Sistemi düzgün işleyebilen ve halkı da modern tavırlar alabilen ülkelerde yerel seçimler iktidardaki partiye yönelik güzel bir uyarı fırsatı olarak değerlendirilebilir.
İcraatları genelde beğenilen iktidarın gitmesine yol açmadan oy ile uyarılabilmesi için en uygun fırsat yerel seçimlerdir.
Bu durum o ülkedeki muhalefet için de güzel bir fırsattır. İktidar için de öyledir. Eğer iktidar yerel seçimden alabileceği uyarıyı değerlendirebilecek kafa yapısına sahipse bu durum ona bir dahaki genel seçime kadar kendisine çeki düzen verip iktidarını uzatma fırsatını tanır.
Türkiye normal durumda olmadığından bu süreçler katiyen işlemiyor bizim ülkemizde.
AKP ile birlikte dini duygular siyasete mutlak biçimde hakim olmaya başlayıncaya kadar bazen Türkiye'de de bu tür uyarılar çalışabiliyordu.
Herhalde en az Erdoğan kadar belki de ondan bile fazla dindar olduğundan şüphe edilemeyecek olan Turgut Özal döneminde bir yerel seçimde bu tür uyarı verilebilmişti ANAP iktidarına. Çünkü Turgut Özal muhafazakardı ama aynı zamanda moderndi de... Yani Türkiye'nin olması gerektiği gibiydi. Buna rağmen seçmenden uyarıyı alıp, bunun gereğini de yapmaya çalıştı.
Şimdi ise kendi muhafazakarlığından tüm modern düşünceyi çıkarıp atmaya kararlı bir iktidar var Türkiye'nin başında.
Ve onun hiçbir şekilde uyarılabilmesi mümkün değil.
Üstelik de yerel seçimde bir ikaz almaya gerçekten muhtaç durumdalar. Çok ihtiyaç var buna. Onların da, Türkiye'nin de...
Onların seçmeni artık 'Din kardeşliği' uyarınca hareket ediyor. Siyaset tamamen gündemden çıkmış durumda.
Onlar iktidar hakkında ne olumsuz laf duyarlarsa duysunlar, yolsuzluk burunlarının dibinde yaşansa, haksızlık olsa, hatta haksızlıklar kendilerine yapılsa bile hiçbir şey fark etmeyecek. 'Din kardeşim' diyerek basacaklar oyu yine de iktidara...
Özellikle CHP bu seçimde çok iyi mücadele ediyor. İyi adaylar çıkardı ama iktidar hala daha yüzde 50 oy alacaklarından falan bahsediyor.
Eğer bu gerçekten olursa, iktidar yine uyarı almazsa, kendini daha da kendi egosunda kaybederse, Türkiye'nin otoriter-totaliter bir sisteme gitmesinin önünde hiçbir engel kalmayacak.
İktidarın kendi egosu içinde canavarlaşmaya pek eğimli liderini tutabilecek engel kalmayacak.
Demokrasinin kuralları artık işlemiyor Türkiye'de. Bunların yerini 'Din kardeşliği' ve onun kuralları aldı.
AKP'nin kemik oy kitlesi adeta afyon yutmuşçasına her türlü söylentiye, yolsuzluğa, aşağılanmaya, 'yeter ki dindarlar lktidarda olsun' tavrıyla 'Eyvallah' diyebiliyor.
Sonuçları vahim olabilecek korkunç bir durumdayız açıkçası.
Bu duruma rağmen seçimin son sonucu gelinceye kadar benim umudum sürecek.
Fazla bir beklentim yok ama iktidara bir uyarının verilmesinin acilen gerektiğini görüyorum.
Sadece bizler açısından gerekmiyor bu uyarının verilmesi. İktidar da güç sarhoşluğu içinde bocalıyor. Artık en küçük itiraz, en küçük muhalefet, en detayda farklılıklar bile onları rahatsız etmeye başladı.
Faşizan eğilimler görüyorum bu gidişatta. Aynı giyinen, aynı konuşan ve hatta aynı fiziksel özelliklere sahip insanlar istiyorlar toplumda.
Dolayısıyla, geleceğinden korkan her insan bu seçimde sandığa gidip iktidara uyarı oluşturacak şekilde oyunu kullanmalıdır.
Şunu da unutmayın; inanç sadece kendisine dindar diyenlerin tekeline bırakılamayacak kadar önemli bir vicdan meselesidir.
Bu seçimde bu da test edileceğinden oyunuzun uyarı niteliğinin olmasının önemi de daha çok artıyor.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.