AKŞAM GAZETESİ | SIYASET | 27 MART 2009, CUMA
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKŞAM Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya, ekonomi yazarı Deniz Gökçe ve Ortadoğu uzmanı Hüsnü Mahalli'nin sorularını canlı yayında SHOW TV'de yanıtladı.
ERDOĞAN, konuşmasına BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun düşen helikopterini arama çalışmaları hakkında bilgi vermekle başlayan Başbakan, Yazıcıoğlu için 'Aramızda özel bir hukuk vardır' ifadesini kullandı. Erdoğan, AKP il başkanlığındaki görüşmede şunları söyledi:
BİRİNCİ PARTİ BİZİZ
İsmail Küçükkaya: Seçimlere iki gün kaldı. En son yapılan anketler konusunda ne diyeceksiniz? Sizin tahmininiz nedir?
Bir oran söylemek zor. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Birinci parti biziz. Zaten diğer partiler de ikinci, üçüncü olacaklarını ifade ettiler. Krizin bizi normalde çok olumsuz etkilemesi lazım. Ama olumsuz bir şey olmayacak. En güvenilir anketi halkımız pazar günü yapacak. Akşam 21.00'de de biz vereceğiz.

Hüsnü Mahalli: Sokakta şöyle bir yorum var: AK Parti'ye oy verme oranında değişiklik olmaz çünkü seçmeninin gelir düzeyi orta ve orta sınıfın altı. Krizden etkilenmediler.
Alt gelir-orta tabaka işi çok daha sıkı tutuyor. Üst takım ise sınırsız harcamaya alıştığı için daha farklı. Yoksul sınıfa yönelik gayretimiz oldu, bu devletin imkanı ne el veriyorsa yapıyoruz. En az maaş alan memur 1417 lira maaş alıyor şu anda. Biz geldiğimizde 500 civarındaydı.
H.M.: Size bağlı olan yerel yönetimler iş yapar sorusu gündeme gelmiyor mu artık?
Ben yerel yönetimden gelmiş biriyim. Hiçbir belediye kendilerinden olmadığımız için hakkımızı vermedi diyemez. Ama tabii iktidar partisinden olan belediyenin meydana getireceği bir sinerji var.
İ.K.: Krizin etkisi en fazla işsizliğe yansıdı. Ne gibi tedbirler almayı düşünüyorsunuz?
Şu anda işsizlik oranı 13.6. Ben teğet geçti derken ortaya bazı ölçüler koydum. Bu süreç içerisinde işçi çıkarmasınlar. Sayın Baykal'ın açıkladığı bir tablo var. Ama bunun bütçeye maliyeti nedir, kimse sormadı.
Deniz Gökçe: Bütçede eleştirilen bir konu büyüme rakamıydı. Revizyon yapmanız gerektiği konusuna ne diyorsunuz?
Büyümeyle ilgili hedefimiz noktasında değişim olduğunu düşünmüyorum. Yüzde 2'yle de neticelenebilir, yüzde 6'yla da. Bazıları hedefi belirliyor işi bilmiyor diyebilir, varsın desin. Ama 5'in altına hiç düşmedik. Şu anda geldiğimiz nokta gerçekten düşük ama çalışıp koşturacağız.
DTP KAZANIRSA PAZARLIK OLMAZ
H.M.: Diyarbakır'daki seçimi çok önemsediğinizi biliyoruz. Hangi olasılık fazla sizce?
Bir defa Kürt kökenli vatandaşlarımı sadece Diyarbakır'da yaşayan insanlar olarak görmüyorum. DTP Kürt kökenli vatandaşlarımı temsil eden parti değildir, Diyarbakır'ı kazanmak onları kazanmak anlamına gelmez. DTP belediyeyi kazanırsa hakkı neyse alır, hizmeti veriyorsa devam eder ama bunun dışında hükümetle yapacağı herhangi bir pazarlık olmaz. Ama ben ne yazık ki modern anlamda bir belediyecilik yaptığını görmüyorum. Biz orada sadece bir imarla ilgi sorunu halledene kadar akla karayı seçtik, sürekli hükümetle bir çatışma içine girmek... Çok sıkı bir yarış var, AK Parti alırsa kimse şaşırmasın.
İ.K.: İzmir için ne diyeceksiniz?
Çok kaliteli adayımız var. Hizmete mi oy vereceğiz yoksa ideolojiye mi? Diyarbakır'ı konuştuk, kimlik siyasetinden başka bir şey yapılmıyor, İzmir'de de aynı şeyi görüyoruz. Benim halkım bunları aşmalı. Bölgesel, dinsel milliyetçilik yapmayacağız.
H.M.: Güneydoğu'da mitinglerinizi izledim, bayanların yüzde 90'ı türbanlıydı...
O bölgenin halkı zaten muhafazakardır, bu kimseyi rahatsız etmemeli. Tam aksi olsa o da beni rahatsız etmez, benim de ona saygı duymam lazım. Demokrasi diyorsak bu.
İ.K.: Davos rüzgarıyla girdiniz kampanyaya... Vatandaşın da üzüldüğü üslup meselesi... Siz muhalefet liderlerine davalar açtınız. Bir gerginlik havası var toplumda da.
Aklı selimle düşünürsek iktidarda olan bir parti gerginlik çıkarır mı? Biz gerginlik üzerine siyaset oluşturmadık. Ben seçimlere kadar asla hiçbir grup konuşmamda kendilerini gündeme almadım. Onlar her hafta şahsıma belden aşağı yaptılar bu işi, ama ben, sabır... Üslup deniyor, meydanlardaki konuşmalarımı inceleyin. Ama Sayın Baykal'ın bazı çirkinlikleri var. Bazıları, neredeyse küfür olanlar var, ben artık bunlara cevap vermem adabım müsaade etmez onun için avukatlarım vasıtasıyla dava açtım.
İ.K.: Bu kampanya döneminde irtica, laiklik karşıtı tartışmaları olmadı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Onun nedeni; bu iş tutmadı. 22 Temmuz'da gördüler. Ellerine yeni fırsat düştü; küresel kriz. Bunu işlediler. Orada da ellerinde sadece işsizlik var, başka bir şey işleyebilmiş değiller. Halkımızın bize olan güveni hesaplarını boşa çıkaracak.
D.G.: Bir Fenerbahçe'nin durumu ne olacak sorusu cevapsızdır, ben de bir tane sorayım: Türkiye ne zaman krizden kurtulacak?
Altıncı ayın sonu ile yıl sonu arasında işin dibini göreceğiz, daha fazla uzamaz.
BAYKAL ERGENEKON'U REDDEDİYOR
İ.K.: İlk defa bir darbe girişimi iddiaları iddianameye girdi. Hissettiniz mi böyle bir tehlikeyi?
Bu bir yargı süreci. Benim yorum yapmam doğru olmaz. Yürütme olarak yargı bizden talepte bulunuyor. Temennim hak neyse o yerini bulsun. Bunun dışında müdahale asla.
İ.K.: İddianamede muhalefet liderlerini devirme planlarının da çıkması şaşırttı mı sizi?
Baykal öyle bir şeyi kabul etmiyor, benimle ilgili bir şey yok diyor.
D.G.: Başbakanım, benim telefonum dinlenmiyor, ben test ettirdim.
Emin misiniz, garantisi var mı?
D.G.: Sizinki dinleniyor mu?
Ne zannediyorsun... Çok dikkat ediyorum konuşurken. Bunu yasayla engellemek de pek mümkün değil.