Gürkan Hacır gurkan.hacir@aksam.com.tr

kategori2

Sandıklar kralı Demirel

Türk seçim tarihine oy ve meÅŸruiyet tartışmaları damga vurdu. CHP'nin 1954'te %35'lik oya raÄŸmen %5.7'lik temsil gücü oldukça ilginçti. DP'nin %57'lik oya denk düÅŸen %93'lük Meclis gücü de. Ama Demirel'in 1965'te yaptığını bir daha kimse yapamadı...
Gelecek pazar sandık başında olacağız. Çok partili rejime geçiÅŸimizin 63. yılında yeni bir ÅŸeçime yine iktidar ve meÅŸruiyet tartışmalarıyla giriyoruz. Baykal, 'AKP % 52'nin altında oy alırsa bu tartışmaya açık bir sonuç olur' dedi. ErdoÄŸan ise yerel seçimlerde iktidarların     % 5'lik yıpranma payı olabileceÄŸini belirterek %42'yi iÅŸaret etti. Peki, tarihimizde nasıldı? Sandıktan çıkan seçim sonuçları nasıl okundu? Kim ne kazandı, ne kaybetti? Kısa bir yolculuÄŸa var mısınız?

YÜZDE 35.4'LE 31 VEKİL
 Aslında seçim barajları ve iktidarların meÅŸrutiyet sorunu hep iliÅŸkili oldu. Çünkü seçim sistemimiz, altmış yıl boyunca birçok kez deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸradı ve her yeni düzenleme yeni tartışmalar getirdi. Demokrasinin kesintiye uÄŸradığı dönemlerin hemen sonrasında yapılan seçimler için hep asker gölgesinden söz edildi. Ancak parlamenter demokrasinin oturduÄŸu, seçimlerin ivme kazandığı yıllarda da meÅŸrutiyet tartışması bitmedi. Seçimin yapıldığı yıldan tutun da katılan seçmen oranının düÅŸüklüÄŸüne, aldığı oydan daha fazla oranda Meclis'te temsil edilme durumundan, CumhurbaÅŸkanlığı seçimlerine kadar hemen her liderin baraj ve meÅŸruiyet meselesi oldu.
Åžaka gibi ama 1954 seçimlerinde İsmet PaÅŸa'lı CHP, % 35,4'le sadece 31 milletvekili çıkarabildi. %35 oya karşın Meclis'teki temsili % 5,7'de kalmıştı. İktidardaki Demokrat Parti ise aynı seçimlerde aldığı %57,6 ile rekor oy oranını yakalasa da asıl rekor  % 92,8'lik temsil oranıydı.

54 SEÇİMLERİ VE 'AÅžKIN TEMSİL' TARTIÅžMASI
Menderes ve arkadaÅŸları 1950'nin ardından 1954'te de CHP'yi yerle bir etmiÅŸlerdi. Ama çok partili seçimlerin üçüncüsü olan bu seçim, beraberinde 'aÅŸkın temsil' tartışmasını getirmiÅŸti. AÅŸkın temsil, alınan oy oranının üstünde bir oranla Meclis'te temsil edilmek anlamına geliyor idi. ÖrneÄŸin bir parti, yüzde 30 oya karşın baraj dışında kalanların, boÅŸ ve geçersiz oyların, Meclis'e giremeyen bağımsız adayların boÅŸa giden oyları sayesinde aldığı oyun çok üstünde bir çoÄŸunluÄŸu Meclis'e sokabiliyordu. Haliyle 'aÅŸkının' olduÄŸu yerde bir de 'eksik temsil' oluyor. Yani aldığı oyun altında bir sandalyeye kavuÅŸuyor. DüÅŸünsenize 2002'de %34 oy alıp, 368 milletvekiliyle neredeyse tek başına anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi yapma hakkını yakalayan ErdoÄŸan ve % 35 ile sadece 31 milletvekili çıkaran ve muhalefete razı gelip kabuÄŸuna çekilen İsmet PaÅŸa.

