Gürkan Hacır gurkan.hacir@aksam.com.tr

kategori2

'One Minute'in mucidi bir İsrailli'ydi!

BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın Davos'taki 'One minute' çıkışının yankıları, aradan binlerce minute geçse de, diplomasi tarihimizden silinmeyecek gibi... Peki, bu söz uluslararası iliÅŸkilerde ilk kez mi kullanılıyor? Hayır! MOSSAD ajanı Peter Zvi Malkin, 6 milyon Yahudi'nin katili Eichmann'ı Arjantin'de yakalarken, sırtına dokunup 'Uno mumo senotito senior' (Bir dakika senyör) demiÅŸti. Yani, bu sözü ilk kez bir Yahudi söylemiÅŸti

İsterseniz Eichmann ile baÅŸlayıp, MOSSAD ajanı Peter Zvi Malkin'e dönelim... Asıl adı Otto Eichmann'dı. 1906 yılında Solingen'de dünyaya geldi. Yarım kalan tahsil hayatının ardından deÄŸiÅŸik iÅŸlerde çalıştı. 1932'de Alman Nazi Partisi'ne kaydoldu.
Kısa sürede sivrilmeye baÅŸladı. Aldığı bir yıllık askeri eÄŸitimin ardından önce güvenlik servisine ardından da Herman Göring'in kurduÄŸu Alman Gizli Servis TeÅŸkilatı (Die Geheime Staatpolizei) Gestapo'ya girmeyi baÅŸardı.
Çalıştığı birim 'Yahudi Problemi'yle ilgileniyordu. Almanya ve Avusturya'daki Yahudiler toplama kamplarına götürülüyorlardı. Eichmann bu sevkıyat sırasında önemli görevler üstlendi. Kısa sürede 200 bine yakın Musevi, kamplara doluÅŸturulmuÅŸtu.
Eichmann yıllar sonra yaptığı savunmada Yahudilere bir soykırımı asla düÅŸünmediklerini söyledi. 'Amacımız sadece onları bu topraklardan uzaklaÅŸtırmaktı. Ve onların da bir yurt edinmelerini saÄŸlamaktı' dedi. Bunun için de önce Madagaskar projesini düÅŸündüklerini söyledi.
Madagaskar projesi ÅŸuydu: Giderek Avrupa'nın tek hakimi olmaya baÅŸlayan Almanya, kıta Avrupası'nda yaÅŸayan tüm
Musevileri Afrika'nın güneydoÄŸusundaki Madagaskar adasına göndermeyi ve böylelikle Avrupa'yı Yahudilerden arındırmayı öngörüyordu. Bunun için de Yahudi nüfusun önce tespit edilmesi ardından da bir arada toplanması gerekiyordu. Eichmann toplama kamplarında yalnızca bunu yaptıklarını iddia ediyordu. Yani 'Soykırım yapmadık, tehcir planladık' diyordu.
Ama Eichmann'ın (birazdan anlatacağımız mahkeme sürecinde) önemli bir tezi daha vardı. Yahudilere toprak kazandırma-yurt edindirme fikrinin, kendisinin deÄŸil siyonistlerin olduÄŸunu ekliyordu.
Bunun için Madagaskar projesi olmayınca Filistin'i düÅŸündüklerini, bunun dünya siyonizmi tarafından da desteklendiÄŸini açık açık söylüyordu.
Kafanız karıştı değil mi?
Nazi kasabı olarak anılan bir kiÅŸi aslında Hitler'in Yahudilerin yurt edinmesi için Filistin'le bir pazarlığa giriÅŸtiÄŸini ve Yahudilerin kendi kutsal topraklarına göçünü gerçekleÅŸtirdiklerini söylüyordu.
Otto Eichmann -bu arada Alman Gizli Servisi'ne girdiÄŸi yıllarda Hitler'e öykünerek isminin başına Adolf ismini de eklediÄŸini unutmayalım- mahkeme boyunca soykırım iddialarını hiç kabul etmedi. Sadece 'Biz tehcir yaptık, bu sırada kötü koÅŸullardan dolayı ölenler olmuÅŸtur' dedi.
Peki Naziler Yahudileri Filistin'e yerleÅŸtirmek için kiminle pazarlığa oturmuÅŸlardı dersiniz? Åžimdi sıkı durun! Filistin KurtuluÅŸ Hareketi'nin kurucusu Hacı Emin El Hüseyn-i'yle... Evet, El Hüseyn-i Kudüs Müftüsü'ydü. Ve bir Osmanlı askeriydi. Daha da ileri gidelim. Bir TeÅŸkilat-ı Mahsusa üyesiydi. Çanakkale cephesinde savaÅŸmış daha sonra Arap yarımadasında TeÅŸkilat-ı Mahsusa adına faaliyetlerde bulunmuÅŸtu.
Ama bu gizemli müftünün bir baÅŸka özelliÄŸi de vardı. Yaser Arafat'ın akrabasıydı.
Emin El Hüseyni sık sık Eichmann'la bir araya geldi. Eichmann ona kampları gezdirdi, ağırladı. Nazi Partisi'nin birçok etkinliÄŸine müftü kıyafetiyle katıldı. Toplantılarında konuÅŸmalar yaptı. Adolf Hitler tarafından kabul edildi. Nazilere göre 'Yahudi belası'nı Avrupa'dan o temizleyecekti.
Peki El Hüseyn-i Nazilerden para aldı mı? Eichmann mahkemede vermediklerini söyledi. 'En azından benim bilgim doÄŸrultusunda verilmedi' dedi. Ama bugün Filistin'de buna kimse inanmıyor. Emin El Hüseyn-i Filistin'de topraklarını Yahudilere sattığı için lanetli adam olarak anılıyor. Yani yıllardır bitmek bilmeyen İsrail-Arap kanlı kavgasının baÅŸlangıcında bir Filistinli liderin Nazilerle pazarlığı vardır!
Biz yine konumuza dönelim.
Eichmann (kendi tezine göre tehcir, Yahudilere göre soykırım) çok sayıda Yahudinin ölümünden sorumluydu. SavaÅŸ Almanların kesin maÄŸlubiyetiyle sonuçlanınca gözaltına alındı. Ancak hapislik hayatı uzun sürmedi. Alman Nazilerini kurtarmak amaçlı kurulan Odessa örgütü tarafından kaçırıldı. 1946 yılında diÄŸer birçok Nazi savaÅŸ suçlusu gibi o da Arjantin'in yolunu tuttu. En güvenli liman orasıydı.
Buenos Aires'e yerleÅŸti. Karısı ile beraber kentin hemen dışında bahçeli iki katlı bir ev tuttu. Mercedes firmasında iÅŸe girdi. Bir dönem dünya siyasetinin en kudretli adamı mütevazı bir iÅŸçi gibi her sabah iÅŸine gidip akÅŸam olunca evine geliyordu.
Bu arada Odessa örgütü Eichmann'a yeni bir isim ve kimlik de ayarlamıştı. Richardo Clements! Çalıştığı Mercedes firmasının da Nazilere yardım eden bir firma olduÄŸunu, yıllar içerisinde Yahudi sermayesinin eline geçtiÄŸini de ekleyelim...

