Fısıltılı sesiyle söylediÄŸi, çocuksu ve çılgın kadın ÅŸarkılarının eÄŸlenceli yıldızı Nil Karaibrahimgil, bu hafta konuÄŸum. BeÅŸ günde 20 kere iptal olup geri kondu bu randevu. Sonunda NiÅŸantaşı, City's alışveriÅŸ merkezinde buluÅŸtuk... Samimi, heyecanlı, güzel ve komik bir kadın karşımdaki.
2002'de 'Nil Dünyası', 2004'te 'Nil FM', 2006'da 'Tek Taşımı Kendim Aldım' ve geçtiÄŸimiz günlerde çıkan yeni albümü 'Nil Kıyısında' ile, karşınızda Nil Karaibrahimgil...
n 'Nil Kıyısında'n baÅŸlayalım; ben her Nil albümünde kayboluyorum bir süre... Sen ne hissediyorsun ÅŸu an?
Çok sevindim! Çünkü 1 yıldır hayatımda bu albümden baÅŸka hiçbir ÅŸey yok. DoÄŸum gibi bir ÅŸey aslında. Biri 9 ay, biri 1 sene... DoÄŸduktan sonra sadece, artık bu senden gidiyor. Seninle hiçbir baÄŸlantısı kalmıyor. Çocuktan farkı o. Ve bundan sonra duyduklarından anlamaya çalışıyorsun... Nerede? Bir iÅŸe yaramış mı? Bir ÅŸey demiÅŸ mi? İnsanların kalplerinden içeri girmiÅŸ mi?
n Bazı yönetmenlerden duymuÅŸtum; filmleri bitip de perdeye çıktığı anda bir daha o filme bakamıyorlar...
Çok doÄŸru. Ben albümü 2-3 haftadır dinlemiyorum mesela. Ancak biri arayıp da 'ÅŸu ÅŸarkıya bayıldım' derse, 'ya bi dakka neydi o ÅŸarkı, neye bayıldı acaba' diye dinliyorum bir tek. Çünkü dediÄŸin gibi bir kopma, artık onun ne olduÄŸunu tam olarak anlayamama hali geliyor... Åžarkıyı en iyi, ilk yaptığında hissediyorsun zaten. 'Tamam' diyorsun; 'bu çok güzel bir ÅŸarkı'. Ben hatta; 'Allah'ım bu ÅŸarkıyı bana verdiÄŸin için çok teÅŸekkür ederim. Yemin ederim ki çok iyi bakacağım, onu en güzel ÅŸekilde taşıyacağım' diyorum (gülüyor). Bazı ÅŸarkılarımı benden baÅŸkası söyleseydi gerçekten hastaneye kaldırılırdım, kurdeÅŸen dökerdim!
n Kendi sesini dinlemeyi seviyor musun?
Evet seviyorum. Kendi sesimi beÄŸeniyorum. Çünkü bana bir rengi varmış gibi ve bu kelimeleri en güzel bu ses taşıyormuÅŸ gibi geliyor...
SAHNEDE ŞALTERİM ATIYOR
n Kendini izlemeyi seviyor musun?
Bazen beÄŸeniyorum, bazen de bakamıyorum. Bütün kadınlarda yok mu? Mesela annem... Resmini çekersin, o hemen bakar 'ay sil bunu' der. O kendine göre bir ÅŸeye bakıyor ve beÄŸenmediÄŸi zaman beÄŸenmiyor. Kadınlıkla ilgili bir durum o.
n Åžarkı yaparken mi, albüm çıkarken mi, sahnedeyken mi daha çok heyecanlanıyorsun?
Aslında en çok heyecanlandığım, bana bu iÅŸte en çok zevk veren iki nokta var. Birincisi, ÅŸarkıyı ilk bulduÄŸum an. İkincisi de, sahne. Henüz çözemedim ama sahnede çok acayip bir ÅŸalter var ve o atıyor! Hastayken hissetmezsin, öksürüyorken öksürmezsin, halsizsen canlanırsın mesela sahnede. Adrenalinin de verdiÄŸi bir ÅŸey herhalde. Hangi hormonlar devredeyse o an... Kafan uçuyor ve baÅŸka bir hale, baÅŸka bir bütünlüÄŸe geçiyorsun insanlarla. Daha yüksek bir yer, öyle hissediyorum.
n Kelimeler, imgeler senin oyuncakların mı?
Evet. Günlük konuÅŸma biçimlerini kullandığım zaman kafamı çalıştırma biçimim tam olarak ortaya çıkmıyor. Ve hayat bana ÅŸöyle bir hediye vermiÅŸ ki, kelimeleri baÅŸka biçimlerde yan yana getirerek kendimi anlatabiliyorum, çok küçük yaÅŸtan beri. Ve insanlar da bir süre sonra benim bu dilimi anladılar, yazıların ve ÅŸarkıların yardımıyla.
n Bu kadar kadın ÅŸarkısı yapmış biri olarak, yaklaÅŸan Kadınlar Günü sana ne ifade ediyor?
