Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

IMF verici, alıcı kıt!

Romanya dün IMF ile 20 milyar euro (27 milyar dolar civarında) destek içeren bir kurtarma operasyonu için anlaştı. IMF, Avrupa Birliği ve Avrupa Kalkınma Bankası işbirliği yaptı, ülkenin ekonomik reform ve uyum adımları atabilmesi için gereken kaynak sağlandı. IMF yöneticisi Strauss-Kahn Romanya'nın dış dengede ve maliye politikasında düzeltme yapabilmesi ve ülke parası dinarın korunabilmesi için bu desteğin gerektiğini vurguladı. 
Romanya böylece AB ülkeleri arasında Macaristan ve Latvia'dan sonra IMF ile anlaşan üçüncü ülke oldu. AB üyesi olmayan ülkeler arasında ise İzlanda, Ukrayna, Belarus, Ermenistan ve Gürcistan da IMF ile anlaşan ülkeler. Daha birçok ülkenin de bu kervana katılması bekleniyor. Örneğin Sırbistan'ın da IMF ile 3 milyar euro destek karşılığı anlaştığı AP basın ajansı tarafından açıklandı.
Romanya'ya verilen IMF desteğine 5 milyar euro katkı yapan AB Komisyonu,   Romanya'nın 2009 ve 2010 yıllarında yüzde 5 bütçe açığı yaşadıktan sonra bütçe açığını yüzde 3 oranının altına indireceğini belirtirken, Romanya'nın cari denge açığının da % 13 civarında olduğu gündeme getirildi. Romanya'nın cari denge açığı ve parasının değeri, Litvanya gibi küçük Baltık ülkelerinin veya para kurulu çerçevesinde sabit kur kullanan (currency board) Bulgaristan'ın cari açığı ve para aşırı değerlenme oranına göre daha iyi. Ama Romanya'nın bu yıl yüzde 4 değerini aşan reel daralma yaşayacağı da tahmin ediliyor. Romanya bütçesi ise yüzde 2.5 büyüme üzerine kurulmuştu, bu nedenle açığın daha büyük olması gündemde ve bu nedenle dış destek gerekiyor (durumu Türkiye'ye benzer).
Bilindiği gibi gelişmiş ülkeler IMF'ın parasal cephanesini 250 milyar dolardan 500 milyar dolara çıkarmaya çalışıyorlar. Ancak birçok ülke de IMF'den para almayı, büyük siyasi eleştiri konusu oluşması nedeni ile sevmiyor. Hele gelişen ülkelerde, bizim gibi, seçim ortamı varsa IMF ile ilişki kusur sayılıyor.
Buna karşılık IMF geçtiğimiz günlerde dünya GSYİH'sı reel büyümesinin 2008 yılı dördüncü çeyreğinde daha önce hiç görülmemiş bir şekilde yüzde 5 civarında daralma yaşadığını ve 2009 yılında da yüzde eksi 0.5-1 arasında daralma sergileyeceğini açıklamış bulunuyor. Bu nedenle birçok ülkenin daha IMF yardımına ihtiyacı olacağı düşünülüyor. Ayrıca IMF G-20 ülkelerinde ve AB ülkelerinde gelişen ülkelere yardım etmek için işbirliği yapılamayacağını da düşündüğünden çeşitli yeni yardım yaklaşımları gündeme getirerek, kendi etki alanını da genişletmeye çalışıyor.
IMF, Ekim 2008 tarihinde bir yeni borç verme yaklaşımını gündeme getirmiş ama hiçbir ülke, global krize rağmen IMF'den yardım almaya yanaşmamıştı. Bu kredi programına 'flexible credit line' adı verilmiş ve hedef kitle olarak da temel ekonomik yapıları oldukça düzgün olan ama ciddi boyutta büyüme sorunu yaşayanlar alınmıştı. Bu ülkelerin arasında en önde gelenleri Meksika, Peru, Şili, Brezilya, Singapur, Kore, Tayvan ve Polonya gibi önemli ülkelerdi.
IMF, 2 Nisan 2009 tarihinde yapılacak G-20 toplantısından evvel sonuç üretmeye çalışıyor. Bu nedenle de özellikle Latin Amerika ve Asya ülkelerine daha esnek yaklaşımlar sunma çabasında. Bu çerçevede E-Z loan denen yeni bir kredi yaklaşımı üretti. Bu yeni program çerçevesinde ekonomi politikaları sağlam ülkelere şartsız kredi verilecek ve politika değişikliği talep edilmeyecekti. Bu yeni ve daha esnek kredi programı da Türkiye dahil hiçbir ülke tarafından cazip görülmedi. Bu programa göre ülkelerin IMF'deki kotasının 5 misli ve üç aylık bir kredi programı önerildi. Bu da müşteri bulamadı. Bunun üzerine IMF yeni bir 'flexible credit' yaklaşımı programı gündeme getirdi.  Bu programa göre ülkeye IMF'deki kotasının 10 misline kadar çıkabilen bir 'line of credit' verilecekti. Ve bu kredi olanağı istendiği kadar uzatılabilecekti. Bu yeni yaklaşım bu haftalarda IMF üst yönetimi tarafından tartışılacak. IMF'in  Meksika'dan, bu yeni kredi olanağına itibar ederek kredibilite kazandırmasını istediği konuşuluyor. Zaten bu son yaklaşım kredi değil sigorta poliçesi anlamına geliyor.
Ama diğer taraftan da Asya ülkelerinin 120 milyar dolarlık bir döviz rezervi havuzu kurarak, kendi merkez bankaları arasında işbirliği ile IMF yardımı gerekmeden, sorunları halletme yoluna gittikleri konuşuluyor.
Bizce dünya şartları IMF ile sigorta mahiyetinde bir anlaşma yapmak için oldukça müsait. Seçim de nihayet geçmiş olacak. Bu anlaşmayı yapsak iyi olur. Ama Ankara daha detaylı ama şartları yumuşatılmış klasik bir stand-by anlaşmasını tercih ediyor gibi gözüküyor.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3