Serdar Akinan

kategori2

Osman Baydemir'den daha Kürt'üm

AKP Diyarbakır BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkan adayı Kutbettin Arzu, DTP'nin kendisine oy vermeyen Kürtleri dışladığını söyleyerek, 'Bu ne biçim Kürtlük'tür, bu ne biçim kimlik anlayışıdır? Dışınızdakini yok sayıyorsunuz' diyor

Kutbettin Arzu, doÄŸma büyüme Diyarbakırlı... Yüksek mimar... Diyarbakır'ın sevilen bir siması... Esnafından, memuruna, gencinden yaÅŸlısına hemen herkes ona 'Kıto' diyor... Hakkında olumsuz konuÅŸan kimseye rastlamadım ancak aynı çoÄŸunluk bu seçimlerde kazanmasının büyük sürpriz olacağını da itiraf etmiyor deÄŸil... BaÅŸbakan'ın Diyarbakır mitinginde onu anons ederken, 'Bakmayın boyunun kısa olduÄŸuna atom karıncadır o... Atom karınca...' demesi hala kulaklarda...  SöyleÅŸimizi, konut olarak da kullandığı bir binanın alt katında açtığı seçim bürosunda yaptık...

AKP'nin Diyarbakırlılar nezdinde algısı nasıl şu aşamada?
Çok iyi... 22 Temmuz'da AKP bölgede %55 oy aldı. Diyarbakır'da da %41 oy aldı. DTP ise Diyarbakır'da %42 oy almıştı. Dolayısıyla seçimle AKP'nin buradaki performansı tescillenmiÅŸ oldu. Sonraki süreçte BaÅŸbakanımızın söylemediÄŸi bazı sözler isnat edildi ve AKP'nin imajında zedelenme oldu... Son dönemdeki siyasi ve kültürel açılımlarla bölge halkı gerçekleri gördü...

Ölüm kuyuları açılıyor. Bölge halkı bunu nasıl algılıyor? 'AKP açıyor, BaÅŸbakan bu iÅŸin peÅŸinde' diyorlar mı?
Bu iÅŸin üzerine ciddi gidiliyorsa bu Sayın BaÅŸbakanımızın kararlı duruÅŸundandır. Onun bu dik duruÅŸu nedeniyle, Türkiye aydınlığa gidecek. Hükümetimizin bu tavrı elbette ki bölgede büyük bir ilgiyle izleniyor ve takdir ediliyor.

DTP'yi 'kimlik siyaseti' yapmakla eleştiriyor ve belediyecilikte başarılı olmadığını vurguluyorsunuz...
ArkadaÅŸlar 10 yıldır yönetimde ve bir projeleri yok. Kimlik siyaseti yapmak, hizmet yapmanıza engel deÄŸil; hizmet de etmekle yükümlüsünüz. İkincisi; bu arkadaÅŸlar kimlik siyasetini de saÄŸlıklı yapmadılar. TRT ÅžeÅŸ'e karşı çıktılar. Hem Kürt halkının kimlik sorununu savunacaksınız hem de buna karşı çıkacaksınız. Katılan sanatçıları, yapımcıları, bilim adamlarını tehdit edeceksiniz; 'Katılmayın' diyeceksiniz. Halk ilgi gösterince de 'Çalışmalarımızın bedelidir' diyeceksiniz. Kanalı izleyenleri bile hainlikle suçladılar. Ben Osman Baydemir'den daha Kürt'üm. Kürt halkına hakaret etmeye, onları yok saymaya, onları hain göstermeye hakları yok. Onların dışında baÅŸka Kürt hareketçileri de var. İşte Hak-Par seçime gidiyor. Geçen dönem Abdülmelik Fırat bağımsız aday olmuÅŸtu. Siz onu, bir Kürt bilgesini taÅŸladınız, Kürt siyaset adamını siz Diyarbakır'da dövdünüz yani. Bu ne biçim Kürtlük'tür, bu ne biçim kimlik anlayışıdır ki siz kendi dışınızdakini yok sayıyorsunuz. Dolayısıyla bu arkadaÅŸlar ne demokrattırlar, ne barıştan yanadır ne de Kürt halkının kimlik siyasetini uyguluyorlar. Diyarbakır halkı, buna gerekli cevabı verecek. Diyarbakır halkı, ÅŸehri kendi istediÄŸi gibi yöneten insanlara teslim edecek. Åžimdi bu arkadaÅŸlar, kenti yönetmiyorlar ki. Kendi dışlarında bir irade yönetiyor.

