Türkiye darbe tartışmalarıyla çalkalanıyor. Ama bu tartışmalar cumhuriyet tarihimizle sınırlı deÄŸil. Osmanlı'nın son döneminde yaÅŸanan darbe giriÅŸimi padiÅŸahın ölümüyle sonuçlanmıştı. İşte 140 yıl önce Sultan'a yapılan darbe ve bir padiÅŸahın hazin öyküsü...
Sultan Abdülaziz, 25 Haziran 1861'de tahta çıktı. Osmanlı büyük bir ekonomik krizin içindeydi. Abdülaziz tahta çıkar çıkmaz, harcamalara kısıtlamalar getirdi. Bu kemer sıkma politikası bir müddet devam ettirilse de, kısa sürede eski günlere dönüldü. Osmanlı Sarayı lüks, gösteriÅŸ ve ÅŸatafat içinde yaÅŸamaya alışmıştı. Bu zevk ve sefadan vazgeçebilmek mümkün deÄŸildi. Öyle ki, Sultan Aziz'in saltanatının son dönemlerinde, PadiÅŸah ve saray halkının harcamaları, devletin bir yıllık gelirinin beÅŸte birini oluÅŸturuyordu. Sultan Aziz, devlet teÅŸkilatında köklü reformlar yapıyordu. Yapılan reformlar sadece Osmanlı devlet teÅŸkilatını deÄŸiÅŸtirmekle kalmayacak, günümüzün Türkiye'sini de büyük ölçüde etkileyecekti... Eyalet sisteminden vilayet sistemine geçiÅŸ, eÄŸitim kurumlarının birliÄŸi, ilköÄŸretimin mecburi hale getirilmesi gibi reformların temeli Abdülaziz döneminde atılmıştı.
YATIRIMLARIN SULTANI
Türkiye'de son yılların en çok tartışılan konularından biri olan 'yargı bağımsızlığı'nın ilk ortaya çıkışı da o yıllara rastlar. Åžurayı Devlet, Divan-ı Ahkam-ı Adliye ve Divan-ı Muhasebat, Sultan Aziz zamanında kurulmuÅŸtur. Yani Danıştay, Yargıtay ve Sayıştay. Yine son 4-5 yılda sıkça duyduÄŸumuz 'yabancı sermayenin ülkeye giriÅŸi'nin temelleri de Abdülaziz döneminde atılmıştır. Bu konuda birçok hukuki düzenleme o dönemde yapıldı. Yabancılara mülk edinme hakkı tanındı. Askeri harcamalara en fazla pay ayrılan dönemlerden biri Abdülaziz'in dönemidir. Sultan Aziz, dünyanın en güçlü donanmalarından birini kurmuÅŸtur. Bin kilometrelik demiryolu inÅŸaatı ve telgraf ÅŸebekesinin geniÅŸletilmesi de dönemin dikkat çeken yatırımları arasındadır. 15 yıl, 4 ay, 19 gün padiÅŸahlık yapan Abdülaziz, 30 Mayıs 1876'da tahttan indirildi. BeÅŸ gün sonra Ortaköy'deki Feriye Dairesi'nde bilekleri kesik olarak bulundu...
ÖÄžRENCİLERİ SOKAÄžA DÖKTÜLER
Abdülaziz'in tahttan indirilmesine ve ölümüne neden olan olayların ilk kıvılcımı İstanbul'daki büyük bir öÄŸrenci ayaklanmasıydı. ÖÄŸrencilerin tepkisi ilk bakışta gayet masumaneydi.
Yatırımlar için neredeyse birkaç orta halli devletin bütçesi kadar para harcanmıştı. Osmanlı büyük bir borç batağına saplandı. Avrupa'daki alacaklılar, uluslararası sistemde Osmanlı'ya muhalefet etmeye baÅŸladılar. Ülke içindeki muhalefet de kaynamaya baÅŸlıyordu. Devletin içine girdiÄŸi zorlukları fırsat bilen Hüseyin Avni PaÅŸa ve ekibi fırsatı deÄŸerlendirmek için kolları sıvadı. İlk adım medrese öÄŸrencilerini sokaÄŸa dökmek oldu.
10 Mayıs 1876'da Fatih, Bayazıd ve Süleymaniye medreselerindeki öÄŸrenciler derslere girmedi. ÖÄŸrenciler, baÅŸkent İstanbul'un dört bir yanına dağılıyordu. Yapılan adeta bir ihtilaldi.
