu yaşamamaktadır  ama ileride Doğu Avrupa 1997 Asya krizindekine benzer bir soruna girerse, bu risk büyür. Çünkü o zaman kriz daha büyüme ve uzama eğilimine girer, çünkü Avrupa, Doğu Avrupa'ya büyük yardım yapma niyetinde gözükmüyor.
Dördüncüsü, içeride siyaset karışırsa, mesela mahalli seçimden sonra kazanan erken seçime gitme kararı alırsa veya dış siyaset karışır ve ABD ile tezkere dönemi gibi itişmeye başlarsak, riskli olarak algılanmamız çok artar. Cılızlaşmış sermaye hareketi girişi tersine döner ve kurlar önemli ölçüde etkilenir.
Daha birçok risk sayabiliriz ama şu anda en önemlileri olarak bunlar aklıma geliyor.
Bu risklerin birçoğuna karşı alınabilecek en iyi önlem IMF ile anlaşmaktır. IMF bizim için ciddi bir sigorta poliçesidir.
IMF ile anlaşmak, dünyaya, özellikle yabancı yatırımcılara da önemli bir mesajdır. Tasarruf oranı düşük, yatırım oranı ve tüketim oranı yüksek bir toplumun dışı küstürme lüksü olamaz.
IMF ile anlaştığımız takdirde, bir yıllık perspektifte ve yukarıdaki riskleri kendimiz azdırmadığımız takdirde, ülkenin 1994 veya 2001 gibi döviz çöküşü yaşaması ortamı yok.  Durgunluk yaşayacağız, istihdam büyük sorun olacak ama çökmeyiz. Döviz sorunları ve kur sorunları bizi bir kere daha boğamaz. Kur spekülatörleri ise bizi ilgilendirmiyor. Onlara cevabımız yok!

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3