Bu nasıl bir irade?
Bilemem. Yani onlar kendileri de söylüyor zaten 'irade' diye. Dolayısıyla, bu kentteki, hem Parlamento'daki arkadaÅŸlarımızın hem yereldeki arkadaÅŸlarımızın bir suçu yok. Bu bir anlayış meselesi.

Diyarbakır halkının temel sorunları sizce ne ve ne yapmayı düÅŸünüyorsunuz?
Diyarbakır halkının bugün sorununu, 'Bir, iki, üç...' diye ayırmamak lazım. Aslında bir Kürt meselesi var. Bu, merkezi hükümetin attığı adımlardır; çözülüyor. Bu bölgede yapılan hukuksuzluklar var. Yine demokrasinin geniÅŸlemesi, hukuksuzluklar ortadan kaldırılmasıyla ilgili çalışmalar var, bunları da merkezi hükümet yapıyor. Burada yerel yönetimin yapması gereken, bu kentin 10 yıldır almadığı hizmetleri hayata geçirmektir. ÇaÄŸdaÅŸ, modern bir kentte ne yapılması gerekiyorsa, onu yapman lazım. Åžimdi biz ne yapacağız? Kimseyi ötekileÅŸtirmeyeceÄŸiz. Bütün kentin belediye baÅŸkanı olacağız. Bu kentte, daha önceden bu arkadaÅŸlar tarafından belediyeye alınan insanlar dahil ÅŸu anda kenti yöneten anlayış dahil, biz herkesi kucaklayacağız. Dolayısıyla bunun yaratacağı pozitif enerjiyle, bu kentin sorunlarını bir bir çözeceÄŸiz.   10 insandan en az 8'i iÅŸ istiyor. Bunu çözeceÄŸiz...

Bu, merkezi hükümet politikalarıyla ilgili bir ÅŸey deÄŸil mi?
DeÄŸil. Bakın onu söyleyeyim, BaÅŸbakan geldi burada Turkcell'in çaÄŸrı merkezinin açılışına... Urfa'da da yapabilirdi, Elazığ'da da yapabilirdi. Açılış günü, bu kenti hayali bir kente çevirmeye çalıştılar, kepekleri kapattılar, belediye otobüsleri çalışmadı, çöpler toplanmadı, servis otobüslerine 'Çalışmayın' dendi. Sokaklarda lastikler yakıldı, çocuklar taÅŸ attı. Åžimdi böyle bir kente, kimse gelip yatırım yapar mı? Turkcell hata mı yaptı? Geldi, burada çaÄŸrı merkezine BaÅŸbakan, 'O, çaÄŸrı merkezini Diyarbakır'da yapın' dedi. Åžu anda orada 500 kiÅŸi çalışıyor. Yıl sonuna kadar 1000 kiÅŸi çalışacak. BaÅŸka insanlar da gelip yatırım yapacaklar. Merkezi hükümetin iÅŸi deÄŸil. Bu, bu kentin imajının deÄŸiÅŸmesiyle ilgili.