Aslında ÅŸunun günü, bunun günü onlar bana çok bir ÅŸey ifade etmiyor ama bir ÅŸeyi iÅŸaretlemek anlamında güzel... Çünkü kadınların kutlandığı zamanlar tarihte çok eski deÄŸil. Kadınların zamanla elde ettikleri bu güç, iÅŸ hayatında olmaları, hayatta söz sahibi olmaları ve aslında hayatı çevirenlerin de kadınlar olması çok manidar ve arada bir insanların dikkatlerinin çekilmesi gereken bir durum. DediÄŸin gibi, kadınlarla ilgili çok ÅŸarkı yazdım. Çünkü kadınlıkla ilgili kendi içimde çok hesaplaÅŸmam vardı. Ancak bu albümde bunu yavaÅŸ yavaÅŸ bıraktım. Bugüne kadar hep onunla ilgili mücadelesi olan biriydim ve içimdeki kadınla ilgili sürekli gelgitlerim, itiÅŸ kakışım vardı. Ama ÅŸimdi 30 yaşımdan sonra kendimi kadınlıkla barışmış, kadınlığıyla iyi, onu anlayan ve hatta onu yücelten bir halde görüyorum. Ve o yüzden de bununla ilgili artık bağırıp çağırmama gerek kalmadı.
ÇOCUK YOKSA EVLİLİK DE ÇOK LÜZUMLU DEĞİL
n Mutlu aşk var mıdır?
AÅŸkın mutlu olduÄŸu, mutlu ettiÄŸi, mutlu yaÅŸandığı zamanlar vardır. Ama genelinde mutlu aÅŸk olmayabilir... 'KavuÅŸamazsan aÅŸk olur' diye bir söz var ve ben ona çok inanıyorum. Bir de bir ÅŸarkımda var, 'Çok Canım Acıyor' ÅŸarkısında; 'dediler aÅŸka sabır ya da sefer lazım'... A.R.O.G'un setinde Hasan Kaçan'dan duymuÅŸtum, meÅŸhur bir sözmüÅŸ, 'AÅŸka sabır ya da sefer gerek'... Ben de o sıra o ÅŸarkıyı yazıyordum; 'Dediler aÅŸka sabır ya da sefer lazım / Dedim, eyvallah yok itirazım' diye devam ediyor. AÅŸk öyle bir ÅŸey. Eziyet yani, tavsiye etmiyorum (gülüyor). Åžaka bir yana ama aÅŸkın öyle bir tarafı var.
n Evlilik aÅŸkı öldürür mü?
Bilemiyorum, hiç evlenmedim ama öldürmemesi için elimden geleni yaparım. EÄŸer evlilikte iki insan birbirinin sahibi olduklarına dair bir ruh haline giriyorlarsa ki, böyle bir ÅŸey mümkün deÄŸil ama öyle bir sanrı, öyle bir his yaratıyorsa tehlikeli. EvliliÄŸi sadece çocuÄŸun içinde bulunabileceÄŸi ve yaÅŸayabileceÄŸi bir tür ÅŸirket ya da bir oluÅŸum, organizasyon gibi görüyorum. Aksi takdirde çok lüzumlu bir ÅŸey olduÄŸunu düÅŸünmüyorum; iki insan için çok harika bir var oluÅŸ ÅŸekli deÄŸil.
n Haset duymak mı seni korkutur, yoksa hasetle karşılanmak mı?
İkisi de. İkisi de bence asit. Haset duymak belki daha büyük bir asit... İnsanı içinden itibaren yakan bir ÅŸey. Her ikisi de çok fena. İkisi de olsun istemem.
n Siyaset Bilimi ve Uluslararası İliÅŸkiler okumuÅŸsun üniversitede. Siyasi gündemle iliÅŸkin nasıl, etkilenir misin?
İlgimi çeken bir ÅŸey deÄŸil siyaset. Ama siyaset okuduÄŸuma memnunum, çünkü bana; aynı olaya bakılacak baÅŸka bakış açıları olduÄŸunu gösterdi. Bana kazandırdığı en büyük artı bu oldu, bir de okuma alışkanlığı... Onun dışında, hayatımı rahatsız etmediÄŸi sürece içine girmek istemediÄŸim bir havuz, siyaset. Ama tabii ki ucu bana dokunacak bir ÅŸey olursa, özgürlüklerimi kısıtladığı bir gün gelirse, o zaman sessiz kalmam. Åžarkıyla ya da herhangi bir ÅŸekilde tepki gösteririm ve de insanları toplamaya çalışırım etrafıma. Bu ülkede hakikaten zor. Mutlaka her gün bir ÅŸey patlak veriyor. Sakin bir siyaset hiçbir zaman yok burada ve bu da kötü etkiliyor... Bir sürü insanı politikadan ve onu sevmekten uzaklaÅŸtırıyor. Buradan gitmek istiyorsun. Burayla nasıl baÅŸ edeceÄŸini bilmiyorsun. Karamsarlık çöküyor. Gençler için, yeni jenerasyon için biraz iç karartıcı.