Hüseyin Avni PaÅŸa'nın ekibi tarafından medrese öÄŸrencilerine gizlice dağıtılan paraların karşılığı alınıyordu. BaÅŸkentte huzursuzluk yaratılmıştı. Devlet kötü yönetiliyordu. Asker yönetime el koymalı ve Abdülaziz tahttan indirilmeliydi...
SÜRGÜN EDİLEN PAÅžA
Abdülaziz'in tahttan indirilmesi ve intihar mı, cinayet mi olduÄŸu bilinemeyen ölümüyle sonuçlanan olaylar dizisinde dört isim öne çıkıyor: 'Hal Erkanı' adı verilen bu grup Hüseyin Avni PaÅŸa, Midhad PaÅŸa, RüÅŸdü PaÅŸa ve Hasan Hayrullah Efendi'den oluÅŸuyor.
Bu dört isim arasında öne çıkan Hüseyin Avni PaÅŸa'ydı. Tarih yazınımızda, bir devlet adamına yakıştırılacak ne kadar olumsuz özellik varsa Hüseyin Avni PaÅŸa'ya atfedilmiÅŸtir; nankör, diktatör, sarhoÅŸ, kadın düÅŸkünü, kindar, rüÅŸvetçi vesaire... Bu halinden dolayı Sultan Abdülaziz tarafından, memleketi olan Isparta'ya sürüldü. Fakat tabiri caizse dönüÅŸü muhteÅŸem olacaktı. Bu sürgün, Hüseyin Avni PaÅŸa'nın Abdülaziz'e büyük bir kin ve nefret duymasına neden olmuÅŸtu.
İstanbul'daki öÄŸrenci ayaklanmasının ardından Mahmut Nedim PaÅŸa sadrazamlık görevinden alındı. Yeni sadrazam ise RüÅŸdü PaÅŸa'ydı. Abdülaziz, yaptığı atamalarla adeta kendi sonunu hazırlıyordu. RüÅŸdü PaÅŸa'nın sadrazamlığının ardından, Hüseyin Avni PaÅŸa seraskerliÄŸe, Midhad PaÅŸa Åžura-yı Devlet ReisliÄŸi'ne getirildi. Cuntacılar Abdülaziz'in etrafını kuÅŸatmıştı.
MeÅŸrutiyet darbesi deÄŸildi
30 Mayıs 1876. Dolmabahçe Sarayı. Saat 04.30.
BoÄŸaz'da ÅŸiddetli bir yaÄŸmur yağıyordu. Mayıs sonu olmasına raÄŸmen rüzgar öyle sert esiyordu ki neredeyse aÄŸaçlar kökünden sökülüp uçacaktı. Süleyman PaÅŸa komutasındaki 300 harbiye öÄŸrencisi ve Türkçe bilmeyen Arap birlikleri Dolmabahçe Sarayı'nın önüne getirildi. Sarayı kuÅŸatan askerlerin hiçbiri PadiÅŸah'ı tahttan indirmek için Dolmabahçe'ye getirildiklerini bilmiyorlardı.
Aynı anda BoÄŸaz'ın diÄŸer yakasında da heyecanlı bir bekleyiÅŸ vardı. Cuntacılar Kuzguncuk'ta bir yalıda toplandılar. Ellerinde dürbünle Dolmabahçe'yi izliyorlardı.
Süleyman PaÅŸa, birkaç subayla birlikte saraya girdi. Karşılarında Darüssaade aÄŸası Cevher AÄŸa vardı. Süleyman PaÅŸa 'milletin Sultan Aziz'i tahttan indirdiÄŸini, yerine Sultan Murad'ın tahta çıktığını, milletin selameti için Sultan'ın Topkapı Sarayına götürüleceÄŸini, derhal PadiÅŸah'a durumun bildirilmesi gerektiÄŸini' söyledi.
Abdülaziz, henüz sabah namazına kalkmamıştı. Durum önce Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Valide Sultan'a bildirildi. Pertevniyal Sultan, oÄŸlunu uyandırdığı sırada, donanma top atışlarına baÅŸlamıştı. Tahttan indirileceÄŸini anlayan Abdülaziz, hiçbir mukavemet göstermeden hazırlanmaya baÅŸladı.
Burada PadiÅŸah'ın tahttan indiriliÅŸ öyküsüne kısa bir ara verip, bir konuyu açıklamak lazım. Evet, Sultan Abdülaziz'in tahttan indiriliÅŸinin arkasında MeÅŸrutiyet yanlıları vardı. Fakat cunta ekibine ve darbenin yapılış biçimine bakıldığında, bunun tam anlamıyla bir MeÅŸrutiyet hareketi olduÄŸu söylenemez. Cunta ekibinin Sultan Aziz'e olan kiÅŸisel kin ve nefret duyguları, MeÅŸrutiyet arzusunun çok daha önündedir. Zaten darbenin ardından MeÅŸrutiyet'e geçildiÄŸi de yoktu.
