AKŞAM GAZETESİ | Nihat Sırdar | 2009-03-16
İstanbul'un berbat trafiğinde ilerliyorsunuz...
Yanınızda bir araba duruyor...
Siyah bir Mercedes... Kırmızı ışıkta bekliyorsunuz...
Beklemekten sıkılınca etrafınıza göz gezdiriyorsunuz...
Mercedes'in arka koltuğunda oturan adamla göz göze geliyorsunuz...
Hafifçe başını eğerek selam veriyor size gözünüzdeki büyümeyi görünce.
O arabanın arka koltuğunda oturan ve kırmızı ışıkta sizin gibi bekleyen bir Cumhurbaşkanı...
Ama şimdiki değil...
Bir önceki...
Yani Ahmet Necdet Sezer...
Sezer öyle adamın biri falan değildi...
Öyle herhangi adamın biri olsaydı şimdi Egemen Bağış'ın işini yapıyor olurdu...
Çünkü bazıları 'öylesine adamın biri' oldukları için siyaset yapma ihtiyacı hissederler.
Onun için gittikleri her yere kırk tane eskortla, korumayla giderler...
Onun için yolları kapattırır, uçakları bekletirler.
Adamın biri oldukları için siyasetçi olur böyleleri.
Sonra günün birinde 'Nasılsin ey sevgili halkım. Bak sana indim. Ekonomik kriz falan yok. Hatırlasana eskiden adamın biri kitapçık atardı da kriz çıkardı' dediği sırada bir balıkçı adam olmanın nasıl olduğunu hatırlatır onlara.
'Adamın biri değil. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer' diyerek nezaket dersi verir.
Ama onlar bu söze de aldırmazlar.
Siyasetçi olmak böyledir çünkü...