AKŞAM GAZETESİ | Turgay Şeren | 2009-03-16

kategori2

Hiç oynamadan 3 puan

Galatasaray dün akşam Konya'da futbol adına hiçbir şey ortaya koymadı.
Oysa ben, Bordeaux galibiyetinden sonra moralli Galatasaray'ın; rakip kaleye bol bol gideceğini, şut atacağını, gol atacağını ve maçı kazanmak için de her şeyini ortaya koyacağını düşündüm. Yanılmışım.
Galatasaray'ın tek golü var Arda ile. O da Konya kalecisi Jefferson'un defans oyuncusu Mihajlov'la anlaşmazlığından oldu.
O, arkadaşına bıraktı, kaleci de ona bıraktı. Arda aradan fırladı, sakatlanmak pahasına kafayla maçın golünü attı.
Yani maçın golü öyle şutla mutla olmadı. Zaten şut da olmadı Galatasaray tarafından.
Ha şimdi gelelim Konyaspor'a ve Giray Bulak'a. Herhalde dün akşamki Konyaspor'u yüreğiyle izleyen Bulak, futbolcularının ortaya koyduğu oyunu ve kaçırdıkları inanılmaz golleri düşündükçe, yatağında uyuyamamıştır.
Veysel, Konyaspor'un ası değil mi! Maçın başında bomboş kaleci Sanctis ile karşı karşıya kaldı, ne arkasında, ne yanında, ne sağında ne de solunda Konyalı futbolcu yok.
Konyasporlu ne bekler, 'Veysel golü atacak ve maçın daha heyecanlı bir şekle girmesini sağlayacak' ama nerede! Veysel, Sanctis'e nişanladı, gol atmak şöyle dursun; vurduğu top Sanctis'in kafasında patladı.
Böyle gol kaçmaz. Birisi Veysel'e sormalı; 'bu golü atmak için kalede kalecinin de olmaması mı lazım.'
Konyaspor'un kaçırdığı bir de ikinci gol var. İnanılacak gibi değil.
Bülent Bölükbaşı, kaleyi bomboş gördü ama topu dışarı vurdu.
Sen böyle iki tane gol kaçırırsan; takım olarak nasıl maç kazanırsın? Tabi kazanamadın. Galatasaray, Konya'nın kaçırdığı bu gollerden sonra defansını sağlam tuttu. Meira, Emre ve Hakan Balta hava toplarında rakiplerine fırsat vermediler.
Orta sahada Ayhan, formsuz da olsa Galatasaray'ın en iyisiydi.
Bu hafta Sivas'ın dışında bütün şampiyon adayları kazandı.
Her zaman kaybedecek değiller ya!