'İşsizlik diyenler, kimlik   siyaseti üzerinden yarattıkları ortamla, iÅŸi engelledikleri için bu sorun ortaya çıkıyor' demek mi istiyorsunuz?
Elbette. Burada bir teÅŸvik politikası uygulanıyor. Adıyaman'da yatırım yapıldı, Urfa'da yatırım yapıldı. Niye Diyarbakır'da yatırımcılar gelmiyor? Diyarbakır'a niye turist gelmiyor?  Eskiden turist kaynıyordu kent. Yapacağımız en önemli ÅŸey, kentin imajını deÄŸiÅŸtirmek, daha sonra kentte yeni yerleÅŸim alanları tespit edip, gecekonduda yaÅŸayan vatandaÅŸlarımıza ev vermek. Åžimdi bunlar, propaganda yapıyorlar: 'Evlerinizi yıkacaklar!' Kimsenin evini yıkmayacağız. Onlara önce ev hazırlayacağız, oraya taşıyacağız. Bakın, 10 yılda bu arkadaÅŸlar bir tek kavÅŸak düzenlemesi yapmamışlar. Åžimdi 50 tane proje saymışlar. İçlerinde bunun 8-10 tane kavÅŸak yapma var.

Silah bırakmayı, demokratik çözümü tartışıyorlar
Aslında bölgedeki temel sorunun denklemine dair bir teÅŸhis var, siz diyorsunuz ki 'Önce barış ortamı test edilmesi lazım' hani, yumurta-tavuk karmaÅŸası olmasın...
 Türkiye'de demokratikleÅŸmeyle ilgili ciddi adımlar atılıyor, atılacak. Ama çatışma ortamında bunları hayata geçirmek, son derece sıkıntılı. Biz Diyarbakır seçimlerini kazandıktan sonra herkes, 'Nerede hata yaptık' diye durup düÅŸünecek. Bu arkadaÅŸlar ilk, 'Sosyalist bir Kürdistan' diye ortaya çıktılar. Binlerce genç daÄŸlarda öldü, binlerce köy boÅŸaldı. Åžimdi ÅŸu arkadaÅŸlar ne istiyorlar? Demokratik Cumhuriyet... Ama bu insanlardan, ailelerinden özür dilediniz mi? Zaten ÅŸu anda kendi içlerinde de bir çekiÅŸme var.

Ne gibi?
Silah bırakmayı, demokratik çözümü tartışıyorlar, 'Hataları yaptık?' diye tartışıyorlar.

Nevruz ateÅŸinde ne piÅŸiyor?
Ulu Cami, Diyarbakır'ın tam kalbinde...  Anadolu'nun bu en eski camiinin dört duvarı, yüzyıllardır, dört mezhebin bir arada namaz kılmasına ev sahipliÄŸi yapıyor.

Vaiz, cuma namazını eda etmeye hazırlanan Müslümanlara, Al-i İmran Suresi'nin 103. Ayeti'nden bir cümle okuyor:
'Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun, ayrılığa düÅŸmeyin ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini düÅŸünün. Sizler, birbirinizin düÅŸmanları iken O, sizin kalplerinizde bir uzlaÅŸtırma meydana getirdi ve O'nun nimeti sayesinde uyanıp kardeÅŸ oldunuz.'
Hoca, yaÅŸlısı genci, polisi partilisi, öÄŸrencisi iÅŸsizi, binlerce kiÅŸiden oluÅŸan cemaate sevecen bir bakış fırlatıp, çok ince bir gönderme yapıyor:
'Ey cemaat, yarın Nevruz, yanınızdakini ötekileÅŸtirmeyin... Sizler Müslümansınız... Allah bize bu ayette olduÄŸu gibi kardeÅŸliÄŸi emrediyor... UzlaÅŸalım!'
Ulu Cami'den yükselen bu ses, çiseleyen yaÄŸmur altında mübarek cuma namazı için birbirine omuz veren binlerce Kürt ve Türk için anlamlı bir zemin sunuyor mu? Yoksa iyi niyetli bir cümle olarak duvarlarda mı yankılanıyor?
Peki, ya dışarısı?
Diyarbakır, seçimlere bir hafta kala, sadece GüneydoÄŸu için deÄŸil aslında tüm Türkiye için hayati önem taşıyor.