BİR MUCİZEYE İMZA ATTI
Süleyman Demirel için söylenen 'Barajlar Kralı' lafı sadece abartmadan ibarettir. Çünkü Demirel asıl 'sandıkların kralıdır'. Günümüzün popüler deyimiyle 'Sandıkların Efendisi'dir. Demirel, Menderes'lerin idamından sonra Adalet Partisi genel baÅŸkanı olarak girdiÄŸi 1965 seçimlerinde sandığı silindir niyetine kullanmış, barajın uygulanmadığı 'milli bakiye' gibi en gerçekçi ama en zor seçim sisteminde  % 52,9 oy ile sandığa ismini altın harflerle kazımıştı. Aldığı oyun neredeyse tamamı Meclis'e yansımış ve Adalet Partisi Parlamento'da %53 ile temsil edilmiÅŸti. Ne aÅŸkın ne de eksik temsil! Kullanılan oyun Meclis'e yansıması bakımından en adil seçim olarak hala 1965 seçimleri gösterilir.
Seçimler üzerine yaptığı 3 ciltlik eÅŸsiz çalışmasıyla tanıdığımız, sıkı bir Cumhuriyet Halk Partili Erol Tuncer'i seçim tarihinin en baÅŸarılı lideri kim' diye sordum. 'Demirel'in 1965'te yaptığını, kimse yapamadı' dedi ve ekledi: Milli bakiye sistemi ile %52,9 oy. Bunun adı mucizedir.
Demirel'in sandıkların efendiliÄŸi durumu 1969'da da sürmüÅŸtü.%46,5 oy ile girdiÄŸi ikinci genel seçimden de zaferle çıkmasını bilmiÅŸti. 60'lı ve 70'lı yıllarda Demirel'in sandıktaki havası o denli yüksekti ki; 1973'te iktidarı kaptırdığı KaraoÄŸlan Ecevit %33,3 ile hükümet kurmayı baÅŸarınca, aylarca ondan 'hükümetin başı' veya 'BaÅŸbakanlık koltuÄŸuna oturtulmuÅŸ kiÅŸi' diye söz etmiÅŸ, küçümsemiÅŸti. Demirel'e göre % 33 tartışılır bir sonuçtu. Ama aynı Demirel partilerin çoÄŸaldığı seçimlerin çok partili bir yapıya büründüÄŸü 90'larda % 27'ye 'Allah bereket versin' diyecek ve güle oynaya koalisyon hükümetini kuracaktı. Yine de sandıkların kralına haksızlık etmeyelim. Çünkü koalisyon ortalığı SHP ile beraber toplam oy oranları yüzde 50'lere yakındı.

27 yıllık iktidarın sonu
Seçİm tarihimizin en hüzünlü gecesi 14 Mayıs 1950 gecesidir. Türk sağı için milat kabul edilen,   14 Mayıs, Türk demokrasisi için kırılma noktasıdır. İsmet PaÅŸa, 27 yıllık CHP iktidarının sona geldiÄŸini fark etmiÅŸ ve sandıklar tam açılmadan, çalışma arkadaÅŸlarını KöÅŸk'e yemeÄŸe davet etmiÅŸti. Sandıklar açıldığında görüldü ki; 1946 seçimlerine bulaÅŸan ÅŸaibe, Demokratların iktidarını 4 yıllığına ertelemekle kalmamış, oylarını da patlatmıştı.
Fırtınayı önceden sezen İnönü, sadece ne kadar farkla yenildiklerini öÄŸrenmek istiyordu. Masa ağır misafirlerle doluydu. BaÅŸbakan Åžemsettin Günaltay, CHP Genel BaÅŸkanvekili Hilmi Uran, Meclis BaÅŸkanı Åžükrü SaracoÄŸlu. Kimsenin aÄŸzını bıçak açmıyordu. Günaltay, seçimin kaybedildiÄŸi belli olunca masadakileri güldüren bir söz söylemiÅŸti:Birkaç aya kalmaz çeker giderler! Kimsenin inanacak hali yoktu.