Peki II. Dünya Savaşı sonrasında kurulan İsrail'de neler oldu?
En büyük hedefleri Nazi savaÅŸ suçlularını yakalamaktı. Gizli Servis TeÅŸkilatları'nda buna özel bir birim ayırdılar. İsser Harel bu birimin başındaydı. Tam 15 yıl boyunca Nazilerin peÅŸinde sürek avı yürüttü. Arjantin asıl çalışma sahasıydı. Çünkü Odessa'nın birçok Nazi savaÅŸ suçlusunu bu Latin ülkesine gönderdiÄŸini biliyordu.
Arjantin'e gönderdiÄŸi ilk ajanın ismi Abba Eban'dı. Eban, Eichmann'ın Richardo Clements sahte kimliÄŸiyle dolaÅŸtığını tespit etti. Eichmann'ın kaldığı evin hemen bitiÅŸiÄŸindeki evin kapısını yine Eban çaldı. Bir İngiliz dikiÅŸ makinesi firmasından geldiÄŸini, evin kiralık olup olmadığını sordu. Ev sahibi kadın ÅŸaÅŸkınlıkla 'Nereden çıktı, kiralamak? Burada biz oturuyoruz' dedi. 
Eban ısrarla sordu: 'Peki yandaki ev?'
Komşu kadın başından savmak ister gibi konuştu: 'Gidin onlara sorun.'
Eban bu sefer Eichmann'ın evinin kapısını çaldı. Eichmann'ın eÅŸi açtı. Eichmann'ın evde olmadığını söyledi. Artık evi tespit edilmiÅŸti. Eichmann, akÅŸam eve geldiÄŸinde karısı gündüz gelen ziyaretçiden söz edince canı sıkıldı. 'Ne iÅŸi var İngiliz dikiÅŸ firmasının' diye mırıldandı. 'Bir iÅŸin içine İngiliz girerse bir fenalık muhakkaktır' dedi.
Eichmann artık iyice huzursuzdu. Ertesi gün iÅŸ dönüÅŸü otobüsten indiÄŸinde bir el sırtına dokundu. Ve seslendi: 'Uno mumo senotito senior! (Bir dakika senyör!)'
Seslenen ve omzuna dokunan kiÅŸi İsrail Gizli Servis elemanı Peter Zvi Malkin'di. Çalıların arasında Malkin'in bu hareketini bekleyen 10 İsrail ajanı hemen Eichmann'ın üstüne çullandılar. Takvimler 11 Mayıs 1960'ı gösteriyordu. Ama Eichmann'ın yakalandığı, dünyaya tam 12 gün sonra duyuruldu. 23 Mayıs'a kadar Arjantin'de bilinmeyen bir adreste Eichmann sorgulandı. İsrail Havayolu ÅŸirketi El-Al'ın uçağı ile İsrail'e getirilecekti. Önce uyuÅŸturucu iÄŸne vuruldu ardından havayolu personel kıyafeti giydirildi. UçaÄŸa öyle bindirildi.
Eichmann'ın yargılaması iki yıl sürdü. Mahkemede özel güvenlik tedbirleri alındı. Gerek mahkeme gerekse savunması sırasında soÄŸukkanlılığını korudu. 'Ben sadece bana verilen görevi yerine getirdim' dedi. Ve soykırım iddialarını reddetti. Emin El Hüseyn-i ile iliÅŸki kurduklarını kabul etti. 'Suçun sıradanlığı' tanımı Eichmann'ın bu ünlü savunmasından sonra literatüre girdi.
'One Minute'in kahramanı Peter Zvi Malkin ise 'o an' ne hissettiÄŸi sorulduÄŸunda 'Bir dakika senyör deyip omzuna dokunduÄŸumda 6 milyon çift göz benimleydi. Soykırımda ölenler benimleydi' dedi.
Eichmann, yargılamanın ardından idama mahkum edildi. Ve cezası 31 Mayıs 1962'de  İsrail'deki Ramleh Hapishanesi'nde sabaha karşı infaz edildi.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3