Gürkan Hacır gurkan.hacir@aksam.com.tr

kategori2

Azrail'in öbür adı

Başı gövdesinden ayrılarak katledilen Münevver Karabulut cinayetinin sırları henüz çözülemese de tarihimizde onlarca katil, böylesi acımasız cinayetler iÅŸledi. Ama hiçbiri yaÅŸamı cezaevlerinde geçen, 43 cinayet iÅŸleyen katilimiz Abdullah Palaz gibi deÄŸildi

Türkiye, başı gövdesinden ayrılarak katledilen Münevver Karabulut cinayetiyle sarsıldı. VahÅŸi cinayetin sırları henüz çözülemese de tarihimizde onlarca katil, böylesi acımasız cinayetler iÅŸledi. Ama hiçbiri ilk kurbanını 12 yaşında baltayla öldüren ve yaÅŸamının neredeyse tamamını cezaevlerinde geçirmesine karşın tam 43 cinayet iÅŸleyen katilimiz Abdullah Palaz gibi deÄŸildi.
Muhakkak ki Abdullah Dayı normal bir insan deÄŸil. Kimilerine göre cani, kimilerine göre Azrail. Kimilerine göre de haksızlıklara tahammül edemeyen bir halk kahramanı. Çünkü sırf haksızlık yapıldı diye kendisini hiç ilgilendirmeyen konulara girip iÅŸlediÄŸi cinayetlerin sayısı 15'ten fazla. Bu adalet dağıtımından aldığı 2-3 idam da cabası. Kendi kendine uhrevi bir misyon biçerek, 'Ben Allahın kılıcıyım' dese de o aslında Türkiye'nin en namlı katili. Ama seri katil deÄŸil. Çünkü gerekçesiz adam öldürmüyor. Hemen hepsine bir bulaÅŸma nedeni var. Ya cezaevinde kumar oynatmıyor ya bir arazi anlaÅŸmazlığını çözmek isterken sözünü dinlemeyenlere ceza kesiyor. Aslında dramı da burada baÅŸlıyor. Birisine kızdı mı veya bir haksızlık gördü mü döveyim, küfredeyim veya yaralayayım demiyor. Ona göre böyle 'adi'lere karşı tek çözüm var: Öldürmek. Cinayetlerini okurken içiniz daralıyor ama hemen hepsine bulduÄŸu gerekçelere de ÅŸaşırmadan edemiyorsunuz.
Tabii bir de ardında bunca kan olan birinin   69 yaşında eceliyle ölme durumu var ki o da bir baÅŸka ÅŸaÅŸkınlık konusu. Kitabı okuyunca anlıyorsunuz ki can almada olduÄŸu kadar kendini korumada da usta. GüvenmediÄŸi kiÅŸilerin yanında içki içmiyor, silahını elinin altına almadan yatmıyor. Hangi cezaevine girerse girsin içeri silah sokmayı beceriyor. Yemek ikram edildiÄŸinde ikram eden yemeden kaşık sürmüyor. Ve bunları 48 yıl bir yaÅŸam prensibi haline getirerek yaşıyor. Zaten bunlar olmadan bu kadar hüküm süremezdi herhalde. İsterseniz Antep Canavarı Abdullah Palaz'ın hayatını kitaplaÅŸtıran Dr. Turhan Temuçin'le bu inanılmaz yaÅŸam öyküsüne uzanalım...
  Tanışmanız nasıl oldu?
Karacan Yayınları'nda çalışıyordum. Bir gün dev gibi bir adam içeri girdi. 17 yıl sonra tahliye olmuÅŸtu.  Bıçağı aldı eline tak tak oynatıyor. Sihirbaz gibiydi. 'Benimle bıçak düellosunda kimse baÅŸa çıkamaz' derdi. Cinayetlerinin çoÄŸu bıçak ve baltayla.
  Etkilendiniz mi ondan?
Büyük acelesi vardı. 'Tez akÅŸam oldu, yapacak iÅŸlerimiz vardı' lafı onundur. Yapacak iÅŸler dediÄŸi de ÅŸuydu. İstanbul'da akrabaları vardı. 'Onlar için adam öldürdüm, hapis yattım. Onlar yükünü alıp gitti. Yüklü para vermeleri lazım' derdi. Ankara'da kalması için zorluyordum. 'Önce Gaziantep'e gidelim, malımızın dökümünü yapalım, İstanbul'a gideyim, sonra Ankara'da otururuz' diyordu. Antep'e gitti, gelemedi.
   Ä°lk seferinde 'bir caniyle mi karşılaşıyorum' diye tedirgin oldunuz mu?
YeÄŸeni Mehmet'e bozulmuÅŸtu. Telefon açtı ve nasıl küfrediyor. 'Hapishanede devamlı kalmayacağım. Ona sorarım' diyordu. Sonra araları düzeldi. Tedirgindim. Her an deÄŸiÅŸebilir diye. Mülakatlar sırasında bir yeri atlamışım teypten. 40-50 saniyelik. Kasetin o boÅŸ yerini açmışım. Anlattığı ÅŸeyler yok. 'Orayı anlattım aÄŸam' dedi.  Hatırlayamıyorum. 'Anlattım bul!' dedi. Tesadüfen buldum 'oh be' dedim.
  Ä°lginç bir durum var. Siz hekimsiniz, hayat kurtarıyorsunuz. O ise tam tersi.
O normal bir insan deÄŸil. Normal insan  1 veya 2 kiÅŸiyi öldürür. 43 kiÅŸi öldürülmez. 
  Bir de kafaya takıyor deÄŸil mi?
ÖldüreceÄŸim dediÄŸi zaman kesin öldürüyor.
  Cezaevine hakim olma telaşı var mı?
Zaten hakim oluyor. Kumar oynatmıyor, uyuşturucu kullandırmıyor. Cezaevi karşı koyunca da başlıyor gardiyan vurmaya.

