AKŞAM GAZETESİ | Bahri Havadır | 2009-03-16

kategori2

İşte Meira gerçeği

'Gitti, gidiyor, giiit...' derken son anda kaldı Meira... Zenit'e gidecekti, olmadı.
Hazırlıklar yapılmıştı üstelik... Bilet işlemlerine bile başlanmıştı Portekizli'nin.
Peki neden kaldı?
Anlatayım.
Zenit Kulübü'nden gelen ilk yazıda teklif edilen fiyat  7 milyon Euro civarındaydı.
Sonraki gün yine Zenit'ten başka bir yetkilinin imzasıyla bir teklif yazısı daha gelmez mi?    Bu kez teklif 4.5 milyon Euro'ydu üstelik.
Kafalar karıştı tabii.
İki yazıyı yazanların birbirinden haberi yoktu... Çünkü biri başkanlar düzeyindeki yazı, diğeri sportif direktör düzeyinde yazılan yazı...
Yani bir gayri ciddilik vardı...
Galatasaray işte bunun için Meira'yı göndermedi...
Portekizli bir iki afra tafra yaptı gideyim diye ama Galatasaray vazgeçti bu işten.
Hem ciddiyetsiz buldu teklifi... Hem de savunmada sakat futbolcu sayısı fazlaydı, riske girilemezdi.
Şimdi Meira ne kadar 'mutluyum' dese de pek inandırıcı gelmiyor bana...
Çünkü Galatasaray'da olmayı, Florya'da antrenman yapmayı 'Bir devlet dairesindeki memur zihniyetiyle' yürütüyor...
Şimdilik 'transfer donduruldu' gibi görünüyor ama her zaman buzluktan çıkarılabilir... Bakarsınız yeni bir mektup daha gelir, Meira da uçup gider...

Song neden gitti?
Bugün Meira tartışılırken, 'Song'u keşke bırakmasaydık' diyorlar...
Galatasaray'ın şampiyon olduğu gecenin sabahında yaşananları anlata anlata bitiremiyorlar. O gecenin sabahında evinden alınıp Florya Tesisleri'ne getirildi Song... Sözleşmesi bitmişti çünkü. Adnan Sezgin sordu :
- Yeni sözleşme için ne istiyorsun?
-Yıllık 750 bin euro garanti para istiyorum... (Aslında o dönem 1 milyon euronun üzerinde alıyordu. İndirim yapmıştı...)
- Sana ancak 500 bin euro veririz...
İş olmadı, Song kapıyı kapatıp asık bir suratla Florya'dan çıkıp gitti... Gidiş o gidiş...
Sonra Meira geldi... Yıllık 1 milyon 700 bin euro civarı sözleşme imzalandı (üç yıllık)... Artı 3 milyon 500 bin euro da bonservis bedeli...
Şimdi Song ile Meira'yı kıyaslıyor insan...
Onun Trabzonspor'da verdiğine bakın, Meira'nın Galatasaray'da tartışılmasına bakın... Meira aslında kariyer sahibi bir futbolcu ama Galatasaray'a uymadı, Song Trabzonspor'a uydu... Peki bu nasıl bir anlaşma, peki bu nasıl bir sezi, peki bu nasıl bir hesap kitap işi...
Vallahi pes...

One minute Kalli!
Skibbe gittikten sonra, Kalli futbolculara nutuk attı... 'Acaba ne diyecek' diye Bülent Korkmaz da toplantıya katıldı. Özetle; 'Sizin yüzünüzden gitti' dedi. 'Bu işin vebalin sizin' demek istedi... Kalli, giderek haddini aşıyordu ki, Bülent Korkmaz dayanamayıp 'One minute' dedi ve ekledi:
'Artık bitti. Bu Kalli'nin buradaki son konuşması!' O günden sonra neler oldu bakın:
- Cevat hoca kendine geldi...
- Futbolcular 'Oh bee antrenman buymuş, meğer biz hep yatmışız' dediler...
- Florya'da saygı, sevgi daha da arttı...
- Tesislerde Hasan Şaş gibi çok önemli bir isim yeniden devreye girdi...
- Ümit Karan gibi buruk bir isim daha çok işine asılmaya başladı...
- Profesyoneller sadece kendi işine bakmaya çaba gösterdi...
- Florya'da gülmeler, şakalaşmalar, sıcak kamp ortamı yeniden başladı...
- Sakat olan Arda 'Kampta kalmak için ısrar' etti ve kaldı...
- Lincoln bile kendine geldi... Takıma uyum sağladı... Çünkü Bülent Korkmaz ilk gün 'One minute Kalli' diye başladı ve raconu kesti attı...
Şimdi Kalli nerede! Güya alt yapıda...
Skibbe nerde? Ülkesinde eşi Aylin Hanım'la aile gezmeleri yapıyor...
Değerli başkan Adnan Polat...  Daha ilk günden itibaren Haldun Üstünel'in 'Bu Skibbe'den bir şey olmaz, bize zarar veriyor, gönderelim' teklifini 'One minute Haldun' diye engellemeseydin ne olurdu şimdi acaba?