AKP DİYARBAKIR'I KAYBEDİYOR... YA KÜRT SORUNUNU?
Aslında Diyarbakır'daki hava aynen ÅŸöyle:
Osman Baydemir, DTP'deki bazı çatlak seslere raÄŸmen, bir beÅŸ yıl daha makamında...
Hatta ÅŸu hesaplar yapılmıyor deÄŸil: 'Yüzde 55'i - 60'ı geçer mi geçemez mi?'
Kendisiyle yaptığım sohbette de hedefinin, yüzde 60'lar ve üstü olduÄŸunu açıkça paylaşıyor... Böylesi bir sonucun, diyaloÄŸa zemin teÅŸkil edebileceÄŸine inanıyor.
Öte tarafta 'Kıto' var... BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın Diyarbakır 'kale'sini almayı kesinlikle kafasına koymasına karşın, uzunca bir kararsızlık sürecinden sonra, karar kıldığı yüksek mimar Kutbettin Arzu...
Son derece sempatik, tabanda sevilen, çalışkan, dürüst ve temiz bir kiÅŸilik...
'Kimlik meselesi' bu kadar hararetli olmasa kazanma ÅŸansı oldukça yüksek bir aday...
Buna karşın, Diyarbakır'ın 11 ilçesinin neredeyse yarısını AKP adayları alabilir...
İl Genel Meclisi'nin dağılımı da bir baÅŸka soru iÅŸareti... Yani Baydemir faktörü kesinlikle denklemin çarpanı...
Öte tarafta bölge geneline bakıldığında tablo çok farklı...

KİM NEREYİ ALIYOR?
AKP, Siirt'i, AÄŸrı'yı, MuÅŸ'u hatta Bingöl'ü kaybedebilir.
DTP, bu ÅŸehirleri alamasa da çok ciddi bir tırmanış yakalayacak. SP ise yarışın sürpriz atı.
PKK, bu bölgede bir baÅŸarı olması durumunda 'Serhat bölgesi' olarak adlandırdığı yerde psikolojik ve stratejik üstünlük saÄŸlayacak.

TÜRK SORUNUNA KÜRT AÇILIMI
Yerel kıyafetlerle, Nevruz sahnesine çıkan ve alandaki yüz binlere Kürtçe seslenen Baydemir, 'On yıllardır Nevruz ateÅŸini söndürmeye çalıştılar. Bilmiyorlar ki bu ateÅŸ Kürt halkının gönlündedir. Kürt halkı olmadan barış olmaz. Adalet, barış ve özgürlük istiyoruz' dedi.
Yürürlükte olduÄŸu hissettirilen 'Amerika'nın Kürt Planı'nın iÅŸleyip iÅŸlemeyeceÄŸi, bu seçimin sonucunda saklı.  Sahneye gelen Leyla Zana da çok önemli bir mesaj verdi:

'Türkiye Kürtleri kazanmalıdır!'
KonuÅŸmasında 'Sayın BaÅŸbakan' ifadesini kullanan Zana, küçük bir grup tarafından yuhalanınca da haklı tepkisini derhal koydu: 'Bize yakışmaz!'
Ancak Ahmet Türk ve Leyla Zana'nın 'açılımı' ÅŸu çerçevedeydi:
'Türkiye, Kürtleri kaderine terk etme veya kazanma noktasındadır. sayın BaÅŸbakan cesur olsun, inisiyatif alsın, biz hazırız. Sadece bizi deÄŸil, bu coÄŸrafyadaki tüm Kürtleri kazanabilir. Elbette seçeneksiz deÄŸiliz. Kürtler aleyhinde tarihsel bir koalisyon varsa (İran, Suriye ve Türkiye, hatta Araplar) biz de bir araya gelebiliriz.'
Nevruz ateÅŸi etrafında toplanan bir milyona yakın Kürt 1980'lerde de aynı sloganı atıyordu:

'Biji Apo.'

Apo ise İmralı'da ve mesajı açık: 'Bana raÄŸmen barış olmaz.'
Nevruz ateÅŸinden yükselen savruk duman, Diyarbakır'ın yakıcı güneÅŸine gölge olacak mı? Zaman gösterecek!

Yarın: Osman Baydemir



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3