AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-03-16

kategori2

Bir günde bu kadar erkeklik söylemi duymak içimi baydı, ferahlamalıyım

Kadınların anlamının ne olduğunu düşünmekten erkeklerin ne olduğunu düşünmeye hiç vakit ayıramamış ve bu yüzden de erkekliği konusunda hiçbir nosyonu bulunmayan benim gibi insanın, bir gün içinde bu kadar fazla erkelik söylemi duymaktan içi doğal olarak bayıldı.
İlk önce Hüsnü Şenlendirici çıktı ortaya ve 'Erkekliğime laf  ettirmem' dedi. Sonra da İbrahim Tatlıses 'Ben erkeğim, o şekilde konuşurum' türünden bir şeyler söyledi.
İkisi de dediklerinin anlamlı olduğunu düşünerek demeç mahallinden mutlu bir şekilde ayrıldılar.
Bu ikisinin de kadınlarla hayli problemli ilişkileri (sakin olun; cinayete filan gerek yok, cinsellikten bahsetmiyorum burada) olduğu da bilindiğinden, benim erkeklik söylemi konusunda kafam iyice karıştı.
Aslında Türklerin erkekliği dünyaca meşhurdur.
Erkeklik, doğan Türk oğlan çocuklarına ileriki yıllarda doğal olarak gelen bir meziyettir. Ve bu kadar doğal gelen bir meziyete laf edilmesinin bu kadar sinir bozmasını da doğal karşılamak gerekebilir belki.
Hüsnü Şenlendirici'nin Deniz Seki ile ilgili davranışı hakkında çok fazla yorum yapıldı.
Tahmin ediyorum ki; onun asıl sinirini bozan, Ertuğrul Özkök'ün konu hakkında yazdığı yazı olmalı.
Şenlendirici, 'O niye karışıyor bu konuya' diye düşünmüş olabilir. Ama bilmiyor ki bu Türk medyasında erkeklik üzerine laf etmeye hakkı olan bir insan varsa, o da Ertuğrul Özkök'tür. Çünkü o bir zamanlar hazırlanan 'Dünyanın en seksi erkekleri' listesine girmeyi başarmıştı.
Bu kadar başarılı bir erkeğin, Hüsnü Şenlendirici hakkında laf etmesi doğal hakkıdır. Gerçi 'Dünyanın en seksi erkekleri' listesi yayınlandıktan sonra adının o listede yer aldığına büyük ihtimalle hayli pişman olmuştur.
Çünkü ben liste yayınlar yayınlanmaz o günlerde yayın yönetmenim olan Ertuğrul Özkök'ün adı hangi yazımda geçerse geçsin, adının hemen arkasından aynen şu cümleyi '-ki kendisi dünyanın en seksi erkekler listesinde yer almaktadır'ı daima koydum yazıma ve bu da hiç sektirmeden birkaç yıl kadar devam etti.
Aslında listedeki sırasını da belirtiyordum cümlelerimde ama şimdi unutmuşum hangi sıra olduğunu.
Dün araştırmacı gazetecilik kuralları çerçevesinde haber kaynağına telefon açtım,  'Dünyanın en seksi erkekleri' listesine kaçıncı sıradan girmiş olduğunu sordum, maalesef o da hatırlayamadı. Ben de fazla ısrar edemedim. Çünkü iki ciddi insan olarak hemen şu anda Türkiye'nin en önemli meselesi haline gelen  konuyu konuşmaya başladık. O bir TV dizisinde oynayacak ya, bu meseleyi sordum kendisine. Ben bu defa kendimi tutacağımı ve bu konuya hiç girmeyeceğimi söyledim. İleride keyifli olursam o konuyu bir kitap şeklinde yayınlamayı düşüneceğim.
Gazetelerde yazmayı bıraktıktan sonra bu kitap benim açımdan bir emeklilik projesi de olabilir.
Neyse; asıl konuya döneyim. 'Ben erkekliğime laf ettirmem' lafı kendi başına alındığında ne kadar saçma ve itici bir laf değil mi? Türk erkeklerinin cinselliğinin muasır medeniyetlerin üstüne çoktan çıkmış olduğunu tüm dünya bilmektedir.
Bu global efsaneye Türk erkekleri galiba gerçekten inandıklarından, turist kızların her yıl kendileriyle sevişmek için buralara geldiklerini sanmaktadır. Ve bir yabancı dizide Türk kızının yabancı erkek ile ilişki kurduğunun gösterilmesini, o dizinin çekildiği ülkeye savaş açılması için yeterli ve haklı gerekçe olarak görürler.
Aksi, yani bir Türk erkeğinin yabancı kız ile ilişki kurduğunun gösterilmesi normdur ve bu normaldir. Tabiat kurallarının gereği de budur.
Şimdi üçüncü filminde Recep İvedik'in sevgilisi de gözükecek ya; bunun yabancı bir fıstık olması çok da yerinde olur. Bu gerçekçi de olacaktır. Çünkü ilişki kurmak için buralara gelen bir yabancı kadının sonunda bir ayıyla ilişki kurması da son derece gerçekçidir. (Şahancığım bu lafı cümlenin gidişatı nedeniyle mecburen  söyledim yoksa yarattığın karaktere bayılıyorum. Ben, 'Onu beğenmedim' havalarına giren anal retentif tiplerden değilim, filmlere çok da gülüyorum.)
Hüsnü Şenlendirici ve İbrahim Tatlıses'in erkeklik söylemleri hakkında daha fazla laf etmeyeceğim. Çünkü kendimi tutmasam bu yazı hiç bitmeyecek gibi gelmeye başladı bana. Şu andan itibaren afakanlar basmış durumda içimi. Ama bir son sözüm olacak yine de...
Şöyle düşünün meseleyi; Hüsnü Şenlendirici ve İbrahim Tatlıses, sohbette konu açıldığı zaman 'Hayır, benim viagra gibi ilaçlara tabii ki çok şükür ihtiyacım yok' diye konuşan türden erkeklerdendir. Buna neredeyse eminim ve Yılmaz Güney'in çektiği 'Arkadaş' filminde ikisinden biri rol almış olsaydı, o filmde bir sahnede bavul içinde görülen tabanca, komünist ihtilalde değil, kadınlara iplerin kimin elinde olduğunu göstermek için kullanılacaktı. Ve o filmde Melika Demirağ'ın canlandırdığı tipin film sonunda mutlaka ama mutlaka cezalandırılması gerekecekti. Çünkü gerçek erkeklerin kadınlarda laubaliliğe tahammülleri katiyen yoktur.