'Öldür öldür bitmiyor' derdi

  Kendisini Allah'ın lütfu gibi görüyor.
Allah'ın Kılıcı diyordu kendisine.
  Kitabı göremedi. Görseydi kitaba bu ismi vermenizi ister miydi?
İsterdi. Yaptıklarından piÅŸman olmuyordu. 'Tahrik ettiler, AÄŸam bu kötüleri öldür öldür bitmiyor' derdi.
  Bir orta yolu yok. Kızdığı zaman öldürüyor.
Evet. Keskin niÅŸancı, diz kapağından vurur. 'Diz kapağından vurdun mu iflah olmaz' derdi. Ceza hukukuna çok hakimdi. İtalyan Ceza Hukuku'nu okumuÅŸ. 
  Hep 'çok paralıyım' diyor. Acaba 'çökme' iÅŸleri falan yapıyor mu?
Babası para ve zeytinyağı tenekesinde silah gönderiyordu. Ailesi varlıklı. 
  Kitapta dramatik bir son var. Karısını öldürüyorlar ve cevap veremiyor?
Karısı oÄŸlunu öldürenin yeÄŸeni olduÄŸunu söylüyor. YeÄŸeni hapse giriyor. Solcularla kaçıyor. Bir gece 'Yenge senin yüzünden hapis yattım. Ali'yi ben öldürmedim' deyip karısını öldürüyor.
Abdullah Dayı, sadece İstanbul'da öldürdüÄŸü küçük çocuÄŸa üzülüyor. Bir kiÅŸi daha var üzüldüÄŸü ama onu unuttum 
  Silah sesine çıkan kapıcı mı?
Hayır. 'Senin neyine silah sesine çıkıyorsun ben ÅŸahit bırakır mıyım? diye kapıcıyı öldürüyor. ÜzüldüÄŸü iki kiÅŸi var.
  Karısı öldürüldükten sonra, intikamını alacağım diyor muydu?
Hiçbir ÅŸey demedi. OÄŸlunun katillerini öldürdükten sonra kimseyi öldürmedi.
  Abdullah Dayı seri katiller gibi gerekçesiz mi öldürürdü?
Hayır. Mesela Ankara Cezaevi'nden kaçtığı zaman daÄŸlarda geziyor. Bakıyor ki bir çoban küçük bir kıza tecavüz ediyor. Çobanın diz kapaklarına sıkıp, bekliyor. Adam tüfeÄŸini çıkarıyor, tam niÅŸan alacak, bir daha ateÅŸ ediyor. Pantolonu çıkarmaya baÅŸlayınca, kız yalvarıyor. Sus diyor. Çıkarıyor, altındaki pijamasını kıza giydirip, evine öyle gönderiyor. 
  Bir ekibi var mı?
Hiçbir zaman yanına adam tutmadı. 'Adamla uÄŸraÅŸamam. Yanımdaki adamı satın alırlar' derdi. 
  Hangi 'Baba' Abdullah Dayı'yı özellikle yanında istiyor?
SaÄŸcı bir çocuk vardı. Defalarca geldi. 
  GörüÅŸtü mü Abdullah Dayı'yla?
Yok, istemedi. Branşım değil bu işler demişti.
  Dayının branşı neymiÅŸ?
Adam öldürmek. 
  48 yıl cezaevinde yaşıyor ama dışarıda 48 gün yaÅŸayamadan ölüyor.
İnsanlar 80, 85'e kadar yaşıyor. Bu çok erken söyledi bu lafı. ÖleceÄŸi malum oldu buna herhalde. Çıktıktan sonra bir hafta burada kaldı. Sonra 15 gün beraber çalıştık. Üç gün sonra da öldü. Yani tahliyesinden sonra 25 gün içinde öldü.

