AKŞAM GAZETESİ | Bahri Havadır | 2009-03-16
Maçta futbol değil; öne çıkan, konuşulması gereken tek bir isim vardı. O isim; Arda Turan'dı... Takım içindeki arkadaşlarının koca kafalı dediği Arda Turan...
Oyunda kaldığı 75 dakika içerisinde her yerde o vardı. Aşağıda, yukarıda, yanda, ceza sahasında ve attığı nefis goldeki şeytanlığında... Onu izlerken keyif aldım.
Aynı şeyi Lincoln için söyleyemem. Hemen hemen hiç yoktu. Bülent hoca neden Lincoln'e katlandı bilemiyorum.
Arda'nın yanı sıra sakat sakat sekerek oynayan Emre Aşık'a da ayrı bir paragraf açmak lazım. Gerçekten Emre yürüyemiyordu bile. Ama yedek kulübesinde stoper oynayacak kimse yoktu. Vardı da, Veysel gibi birisiyle baş edecek tecrübeli birisi yoktu. Bu da Emre'nin şanssızlığı. Servet yok, Emre Güngör yok; tek başına cengaver gibi savaştı.
Aslında ilk yarıda 2 net pozisyonda; 4'te Veysel, 32'de Bülent topu ağlara gönderemedi. Pozisyonların birinde rakip oyuncular beceriksizdi, birinde de De Sanctis başarılıydı.
Galatasaray çok üst düzey bir Bordeaux maçından döndüğü için olsa gerek çok kontrollü bir oyun sergiledi.
Orta alanda Ayhan ve Barış çok koşup rakiplerini bozdular.
Bence maçın adamı Arda'nın 12. dakikada attığı goldeki zamanlaması uzun boylu defans oyuncusu Mihajlov'un üzerinden topu kafayla ağlara aşırması harikaydı.
Bu pozisyonda Sabri'nin 60 metre pas atması da önemliydi. Sabri'nin de bu golde en az Arda kadar katkısı olduğunu söylememiz gerek.
Özetle; Bülent Korkmaz'ın gelişiyle Galatasaray ivmeyi yükseltti ve emin adımlarla gidiyor.
Bülent hoca, 'Daha da iyi olacağız, bekleyin' demişti.
Gösterdikleri performansa bakılırsa; Galatasaraylı futbolcular da hocalarını can kulağıyla dinliyor ve söylediklerini uyguluyorlar.