Milli Mücadele'de kilit rollerden birini üstlenen ama her durumda muhalif, zaman zaman Mustafa Kemal'in yanında yer alan ama suikastta adı geçen ittihatçı Kara Vasıf, 1926'daki davada her suçu kendisiyle iliÅŸkilendiren hakim Kel Ali'ye böyle isyan etmiÅŸti
Türkiye 83 yıl önce de yine önemli bir davayla çalkalanıyordu. Atatürk'e suikast giriÅŸiminde bulunma hazırlığındaki ittihatçılar yakalanmış ve mahkeme huzuruna çıkartılmışlardı. Ama davanın ilerleyen safhalarında kimin suikastın içinde olduÄŸu, kimin olmadığı karıştı. Ve giderek siyasallaÅŸtı.
Atatürk'e karşı politik örgütlenme içerisinde olan eski ittihatçılarla hesaplaÅŸmaya dönüÅŸtü.
Milli Mücadele'nin iki büyük kahramanı Kazım Karabekir ve Ali Fuat Cebesoy, ünlü ittihatçı Dr. Nazım, maliyeci Cavit, İsmail Canpolat gibi ÅŸöhretli onlarca isim bu davanın sanıklarıydı. Ama aralarında biri vardı ki, adını pek kimse bilmiyordu. Oysa o, mahkeme baÅŸkanı Kel Ali'nin de dediÄŸi gibi bütün iliÅŸkilerin kilit ismiydi: Kara Vasıf!
Milli Mücadele'nin baÅŸlangıcında ilk direniÅŸ örgütünü kuran bu kahramanın ilginç yaÅŸam öyküsüne bir uzanalım...
***
30 Ekim 1918 günü Mondros Mütarekesi imzalandığında I. Dünya Savaşı'nı kaybetmiÅŸ Osmanlı İmparatorluÄŸu'ndan geriye yıkık bir ülke, askeri gücü çökmüÅŸ bir ordu ve parçalanmayı bekleyen bir Anadolu kalmıştı. Devasa bir örgüt olan İttihat Terakki resmi olarak olmasa da ruhunu ve fiili varlığını koruyordu. Örgütü emanet ettikleri birkaç kiÅŸi vardı. Bunlardan biri albaylıktan emekli Kara Vasıf'tı.
Vasıf, iÅŸgal İstanbul'unda inanılmaz iÅŸler yaptı. Önce İngilizlerin, ardından Fransızların küstah tavırlarına karşı ilk milli direniÅŸi örgütledi. Karakol Cemiyetini kurdu. Kimler vardı bu cemiyetin içinde; Baha Said, Galatalı Åževket -ki BoÄŸazlar Komutanı- Dayı Mesut, kardeÅŸi Fahreddin ve İttihat Terakki'nin ünlü fedaisi Yenibahçeli Åžükrü. Kara Vasıf'ın bu kadro içerisinde belki komutanı pozisyonunda olan bir isim daha vardı, o da Kara Kemal'di. Esnaf örgütlerine hakim eylemci bir Jöntürk'tü.
Ancak Kara Kemal kısa süre sonra tutuklanıp BekiraÄŸa bölüÄŸüne konulunca İstanbul'da direniÅŸi yönetmek Kara Vasıf'a kaldı. Vasıf'ın 1918 Kasım'ından 1919 Eylül'üne kadar İstanbul'da hangi icraatları yaptığını pek bilmiyoruz. Çünkü Vasıf'ın en önemli özelliÄŸi gizlilik. Asla örgüt disiplinin dışına çıkmıyor, görevini ihmal etmiyor ve her ne olursa olsun aÄŸzını hiç açmıyordu.
İngiliz iÅŸbirlikçisi Kürt Sait Molla iÅŸi iyice azıtıyor mu? Hemen Vasıf'a haber uçuyor, ertesi gün Molla'nın evi kundaklanmış bulunuyor. Bir azınlık Türk esnafa huzur mu vermiyor, ertesi gün cesedi ortalık bir yerde serili görülüyor. Gizliden gizliye iÅŸgal İstanbul'unda bir direniÅŸ ruhu dolaşıyor. Kimseler adını Vasıf olarak, Karakol Cemiyeti olarak bilmese de birilerinin derinden direndiÄŸi biliniyor.
YA KEMAL'İ KONTROL EDEMEZSEK
Vasıf'ın bir diÄŸer çalışma arkadaşı da Rauf'tur, o da Mustafa Kemal'in Anadolu'ya geçmesine muvafakat ediyor. Çünkü aralarında en az yıpranan ve İngilizler tarafından en az bilinen Mustafa Kemal'dir. Hem ittihatçıdır hem de askerlik dehası tartışılmazdır. Ama ittihatçıların içinde gizli bir korku vardır. Mustafa Kemal'i yarın öbür gün kontrol edemeyecekleri endiÅŸesini taşısalar da baÅŸka seçenekleri yoktur.
