Geçen hafta bölgedeki son geliÅŸmeleri deÄŸerlendirmek amacıyla bir araya gelen bazı Arap gazeteci ve akademisyenle birlikte olmak için Åžam'daydım. Hemen söyleyeyim; toplantının ağırlıklı ve özel sohbetlerin tek konusu vardı:
Türkiye ve BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın Davos düellosu ile Arap BirliÄŸi Genel Sekreteri Amro Musa'nın çaresizliÄŸi ve tükeniÅŸi.
Hatta Lübnanlı Hıristiyan eski bir bakan 'ErdoÄŸan'ın Davos tavrı ve Türk halkının Gazze dayanışmasından sonra ben bile Türk olmayı düÅŸünüyorum' dedi.
Åžam'da çok farklı ve ilginç bir hava esiyordu.
Ben oradayken TBMM BaÅŸkanı Köksal Toptan Åžam'daydı.
Suriye Parlamentosu'nda konuÅŸturulan Sayın Toptan, CumhurbaÅŸkanı Esad ve BaÅŸbakan Itri ile bir araya geldi. Sayın Toptan, üzerinde Osmanlı bestekarı Itri'nin resmi bulunan yeni 100 liralık banknotu Suriye BaÅŸbakanı Naci Itri'ye verdi. Çok duygulanan BaÅŸbakan Itri, bir gün sonra ziyaretine gelen Bakan KürÅŸad Tüzmen ve beraberindeki heyet üyelerine parayı göstererek kendisinin de Osmanlı torunu olduÄŸunu söyledi, Türkiye-Suriye iliÅŸkilerinin ne denli köklü ve önemli olduÄŸuna dikkat çekti.
BaÅŸta BeÅŸÅŸar Esad olmak üzere herkes gibi Itri de konuyu Gazze olaylarına ve BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın Davos düellosuna getiriyordu.
Sayın Toptan'a gösterilen ilgi ise her ÅŸeyi yeterince açıklıyor ve kanıtlıyordu.
Suriye tarihinde ilk kez yabancı bir ülkenin Meclis BaÅŸkanı Parlamento'da konuÅŸturuldu. Toptan içeride konuÅŸurken yine Suriye tarihinde ilk kez baÅŸka bir ülkenin bayrağı (Türk Bayrağı) Parlamento'nun giriÅŸinde dalgalanıyordu. İçeride ise Suriye Parlamentosu üyeleri yine ilk kez kendi cumhurbaÅŸkanlarının dışında baÅŸka bir ülkenin Meclis BaÅŸkanı'nı ayakta alkışlıyordu.
CumhurbaÅŸkanı Esad, BaÅŸbakan Itri, BaÅŸbakan Yardımcısı Dardari ve bazı bakanlarla bir araya gelen Bakan Tüzmen'in durumu da pek farklı deÄŸildi. Yüzlerce Türk ve Suriyeli iÅŸadamının katıldığı ortak toplantıda konuÅŸan Tüzmen dakikalarca alkışlandı ve BaÅŸbakan Itri tarafından Suriye-Türkiye ekonomik iliÅŸkilerinin dinamosu olarak nitelendirildi. Tüzmen ise daha 3-4 yıl önce yüz milyonlarca konuÅŸulan ikili ticaret hacminin 1,8 milyar dolar olduÄŸunu ve 2010'da 5 milyar olması gerektiÄŸini vurguladı.
Toptan ve Tüzmen Åžam'da iken Amerikalı Senatörler ve Kongre üyeleri de Suriyeli yetkililer ile görüÅŸüyordu.
Aynı sırada ABD BaÅŸkanı Obama; CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül ve BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ı telefonla arayarak uzun bir konuÅŸma yapıyor ve Türkiye'nin bölgesel rolüne destek veriyordu.
Aynı günlerde Katar'da 'ABD-İslam Alemi İliÅŸkileri' konulu bir konferans vardı. Konferansa katılanların ağırlıklı olarak konuÅŸtukları konu yine Türkiye idi. ABD'nin eski DışiÅŸleri Bakanı Madeleine Olbright kapalı bir sohbette 'AKP bizleri ve tüm dünyayı ÅŸaşırtıyor' diyerek Washington'ın önümüzdeki dönemde Türkiye'yi yakından izleyeceÄŸini söylüyordu.
Peki neden tüm bunları anlatıyorum.
Gazze olayları sırasında ve Davos düellosundan sonra bazı köÅŸe yazarı ve bildik süper zeka uzmanlar klasik söylemlerini papaÄŸan gibi tekrarlayarak 'ABD, İsrail ve Yahudi lobiler Türkiye'yi periÅŸan edecek' diye Türk halkını korkutmaya uÄŸraşıyordu.
İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı Mizrahi, Türkiye'yi tehdit edince bu köÅŸe yazarları ve uzmaların sevincine diyecek yoktu. Çünkü Mizrahi kendilerini haklı çıkarmıştı. Oysa bu sevinç çok kısa sürdü. Türkiye'nin sert tepkisi karşısında ÅŸaÅŸkına dönen İsrail'i yönetenler Genelkurmay BaÅŸkanı EÅŸkinazi'ye talimat vererek Genelkurmay BaÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸ'u aramasını ve resmen özür dilemesini istemiÅŸti. O da bu talimata uyarak sözlü ve yazılı olarak Ankara'dan özür diledi. Yahudi lobiler ise sessizce Ankara ile görüÅŸme yollarını arıyor ve Türkiye ile İsrail iliÅŸkilerinin rayına oturması için yoÄŸun çaba harcıyor.
Özetle ABD, İsrail ve Yahudi lobileri Türkiye'nin önemini ve vazgeçilmez bir ülke olduÄŸunu Türkiye'deki yandaÅŸlarından çok daha iyi anlıyor ve gereÄŸini yapıyor. Bizdeki yandaÅŸlar ise klasik olarak aÅŸaÄŸlık kompleksinden kurtulamayarak kendi ülkelerinin hırpalanmasından neredeyse zevk alıyor.
Garip ama gerçek.
Ama daha garip olan ÅŸeyler de var.
Londra'dan Arapça yayın yapan ve ABD, İsrail ve Suudi Arabistan'ın karanlık güçleri tarafından finanse edilen El-Åžark El-Avsat gazetesi cumartesi günü birinci sayfasında çok önemli bir haber yayınladı.
Bu haberin kaynağı İsrail Haartes gazetesi.
İsrailli gazete adını vermediÄŸi ancak 'üst düzey güvenlik sorumlusu' diye nitelendirdiÄŸi bir MGK üyesinin demecini yansıtıyordu.
Gazeteye göre MGK üyesi bakın ne diyor:
''Biz Türkler bölgeye yönelik politikalarımızda Osmanlı kavramlarından asla vazgeçmeyiz. Bu kavramlar çerçevesinde İsrail ile olan iliÅŸkilerimiz her zaman doÄŸal ve Araplarla olan iliÅŸkilerden çok daha doÄŸrudur. Arapların Osmanlı'ya karşı tarihsel ihaneti benliÄŸimizden asla silinmez. İran ile kültürel düÅŸmanlığımız kendi eÄŸitim sistemimizin bir parçasıdır. İsrail ve Yahudiler ise bizim doÄŸal müttefiÄŸimizdir ve onlarla iliÅŸkilerimiz asla sarsılmaz.''
Gerçekten böyle düÅŸünen bir MGK üyesi var mı?
Yoksa Haares ve El-Åžark El-Avsat'ın haberi tümden yalan mı!