AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-03-16

kategori2

Altın orta

Türklerde laiklik dinden bağımsız bir alan değildir.
Türk laikliği, Türk'ün dinini korur ve gözetir.
Türkler'de din de laiklikten bağımsız bir alan değildir.
Türklerin Müslümanlık kavrayışı laik sistemi içerir.
Türk olmanın, ekseri anlamı budur.
Yanlış anlaşılan şu:
Laiklik din ve devlet işlerini 'kurumsal ölçekte' ayırmanın adıdır.
Ama laiklik, din ile laikleri ayırmanın adı katiyen değildir.
Tam tersi de doğru...
Din, laiklik ile dindarları ayırmanın adı değildir.
Her ikisi açısından da, ya birini ya ötekini tercih etme mecburiyeti yoktur.
Şimdi Türkiye'nin karşı karşıya olduğu tehlike zannedildiğinin aksine laiklik ile dini ayırma tehlikesidir.
Din ile devleti birleştirmeyelim.
Ama din ile laikliği de ayırmayalım.
Bir aşırılık İslamiyet alanından laik unsurları kovmaya çalışırken,
Bir başka aşırılık da laiklikten İslamiyet'in unsurlarını çıkartmaya çalışıyor.
Haddini aşan zıddına dönüyor ve her iki çaba da aynı amaca hizmet ediyor.
Bu bizi Türklük'ten çıkartacak bir faaliyettir.
Çünkü, başa dönelim ve tekrar edelim...
Türk, bir anlamıyla da, laik Müslümanın ya da Müslüman laikin adıdır.
Öyleyse Türk olabilmek, Türk kalabilmek için iki şeye muhakkak surette ihtiyacımız var...
Müslüman ve laik olmak.
Maruz kaldığımız kavga dindar ve laik kavgası değildir.
Maruz kaldığımız kavga bizi Türklük'ten çıkartmak isteyenlerin provoke ettiği bir kavgadır.
İşte buraya yazıyorum:
Yapılmaya çalışılan...
Laiklik ile dinin ayrılmasıdır...
Alarm zilini çalıyor ve bir kez daha bütün dindarları laikliğe sahip çıkmaya, bütün laik hassasiyet sahiplerini de dinlerine sahip çıkmaya çağırıyorum.
Bu topraklarda her ikisi birbirinin ve Türklüğün
sigortasıdır.