TEK BİR ÅžAMPUANLA YAÅžAMAK MÜMKÜN
n Müzik sektörünün içinde bulunduÄŸu evrenin üstüne ekonomik krizin de gelmesiyle, albüm yapmanın da satmanın da zor olduÄŸu bu zaman seni ürkütüyor mu gelecekle ilgili?
Aslında ürkütmüyor. Åžarkı üreten biri olduÄŸum için, müziÄŸin yeni taşıyıcısı ne ise, ona koyarım müziÄŸimi diye düÅŸünüyorum ileride. Yani müziÄŸin ölme ihtimali yok. Müzik her zaman yaÅŸayacak. Sadece 'music business' denen iÅŸ deÄŸiÅŸti ve bir transformasyondan geçiyor ÅŸu anda. Buna direnmenin, düÅŸmanlık beslemenin bir manası yok. Sadece nasıl adapte olacağımızı düÅŸünmemiz lazım.
n Sadelik hakkında ne düÅŸünüyorsun? Mümkün mü mesela tek bir ÅŸampuan ya da sabunla yaÅŸaman?
Kesinlikle mümkün. Charlotte'un kuralı! Onu tanıdıktan sonra kendimi son derece ağır hissettim ben. Fransa'da tanıdığım, modellik yapan çok güzel bir kızdı Charlotte. Ve evine girdiÄŸim zaman gördüm ki, bir tane ÅŸampuan, bir tane sabun, bir tane nemlendirici, bir tane dudak parlatıcısı, üç tane palto, iki kot etek, iki çizme... Zaten çok küçük bir evde yaşıyor. Sordum 'Charlotte, bunlar tamamı mı, senin sahip olduklarının?'... Ve evet! (Gülüyor) BaÅŸka bir evi falan yok yani. Hepsi bu. O an o kadar çok ÅŸey öÄŸrendim ki o evden... İnan o günden beri yaptığım alışveriÅŸ, basitlik, azlık üzerine kurulu. Hiçbir ÅŸeyi bitmeden almıyorum bir kere. Bu gezegende krizin olma sebeplerinden biri de açgözlülük olduÄŸu için, kesinlikle ekonomiye gitmek, sadeleÅŸtirmeye gitmek lazım günlük hayatı yaÅŸarken.
Anne olmayı çok istiyorum
n 'Oh çok ÅŸükür, 20'ler bitti' diyor musun?
Diyorum! 20'ler de tabii ki çok güzeldi... Çok tırmalıyorsun, çok mücadele ediyorsun ve çok bilemiyorsun ama 30'da böyle bir platoya varıyorsun ve diyorsun ki: Haaaaaa, haaaaaaaa! Anladıııııımm. (Gülüyoruz)
n Anne olmayı düÅŸünüyor musun, yoksa 'bütün çocuklar bizim, bir tane de benim doÄŸurmama ne gerek var' diyenlerden misin?
Yok canım onu diyenlerden kesinlikle deÄŸilim. Anne olmayı çok istiyorum, çok güzel bir ÅŸey bence... Bir kadının dünyaya gelme sebeplerinden biri o ve doÄŸanın getirdiÄŸi bir ÅŸey. İnÅŸallah da olurum.
n Ee, 30'la beraber hadi hadi hadi çanları çalmaya baÅŸladı mı?
Hem baÅŸladı, hem de yemezler o çanları!.. O kadar da panik olup saldıracak deÄŸilim yani. Tabii ki biyolojik olarak bir yaÅŸ ve zamanlama var. Ama öyle çok büyük bir panik bende yok. Kendimi hazır hissettiÄŸim zaman hayat beni oraya doÄŸru iteleyecektir diye düÅŸünüyorum.
AÄŸaç olsan bile huzur yok
n En son seyrettiÄŸin film?
'Slumdog Millionaire'
n Şu sıra neler okuyorsun?
'Feeling Good' diye bir kitap okuyorum, insanın iç sesiyle ilgili. Karar vermekte zorlananlar için... Ben özellikle büyük kararlarda çok sıkıntı çektiÄŸim, her ÅŸeyi çok tarttığım için... Bir de aÄŸaçlarla ilgili bir kitap okuyorum. AÄŸaç olmanın ne kadar zor bir ÅŸey olduÄŸuyla baÅŸlıyor, çok enteresan... Zaten kitabın kenarına 'aÄŸaç olsan bile huzur yok' yazdım. Bir okusan var ya, bizim hayatımız hiçbir ÅŸey deÄŸil. Zavallı aÄŸaç...
n Kendine en son ne aldın?
Åžey; bir tane küçük ekosistem var, NASA'nın geliÅŸtirdiÄŸi... Akvaryum gibi bir ÅŸey düÅŸün ama her yeri kapalı. İçinde küçük ıstakozlar yaşıyor. 5 yıl boyunca yemsiz ve havasız orada yaÅŸayacaklar. Ama 5 senenin sonunda camı kırıp üstüme mi saldırırlar onu bilmiyorum (gülüyor).