Geçen haftaki yazımda iyi bir haber olarak tüketici güveninde ocak ayında gerçekleÅŸen iyileÅŸmeden bahsetmiÅŸtim. Kötü haber ise geçtiÄŸimiz yılın 3. çeyreÄŸine iliÅŸkin artan iÅŸsizlik göstergesiydi. Ekonomide ara sıra iyi haberler gelse de genel gidiÅŸat pek parlak deÄŸil. Fırtınaya yakalanmış balıkçı teknesi gibi dalgalar bizi bir aÅŸağı bir yukarı çekiyor...
GeçtiÄŸimiz hafta iki önemli veri daha açıklandı: Ocak ayına iliÅŸkin kurulan ve kapanan ÅŸirket sayıları ile aralık ayına iliÅŸkin sanayi ciro ve sipariÅŸ endeksleri. Her iki endeks de arz tarafında iÅŸlerin parlak gitmediÄŸini gösteriyor. Çünkü ekonomide talep daralması devam ediyor. Uzun vadede de, daralan talebin üretimi ve iÅŸsizliÄŸi olumsuz yönde etkilemesi kaçınılmazdır.
Ancak kısa dönemde arz ve talep ters istikamette olabilir. Bunun nedeni ekonominin bir yakasında olan geliÅŸmelerin, diÄŸer tarafta etkilerini gecikmeli olarak göstermesidir. Sözgelimi güven erozyonu ve gelecek kaygısı nedeniyle tasarrufa yönelim neticesinde aniden düÅŸen talep, gecikmeli olarak arza yansır. Zira talep daralması önce sipariÅŸlere yansıyacak daha sonra stokların erimesi beklenecek ve nihayetinde üretimde kısıntılara gidilecektir. Stokların eritilmesi de fiyatlarda düÅŸüÅŸle saÄŸlanır. Fiyatlardaki düÅŸüÅŸ ise talebi canlandırabilir. Yani arz tarafında iÅŸler kötü gidiyorken talep parlak bir seyir izleyebilir. DiÄŸer taraftan üretimde daralma varsa, gelir düÅŸeceÄŸinden bu durum, bir sonraki periyotta talepte daralmaya neden olacaktır. Özetlemek gerekirse arz ve talepteki kısa dönemli hareketler birbirinin tersi istikamette olabilir. Fakat uzun dönemde ekonominin genel gidiÅŸatı arza ve talebe aynı yönde etki edecektir. Dolayısıyla daralma dönemi uzadıkça hem arz hem de talep daralacaktır.
Ocak ayında tüketici güven endeksindeki 2.3 puanlık iyileÅŸmeye raÄŸmen, kurulan ÅŸirket ve kooperatif sayısında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 34,7'lik bir düÅŸüÅŸ gerçekleÅŸti. TÜİK tarafından açıklanan verilere göre yeni kurulan 3 bin 920 ÅŸirketin; 1.430'u İstanbul, 382'si Ankara, 265'i İzmir ve 1.843'ü diÄŸer illerde bulunmaktadır. Burdan çıkan diÄŸer bir sonuç da, ülkemizde gelir dağılımı bozuk olduÄŸu gibi iktisadi faliyetlerin bölgesel dağılımı da dengesizdir.
Kurulan ÅŸirket sayısının azlığı ile birlikte ücretsiz izinleri ve iÅŸten çıkarmaları düÅŸünürsek, önümüzdeki dönemde istihdamda epey sorun yaÅŸanacağını anlıyoruz. Bu aralar özellikle perakende sektöründe gündemde olan birleÅŸmeler de, sanırım iÅŸçi sayısında azalmaya neden olacaktır. Ölçek ve sermaye büyüdükçe iÅŸçi başına verimlilik artacağı hesaplamalarına dayanılarak iÅŸçi sayısı azaltılabilir. Zaten bu birleÅŸmelerin arkasındaki önemli etkenlerden biri maliyetleri düÅŸürmek olarak görünüyor.
Açıklanan bir diÄŸer veri aralık ayına iliÅŸkin ciro ve sipariÅŸ endeksiydi. Veriye göre bir önceki yıla göre sanayinin cirosunda yüzde 4.2'lik, sipariÅŸlerde ise yüzde 9.9'luk bir düÅŸüÅŸ gerçekleÅŸmiÅŸ. Ticaret yapanlar satış beklentilerini dikkate alarak üreticiye sipariÅŸ verirler. Bu anlamda sipariÅŸ endeksleri sonraki dönemlere yönelik beklentiler açısından önemli göstergelerdir. Bu nedenle ciro ve sipariÅŸ endekslerindeki düÅŸüÅŸler en azından 2009'un birinci çeyreÄŸine dair beklentilerin olumsuz olduÄŸunu göstermektedir.
Sonuç olarak, hane halkının tüketim yapmasını saÄŸlayacak bir ortam yaratılmadan, arz tarafında iÅŸler iyi gitmeyecektir. Stok eritme amaçlı düÅŸük fiyatların yol açtığı kısa vadeli tüketim canlılığı, saman alevi gibi duruyor. Krize karşı geliÅŸtirilen önlemler yetersiz olduÄŸu gibi, çoÄŸu iÅŸ iÅŸten geçtikten sonra gündeme alınıyor. Bu konudaki talihsiz beyanlara girmeyecÄŸim. Ayrıca seçime yönelik ekonomik etkinliÄŸi olmayan kamu harcamaları ise yarardan çok zarar veriyor. Çünkü bütçe açığımız dramatik bir ÅŸekilde artıyor.