Santim işini bozmazsın

Afyon Cezaevi'ne sürgün gelen Abdullah Dayı ve arkadaÅŸları yerli mahkumların koÄŸuÅŸunu basmaya karar verir. 'Parmak iÅŸi' yapacaklardır. Parmak iÅŸi dedikleri ise bıçağı parmak içine alıp açıkta kalan 2 santimle hasımını yaralamaktır. Bundan sonrasını kitaptan dinleyelim:
O günkü vukuatımız, Mustafa'nın parmak iÅŸini biraz fazla kaçırmasıyla 59 yaralı, 1 ölüydü.  İdamlık Mustafa seslendi:
-Artık beni asarlar deÄŸil mi? Herif öldü.
-Asamazlar. Bu bir meydan savaşıydı. KoÄŸuÅŸa daldığımda önce o adama ben dokunmuÅŸtum. Ne malum benim vurmamla ölmediÄŸi.
Koca Mustafa bu sözüme güldü: Sen bilirsin yaptığın iÅŸi Abdullah. Santim iÅŸini bozmazsın. Bıçağı ben kaçırdım, bunu biliyorum.

Baltanın
amanı yoktur

ANTEP Canavarı'na özgü sözler ise ÅŸöyle:
   Tehlikeli olan gecikmektir. (Neden silahının aÄŸzında mermi taşıyorsun tehlikeli deÄŸil mi diyen Turhan Temuçin'e)
   Ölümle korku ortak çalışır.
   DüÅŸman sahibi adam hiçbir zaman uyuÅŸturucu kullanmamalıdır.
   Cezaevinin içinde silahlar patladığı zaman ortalık duruluncaya kadar idare iÅŸe karışmaz. Silahlar susacak, ölen ölecek ondan sonra idare iÅŸe karışacak.
   Hapishanede iÅŸlediÄŸin cinayetlerin yüzde doksanını sonu ölüm diye yaparsın.
   Balta en güçlü silahtır. Amanı yoktur, bağışlaması yoktur.

Su veren adam Nazım Hikmet'ti

ABDULLAH ve arkadaÅŸları bu kez Bursa Cezaevine getirilir. Cezaevi müdürü, onları kanalizasyon çukuruna sokar. 8 saat kalırlar. Dışarı çıkarıldıklarında çoÄŸu bayılır...
'Asker bozması kaputtan bir paltoyu omuzlarına atmış, saçları karmakarışık, gözleri çakmak çakmak, dev gibi bir adam demir parmaklıkların önüne geldi. Halimize baktı. Hiç ses çıkarmadan koÅŸarak gitti. Elinde bir testi ve  bardak ile geri geldi. Doldurup doldurup verdiÄŸi bardakla diÄŸer arkadaÅŸları da temizledim. Birer bardak su içtik. 'SaÄŸ ol abi' dedim, o dev adama. Cebinden sigara paketi çıkarıp içinden üç tane kendine ayırdı, gerisini bize verdi. 'GeçmiÅŸ olsun aÄŸalar' dedi. Arkasını dönüp gitti. O sırada bir mahkum geçiyordu.
-Åžu giden adam kim?
-O mu? Åžairdir, yazardır tarihçidir. Vatan hainidir. Nazım Hikmet!
-Ulan p...! Hiçirinizin k... sıkmadı su vermeye. O verdi, onun için mi vatan haini oldu.'



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3