Sivas Kongresi baÅŸlı başına bir iktidar savaşıdır. Mustafa Kemal PaÅŸa inisiyatifi Sivas'ta ele geçirmeye kararlıdır. Ancak Anadolu'yu baÅŸtan sona saran İttihat Terakki örgütünden nasıl sıyrılacaktır? Yani hem onlara muhtaç hem onlardan korunmak istemektedir. Çünkü çok iyi bilmektedir ki eÄŸer idare yetkisini Karakolculara, yani ittihatçılara verirse yine istedikleri zaman geri alabilirler. Bu yüzden Mustafa Kemal mührü Sivas'ta almaya kararlıdır, ama İttihatçıları da fazla küstürmeden...
Peki Vasıf ne yapıyordu bu arada dersiniz? Halil PaÅŸa'yı cezaevinden kaçırıyor, Milli Mücadele'nin dışına çıktı diye Yahya Kaptan'ı yok ettiriyor...
Özbekler Tekkesi diye bilinen yerin mucidi Kara Vasıf'tır. Anadolu'ya gönderilecek bir subay için önce Genelkurmay'da görevli Karakolcular, çoÄŸunlukla da Galatalı Åževket, resmi bir görev kağıdı hazırlıyor, ardından Anadolu'da irtibat kuracağı isimleri ve adresleri veriyorlardı. Ancak ilk durak Özbekler Tekkesi'ydi. Buradaki parola ise 'Beni İsa gönderdi' idi. O zaman kapı açılıyordu. İsa, Galatalı Åževket'in Karakol Cemiyeti'ndeki kod adıydı. Hıfzı Topuz kitaplarında 'İsa gönderdi' parolasını bir türlü çözememiÅŸ, uhrevi bir anlam yüklemeye çalışmıştır.
Bu arada bizim Vasıf'ın kod adını merak ettiniz deÄŸil mi? Hemen söyleyelim: Cengiz.
SİVAS'TA ALİ GALİP'İ DURDURDU
Sivas'ta iki kiÅŸiye gerek yoktur. Rauf, İttihatçıların ekip lideri olarak Sivas'tadır. Mustafa Kemal'le didiÅŸmek görevi onundur. Hem Milli Mücadele için yetki alınacaktır hem de Mustafa Kemal kontrol altında tutulacaktır. Kongre 4 Eylül günü açılır. Mustafa Kemal'in niyeti reisliÄŸi almaktır. Delegelerin çoÄŸunluk oylarıyla Mustafa Kemal kongreye reis seçilir.
Ancak dedik ya Mustafa Kemal ne onlarla ne de onlarsız olabilir diye. Kongreyi Ali Galip'in basacağı haberi üzerine hemen İstanbul'dan acele olarak kim çağırılır dersiniz. Tabii ki Kara Vasıf!
Vasıf sükuneti saÄŸladıktan sonra İstanbul'a iÅŸlerinin başına döner. PadiÅŸah Anadolu hareketinden rahatsızdır. 6 kiÅŸinin idam fermanı imzalanır ve askerlik görevlerinden alındıkları ilan edilir. Bu 6 idamlığın ilk sırasında Mustafa Kemal vardır. Hadi ikincisi kimdir bilin bakalım: Kara Vasıf. Onun peÅŸi sıra Adnan Adıvar ve Alfred Rüstem de bu altı 'tehlikeli adam' içindedir.
Mustafa Kemal, Sivas'ta Heyet-i Temsiliye Reisi seçilerek Ankara'ya doÄŸru yola çıkar. Vasıf ise Batı Anadolu'ya açılır. Balıkesir AlaÅŸehir kongrelerinde Heyet-i Temsiliye reisi seçilir. 1919'da Anadolu'da hangi taşı kaldırsanız altından Karakol ve Vasıf çıkmaktadır. Vasıf'ın dönemin birçok aydını gibi -Halide Edip bunların başındadır- mandacılığı savunduÄŸunu ekleyelim.
Ancak bunun sebeplerini bir başka yazıya bırakalım...
Osmanlı Meclis-i Mebusan seçimlerinde Mustafa Kemal'in yanı sıra Rauf ve Kara Vasıf da mebusluÄŸa seçilir. Kafanız karıştı deÄŸil mi? Hem idamlık olarak aranıyorlar hem de mebus seçiliyorlar. Ama günbegün siyaset deÄŸiÅŸiyor o zamanın İstanbul'unda.
Mustafa Kemal İstanbul'a gitmez, Vasıf ile Rauf Meclis'e baÅŸlar. 16 Mart 1920 günü İngilizler Meclisi kuÅŸatır. Mustafa Kemal günlerce Vasıf'la Rauf'a 'Ankara'ya gelin' çaÄŸrısı yapmıştır. Ancak onlar dinlememiÅŸtir. Ankara'ya gittiklerinde Mustafa Kemal'in etkisi altına gireceklerini bilmektedirler. Rauf 'Teslim oluyoruz' der. Zor iÅŸiten kulağıyla konuÅŸulanları anlamasa da, Kara Vasıf da inanılmaz bir ÅŸekilde teslim olur. İngilizler hemen onu Malta'ya gönderir.
