ABD Hazine Bakanı T.Geithner, arkasına Başkan Obama'nın da desteğini alarak banka bilançolarının kötü varlıkların ayıklanması konusunda beklenen programı pazartesi günü açıkladı, borsalar da alkışladı ve çıldırdı. Tabii programın yarattığı heyecan borsaları ne kadar süre nereye taşır, dolar ve altın ne olur, tam bilinemez.
Geithner'in açıkladığı program, 2008 sonunda, kriz bombası patladığında eski Bakan Paulson tarafından yapılmak istenen ama uygulama üzerinde anlaşılamadığı ve finansman bulunamadığı için yeni hükümete bırakılan, banka bilançolarını 'toxic' denen varlıklardan temizleme önlemi programı. Bu program ne içeriyor?
Bilindiği gibi bu tür durumlarda iki temel yaklaşım vardır.
Birincisi, geçmişte Japonya'da olduğu gibi kötü varlıkları özel sektör bankalarının bilançolarında bırakmak ve ayıklamanın piyasa tarafından yapılmasını sağlamak. Bu yaklaşımın sorunların çok uzun süre devam etmesine neden olduğu Japonya'nın son on yıllık deneyiminden biliniyor.
İkinci ve alternatif yaklaşım ise, geçmişte İsveç'te yapıldığı gibi tüm yükü kamunun dolayısı ile vergi ödeyen vatandaşların sırtına yükleyerek kötü varlıkları devlete satın aldırmak. Ancak ABD finans sektörünün ve kötü varlıkların toplam büyüklüğü İsveç yaklaşımının ABD'de uygulanmasına izin vermiyor. Bu nedenle Geithner planı özel sektör ile kamu sektörü arasında ortak eylem planı olarak kurgulanmış.
Geithner planı iki parçadan oluşuyor. Bir parça kredi sorunlarına dönük, diğer parça ise menkul kıymet sorunları ile ilgili.
Birinci yani kredilerle ilişkili parça kısmında bankalar kötü kredilerini satışa çıkarıyorlar. Bu kredileri (tabii düşük fiyatla) satın almak isteyen özel sektör yatırımcıları özel olarak bu iş için kurulacak yatırım fonları çerçevesinde ödeyebilecekleri fiyatları deklare ediyorlar , FDIC denen ABD mevduat sigortası kurumu da bu açılan ihaleyi kazanıp da kredileri satın alacak fonların borçlarının yarısını garanti ediyor. Fonlar da sermayelerinin 6 misline kadar, yani bire altı kaldıraç ile alış yapabiliyorlar. Devlet de bu kurulan yatırım fonlarının sermayesinin yarısını, yani toplam bilançonun yüzde yedi kadarını satın alıyor. Programın ikinci bacağı ise, konut kredilerine veya tüketici kredilerine dayalı menkul kıymetlerle ilişkili. Hazine bu menkul kıymetleri satın almak için kurulacak fonları yönetmek için yöneticiler atıyor ve yöneticilerin satın aldığı gayrimenkul ipoteğine dayalı menkul kıymetlere yatırım yapmak için özel sektör tarafından harcanan paranın yarısını da kendisi ödüyor. Fon yöneticileri sınırlı boyutta olsa da Hazine kredisi kullanabiliyorlar.
Ancak bazı pürüzler de var. Yapılan incelemelere göre bankaların elindeki kötü varlıkların sadece beşte birinin mark to market kuralına göre düşük piyasa değerlerine indirilmiş olduğu görülüyor. Bu varlıkların daha büyük bir kısmının bu süreçte düşük değerlere indirilmesi ise bankaların iflas düzeyine gelmesine neden olacak diye düşünenler de var. Ancak bazı çevreler de büyük bankaların gerçekleri kabul etmesi için Hazine'nin 'daha iri bir sopa ile büyük bankaları hırpalaması gerektiğini' söylüyorlar. Aksi takdirde Hazine büyük bankalara el konmak zorunda kalabilecek.
Bakan Geithner, Hazine'nin şu anda bu iş için Kongre'den ek fon talep etmeyeceğini ve daha evvel (geçen yıl eylül ayında) TARP programı çerçevesinde kanunlaştırılmış olan 700 milyar dolarlık finansmanın bir bölümünden faydalanacağını da belirtti. Medyada bu çerçevede henüz kullanılmamış olan kamusal fon miktarının 75-100 milyar dolar arasında bulunduğu yazılıyor.
Yarın, IMF ile ilgili haberler aktaracağız. Uzun zamandır kredi verecek ülke arayan ve Meksika, Türkiye gibi ülkelerden pek ilgi görmeyen IMF, Romanya ile sonunda dün anlaşmaya vardı.
Türkiye'nin de, sonunda direnişi bırakıp IMF ile hemen seçim sonrasında anlaşmaya gideceğini düşündüğümüzden, Romanya ile IMF arasında varılan anlaşmanın detaylarını iyice inceleyecek ve okurlarımıza aktaracağız.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.