Polat arkasında olursa
Başkan Adnan Polat'a minik bir önerim var...
Ne olur ikide bir 'Bülent Korkmaz'ın arkasındayız' demeçleri vermeyin...
Söyleyecekseniz 'Ben Bülent'in her zaman yanındayım' deyin...
Arkasında olunanlar hep gitti...
Hagi'nin bir lafı vardı... 'Arkamdalar ama ellerinde tabanca varsa ya! Beni ne zaman vuracakları belli mi olur?' diye... Gerçekten arkasında olmak yerine yanında olmak daha dürüstçe olur... Bülent Korkmaz soyunma odasında kaybolmaya yüz tutmuş disiplini yeniden getirdi... Futbolcuların yüz rengi bile değişti... Yeter ki 'Günü kurtarma' adına değil 'Sonuna kadar yanındayız' mesajını hep görsün Bülent Korkmaz...
Bir lafım da Lincoln'e...
Brezilyalı futbolcu 'Her zaman ilgi ister...'
İlgiyi zaten görüyorsun...
Bülent Korkmaz yürekli bir insan...  Fırça atarsa eğer 'Sakatım, oram buram ağrıyor' diye kaytarmaya çalışma; çünkü bunu yemez... Tartışmasız iyi ve yetenekli bir oyuncusun ama lider bir oyuncu olmadığını bil... Son söz; Galatasaray'ın, Bülent Korkmaz'ın, arkadaşlarının sana ihtiyacı var... Şimdi kendini gösterme zamanı...

Bir yıl dolarken
Başkan Adnan Polat'ın ' başkanlık koltuğundaki ' bir yılı dolmak üzere...
O gün için iyi bir kadro kurdu... 'Galatasaray'ı hayallerinizin ötesine götüreceğim' dedi... Çoğunluk alkışladı, bazıları dudak büktü... Geriye baktığımızda bazen yanıldı, bazen de inanılmaz zorluklara göğüs gerip krize meydan okudu... Benim en çok hoşuma giden camiada birleştirici rolünü üstlenip, eski başkanları biraraya getirmesi, küskünleri barıştırması oldu ...
Ancak ekonomik durum ne yazik ki istenilen çizgiye ulaştırılamadı... Çünkü yük ağır... Çünkü bu çarkı çevirmek o kadar kolay değil... Şimdi tüm hesaplar Seyrantepe'deki stat için yapılıyor... Orada kombine satışlarından elde edilecek rakamlar Galatasaray'ı kurtaracak gibi görünüyor...
Stat zamanında açılsa bile her şey sportif başarıya bağlı değil midir ?
Saray gibi bir stat olabilir ama oranın içine koyabileceğin müthiş bir takım lazım... Şampiyonlar Ligi'nde oynayan, Fenerbahçe'yi sürklase etmiş, kıskanılacak bir tabloya sahip bir takım ancak 'Para basar...'
Başkan Polat bunu çok iyi biliyor, ince hesaplar yapıyor... Onun beyin takımı      (Haldun Üstünel ve birkaç gönüllü) elbette çalışıyor...
Ve onlar da biliyor ki... Sportif başarı varsa, Galatasaraylı gelir parasını verir koltuğunu alır...Yoksa hayalet bir takıma, geride kalmış nal toplayan bir takıma, forması üzerine yakışmayan bir takıma yatırım yapmaz...
Rüzgar başarıya göre eser... Gerisi vız gelir, tırıs gider.