Hafta sonu ekranlarının en cazibeli programı; NTV 'kare as'ının, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ı misafir ettikleri Haydi Gel Bizimle Ol'du.
Kız kıza sohbet havasında ilerleyen buluÅŸmanın dikkat çekici sorularından biri Pınar Kür'den geldi: Amerika'da okuyup büyüdüÄŸünü söyleyerek söze giren Kür: 'Bundan 50 yıl önce Amerika'da kadınlar, sekreterlik, hosteslik, mankenlik gibi çok kısıtlı mesleklerde yer bulabiliyorlardı. Aradan geçen zamanda çok geliÅŸtiniz ve kadınlarınız bugün birçok alanda, ön planda yer alıyor. Bizde ise tam tersi (!) Eskiye göre kadınlar çok geri plana itildi. Bu fark hakkında ne düÅŸünüyorsunuz?'
Pes. En hafif tabiriyle, 'pes' yani Pınar Hanım! Türkiye'yi bu kadar yanlı ve yanlış tasvir etmek için, Türkiye hakkında Mrs. Clinton'dan bile az ÅŸey bilmek gerekir.
Elli yıl, otuz yıl, yirmi hatta on yıl öncesine göre bugün... Türkiye'de daha mı az kadın doktor, avukat, mühendis, gazeteci, yazar, yönetmen, ressam, müzisyen, akademisyen, rehber ve iÅŸ kadını var sizce? Üniversitelerdeki kız öÄŸrencilerin oranının, yüzde 10-15'lerden yüzde 40'lara ulaÅŸması durumunu neyle açıklarsınız mesela, çok merak ediyorum.
Ayıp olmuyor mu, ABD DışiÅŸleri Bakanı'na soru sorma fırsatı bulabilen birkaç kiÅŸiden biri olarak, bu kadar çarpık bir yorumla ortaya çıkmak? Kimden yanasınız siz?
İstanbul'da içki içilecek yer kalmadığından falan da dert yanmışsınızdır reklam arası sohbetinde Allah bilir. Hakikaten ikide bir, içki yasağı derdinden dem vuruyorsunuz programda, dikkatimi çekiyor... Nerede içki içmek istiyorsunuz da, kursağınızda kalıyor, meraktayım. Sabaha kadar içip eÄŸlenebileceÄŸiniz çok hoÅŸ mekanlar biliyorum da o bakımdan.
Yok, ben gürültülü müzik istemem derseniz de hay hay. Sadece içki içip maç seyredebileceÄŸiniz... Sadece içki içip sohbet edebileceÄŸiniz... Ya da sadece içki içip manzara seyredebileceÄŸiniz... Olmadı sadece içki içip kafa dinleyebileceÄŸiniz sayısız mekan, sayısız seçenek mevcut İstanbul'da.
Konu dağıldı, ne diyordum... Kadınların mesleki alanlarda, eskiye göre daha geri plana atıldığına gerçekten inanıyorsanız, siz bilirsiniz Pınar Hanım. Fakat rica ederim, ülkeye gelen konuklarla sohbette sarf etmeyin bu palavraları.
AKP karşıtı / yandaşı olmak meselesi falan deÄŸil bu. Ha ille de bir ÅŸeyin yandaÅŸlığı sorgulanacak olursa, en az Pınar Kür kadar özgürlüklerimin yandaşıyım. Ama eÄŸriyle doÄŸruyu ayırmasını da... Kurunun yanında yaşı yakmamayı da... YiÄŸidi öldürürken hakkını vermeyi de iyi bilirim... Stop.
***
Pınar Kür odağından uzaklaşıp genele bakınca, NTV'yi bu televizyonculuk baÅŸarısından ötürü tebrik ediyorum. Hatta hızımı alamayıp bir NTV yayını olan Cahillikler Kitabı'nın sayfalarını karıştırıyorum. 'DoÄŸru bilinen yanlışlar' hakkında derlenen bu eÄŸlenceli kitabı edinenler neler öÄŸreniyor, birlikte bakalım...
Sindirella'nın ayakkabısı neyden yapılmıştı?
Sincap kürkünden! Çince versiyonu 9. yüzyıla dayanan Sindirella, eski ve evrensel bir hikayedir. Masalın bilinen halini 17. yüzyılda yazıya döken Charles Perrault, OrtaçaÄŸ masalında 'vair - sincap kürkü' olarak geçen kelimeyi yanlış anlamış ve 'verre - cam' olarak yazmıştır.
Ki öncesinde var olan 340 versiyondan hiçbiri camdan ayakkabıdan söz etmez. Orijinal Çin hikayesinde, ayakkabı altın tabanlı ve altın baÄŸcıklıdır. İskoçya versiyonunda ise sazlardan yapılmıştır. Perrault'un kendi versiyonun ürettiÄŸi OrtaçaÄŸ hikayesinde ise, ayakkabı sincap kürkünden. MİŞ.
Çin Seddi Ay'dan görülebilir mi?
İnsanoÄŸlunun yaptığı hiçbir ÅŸey Ay'dan çıplak gözle görülemez. Çin Seddi'nin görülebildiÄŸi düÅŸüncesi çok yaygındır, ancak bunu söyleyenler 'Ay'la uzayı birbirine karıştırmaktadırlar.
'Uzay' oldukça yakındır. Yer yüzeyinden 100 km uzaklaşıldığında uzay baÅŸlar. Bu noktadan birçok yapı görülebilir: Otobanlar, denizdeki gemiler, demiryolları, ÅŸehirler, tarlalar, hatta bazı ÅŸahsi binalar. Buna karşılık, dünyaya uzaklığı 400.000 kilometreden fazla olan Ay'dan, kıtalar bile güçlükle görülür. MÜÅž.
Bukalemunlar neden renk deÄŸiÅŸtirir?
Bu soruya, 'bulunduÄŸu ortama uyum saÄŸlamak için' cevabını verdiyseniz on puan kaybettiniz. Çünkü bu tamamen uydurmadır. Mittir.
Bukalemunlar, kamuflaj için deÄŸil, deÄŸiÅŸik duygusal haller sonucunda renk deÄŸiÅŸtirirler. Korktuklarında, bir tehlike atlattıklarında veya kavgada baÅŸka bir bukalemunu alt ettiklerinde renk deÄŸiÅŸtirirler. Karşı cinsten bir bukalemunu gördüklerinde ve bazen de ışık, ısı deÄŸiÅŸimleri sonucunda renk deÄŸiÅŸtirirler. MİŞ.
İnsanlık tarihinin en kötü kararları
İşte ÅŸahane bir kitap daha... Özellikle okuma disiplini bozukluÄŸu çekenler için çok faydalı bu 'nerede tırak orada bırak' kitaplar. Bakınız, neler diyor tarihin ikonları:
l Gaz kullanımıyla ilgili bu hassasiyete bir anlam veremiyorum. Ben, uygarlaşmamış kabilelere karşı zehirli gaz kullanılmasına sonuna kadar taraftarım (Winston Churchill)
l Ne diye boÅŸa konuÅŸup duruyorsunuz ki? Saraybosna'yı ziyarete geliyorum ve üzerime bombalar atılıyor. Bu çok çirkin! (Franz Ferdinand, Saraybosna 1914)
l Küçük ulus diye bir ÅŸey yoktur, yalnızca küçük kafalar vardır. (Belçika Kralı II. Leopold)
Not: İnsanlık Tarihinin En Kötü Kararları, Caretta'dan çıkmış bir Stephen Weir kitabı-S.G.