Buraya kadarmış
CHP'liler silahla aldıkları iktidarı, sandıkla teslim ediyorlardı. SaracoÄŸlu, milletvekili bile seçilememiÅŸti. İnönü, ilerleyen saatlerde ayaÄŸa kalktı ve 'Bütün mesuliyet benimdir. Yolumuza devam edeceÄŸiz' dedi. CHP çevrelerinde sonuçların ters çıkması halinde iktidarın Demokrat Parti'ye teslim edilmeyebileceÄŸi ve İsmet PaÅŸa'nın yeniden çizmelerini giyeceÄŸi rivayetleri konuÅŸulsa da onun niyeti demokrasiyi yerleÅŸtirmekti. Misafirlerini uÄŸurlarken 'Kısmet buraya kadarmış, sindireceÄŸiz'  sözü duyuldu. Atatürk'ten sonra CHP'nin en büyük sahiplenicisi İsmet PaÅŸa'nın, partisinden çıkıp muhalefet bayrağı açanlara, iktidarı usulünce bırakıp gitmesi kadar hüzünlü bir veda olabilir mi? Daha da ilginci İnönü iktidarı devrederken % 39,4 oyu vardı. Ve Meclis'te sadece %14,2 temsil edilecekti. Bunları içine sindirerek indi 14 Mayıs akÅŸamı Çankaya KöÅŸkü'nden. Sırtına giydiÄŸi gri kırçıllı paltosu, başında kuÅŸaklı fötr ÅŸapkası ve elinde siyasi terbiye, demokrasi ve hoÅŸgörü dersleriyle dolu çantası...
Bu kısa tarihte de görüldüÄŸü gibi sadece çoÄŸunluÄŸu saÄŸlamak, iktidara ulaÅŸmak, tartışmaları bitirmiyor. Mühim olan halktan güvenoyu alıp onunla uzlaÅŸmak. Tüm demokratik kurumlarla uyum temin edebilmek. Toplumun yaralarını kaşımadan dönüÅŸümler yaratabilmek. Mühim olan çuval çuval oyla kazandığın bir seçim sonrasında bile muhalefete kulak tıkamamak. Demokrasinin temsil gücünü dört yılda bir sandığa atılan oyla sınırlı görüp, arkandaki Meclis kalabalığına güvenmemek.

Yüzde 36 ile gelen koltuk çok tartışıldı
Turgut Özal'ın 1987'de yüzde 36,3 ile geldiÄŸi seçimler sonrası tek başına hükümet olmanın verdiÄŸi avantajla KöÅŸk'e çıkması meÅŸrutiyet tartışmalarının en ateÅŸlisi olmuÅŸtu. TiÅŸörtüne yazdığı yazıyla ordudan atılan üsteÄŸmenin 'sindirememesi' gibi, toplumun büyük çoÄŸunluÄŸu da yüzde 36,3'lük bir CumhurbaÅŸkanı'nı içine sindirememiÅŸti. Bunda Özal'ın çok tartışılan ailesi ve yolsuzluklarla anılan kadrolarının da hakkını yemeyelim. CumhurbaÅŸkanı Özal belki o zamana kadar hiçbir CumhurbaÅŸkanı'nın uÄŸramadığı eleÅŸtirilere ve sözlü saldırılara uÄŸramıştı.

Menderes ve Bölükbaşı'nın erkeklik yarışı
BaÅžbakan ErdoÄŸan'ın muhalefet liderleri Baykal ve Bahçeli ile giriÅŸtiÄŸi polemik giderek sertleÅŸiyor. Ve iÅŸ hakaret sınırlarına kadar varıyor. Ama tarihimizde öyle polemikler olmuÅŸtu ki bugün yaÅŸananlar onların yanında çok yumuÅŸak kalırdı. KırÅŸehir'den Demokrat Parti'ye oy çıkmaması üzerine BaÅŸbakan Adnan Menderes bu ilimizi ilçe yapmıştı. Bunun üzerine KırÅŸehir Milletvekili ve Menderes'in müzmin muhalifi Osman Bölükbaşı ile aralarında geçen tartışma...
Adnan Menderes: 14 bin nüfuslu bir kasabanın bir kaza merkezi olması eÄŸer bir facia ise, bunun 55 bin nüfuslu bir Adapazarı'nın senelerce kaza olarak kalması faciası gibi mukabillerini ifade etmek de mümkün olabilir.
Osman Bölükbaşı: Köylüler feryat ediyor. Menderes kulağını aç, zalimliÄŸini de erkekçe yap! (Gürültüler.)
BaÅŸvekil Adnan Menderes: (Devamla) ErkekliÄŸi o derece tekeline aldı ki, hiç kimsede kalmadı! (Gülmeler.)
Osman Bölükbaşı: Sana nispetle çoktur!!!

Karısı da amma gevezeymiş!
BelALTI polemiÄŸe en çarpıcı örnek ise Kasım Gülek'e aittir. CHP Genel Sekreteri, seçim kampanyası sırasında kolejden mezuniyet yıllarında çekilmiÅŸ, kepli fotoÄŸrafları üzerine papaz olduÄŸu ve sünnetinin bulunmadığını iddia eden Demokrat Partili'ye verdiÄŸi cevap dudak uçuklatacak cinstendi.
-Karısı da amma gevezeymiş!



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3