MALTA'DAN MUSTAFA KEMAL KURTARDI
Malta'da bir buçuk yıllık sürgün hayatının ardından Mustafa Kemal Ankara'da rehin tuttuÄŸu İngilizlere karşılık Rauf, Vasıf ve birkaç Malta sürgününün serbest bırakılmasını ister. İstanbul üzerinden Ankara'ya döndüklerinde Mustafa Kemal savaşı çoktan yarılamış, liderliÄŸini perçinlemiÅŸtir. O halde Kara Vasıf'a ne görev düÅŸer. Tabii ki muhalefet. Hemen ilk Meclis'in muhalefet örgütü İkinci Gruba geçer.
Mustafa Kemal'e muhalefet eder. Ara seçimlerle Sivas mebusu seçilir. İkinci Grup dağılınca Terakki Perver'in İstanbul ÅŸube sekreteri olur. Ancak o da Gazi Mustafa Kemal tarafından kapatılınca siyaseti bırakmaya karar verir.
Pek konuÅŸmayan, buna karşın herkesle iliÅŸki kurmayı beceren bu gizli kahraman, ömrünün kalan günlerini ticaretle geçirir. (Afyonkarahisar'ın ünlü maden suları ve Madra zeytinyağı, Kara Vasıf'ın kurduÄŸu iÅŸletmelerdir. Maden sularını Kızılay'a bağışlar. Zeytinyağı fabrikası ise ortağı Sezai Ömer Madra tarafından elinden alınır. Sezai Ömer Madra radyocu Ömer Madra'nın dedesidir.)
1926 Haziran'ında Rizeli Ziya HurÅŸit'in Mustafa Kemal'e karşı suikast giriÅŸiminde eylemin planlayıcılarından olduÄŸu gerekçesiyle gözaltına alınır. İzmir'e götürülür. Suikast mahkemesi orada kurulmuÅŸtur. Ali Fuad PaÅŸa, Kazım Karabekir, Dr.Nazım, Maliyeci Cavit gibi ÅŸöhretlerle beraber yargılanacak olan Vasıf'ın nezarette fotoÄŸrafı çekilmek istenir, kabul etmez. Mahkemede ise hakimin ısrarlı sorularına hep 'Vallahi billahi bilmiyorum' diye cevap verir. Kara Vasıf'ın aÄŸzından laf almak mümkün deÄŸildir. Hakim Kel Ali, Kara Vasıf'ın örgütçü ÅŸöhretini iyi bildiÄŸi için üsteler:
- Yahu sen Kara Vasıf değil misin? Nasıl bilmezsin!
- Kara Vasıf olduğuma bin kere pişmanım.
BİR TEK O BERAAT ETTİ
Suikastçılar İzmir'de asılır. Ama Gazi'nin ittihatçılarla siyasi hesaplaÅŸması asıl Ankara'da olacaktır. Mahkemenin ikinci ayağı Ankara'da yapılır. Burada
4 idam kararı çıkar. Dr. Nazım ve Maliyeci Cavit suikastla hiçbir ilgileri olmadığı halde idam edilir. Ancak Vasıf için beraat kararı çıkar. Bu ÅŸaşırtıcıdır.
Kara Vasıf'ın kader arkadaşı Kara Kemal ise yakalanacağını anladığı anda saklandığı evin kümesinde tabancasıyla intihar eder. İttihatçılar temizlenmiÅŸ, Vasıf bir başına kalmıştır. İyice kabuÄŸuna çekilir. 1931 yılının 9 Aralık günü ise Kızıltoprak istasyonunda bir trenin altında kalarak yaÅŸamını kaybeder.
EV ÖDEVİ
SORU: Vasıf'ın ölümü intihar mı tren kazası mıydı?
CEVAP: Bilmiyoruz. İntiharı dillendiren sadece Hollandalı tarihçi Eric Jan Zürcher'dir. Ailesi intihar ihtimaline inanmıyor, öldürülmüÅŸ olabileceÄŸini düÅŸünüyor.
SORU: Kara Vasıf öldükten 3 yıl sonra çıkan Soyadı Kanunu'nda eÅŸi Mediha Hanım hangi soyadını aldı?
CEVAP: Karakol!
SORU: Ailesinden halen hayatta olan var mıdır?
CEVAP: Evet tek çocuÄŸu hayattadır. Ancak tahmin ettiÄŸiniz üzere konuÅŸmamaktadır. Kendi kendini doÄŸrulayan bir gerçekle karşı karşıyayız. Zaten Kara Vasıf'ın çocuÄŸuysa asla konuÅŸmaz!
SORU: Mezarı nerededir?
CEVAP: Büyük bir törenle cenazesini kaldırdığı BoÄŸazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'in yanı başındadır.