ABDÜLHAMİT'İN İNTİKAMI
İşte Abdülaziz'in gafleti de burada ortaya çıkıyor. Önce medrese öÄŸrencilerinin ayaklanmasını büyük bir halk hareketi sanmış, sonra da sadece 63 kiÅŸinin bildiÄŸi bir darbe giriÅŸimine karşılık vermemiÅŸti. Abdülaziz ve yakınları alelacele saray rıhtımındaki kayıklara bindirildi. Büyük oÄŸlu Åžehzade Yusuf İzzettin Efendi, babasıyla aynı kayıktaydı. Åžehzade, o tarihte 19 yaşındaydı ve babasıyla benzer bir kaderi yaÅŸayacağından habersizdi...
Saray halkı da pencerelere toplanmış, Abdülaziz ve ailesinin kayıklara bindiriliÅŸini seyretmekteydi. Penceresinden rıhtımı izleyenlerden biri de Åžehzade Abdülhamit Efendi idi. II. Abdülhamit, gün gelecek Yıldız Parkı'nda bir mahkeme kuracak ve amcası Sultan Aziz'in intikamını alacaktır.
'Bu cenaze Mehmet AÄŸa deÄŸil her tarafını size gösteremem'
ABDÜLAZİZ için hazırlanan ölüm raporunda Sultan'ın intihar ettiÄŸi iddia edilmiÅŸti. Karakol binasına getirilen cesedinin yanına ilk gelen doktor, meÅŸhur Marko PaÅŸa'ydı. Askeri Tıbbiye'nin komutanı Marko PaÅŸa, Hüseyin Avni PaÅŸa ile yakın dosttu.
Daha sonra yine bir askeri doktor olan Ömer Bey geldi. Hüseyin Avni PaÅŸa, Marko PaÅŸa'nın ölüm raporunu intihar olarak yazdığını söyleyerek, Ömer Bey'in de imzalamasını istedi. Ömer Bey, cesedi görmeden imzalayamayacağını belirtti. Sonra ne mi oldu dersiniz; Hüseyin Avni PaÅŸa ellerini Ömer Bey'in omuzlarına uzatarak, miralay rütbelerini söktü aldı. Dr. Ömer Bey, ertesi gün Libya'ya sürgüne gönderildi.
Bu kez 19 doktorun imzasını taşıyan bir rapor hazırlandı. Doktorlar yine cesedi tam olarak görememiÅŸlerdi. Doktorlardan biri, cesedin tamamını incelemeleri gerektiÄŸini söyleyince, Hüseyin Avni PaÅŸa 'Bu cenaze Ahmet AÄŸa, Mehmet AÄŸa deÄŸildir, bir PadiÅŸah'tır, her tarafını açıp size gösteremem' cevabını verdi. Hüseyin Avni PaÅŸa, en sonunda Dr. Mervan Bey'in yazdığı raporu beÄŸendi ve bu rapor Abdülaziz'in ölümü konusunda resmi tarihimizin tek dayanağı olarak tarihteki yerini aldı.
III. Selim'in katledildiği odayı verdiler
SULTAN Aziz ve ailesi Dolmabahçe'den Topkapı Sarayı'na nakledildi. Orada Abdülaziz'i bir sürpriz bekliyordu. Hüseyin Avni PaÅŸa'nın emriyle Abdülaziz'e Üçüncü Selim Dairesi tahsis edilmiÅŸti. Bu daire III. Selim'in kılıç ve hançerlerle katledildiÄŸi daireydi. Cuntacılar her detayı düÅŸünüyordu.
FETVAYLA MEÅžRULAÅžTIRDILAR
Abdülaziz tek kurÅŸun atılmadan tahttan indirilmiÅŸ ve 'kafes'e koyulmuÅŸtu. Åžimdi sırada ÅŸeyhülislamın onayı vardı. Darbe, fetvayla da desteklenmeliydi. Fetva Emini Filibeli Kara Halil Efendi, Midhad PaÅŸa'nın tanıdığıydı. Kara Halil 'Abdülaziz'in tahttan indirilmesi için çarÅŸaf kadar fetva yazarım' diyerek sorunu çözdü. Fetvada Abdülaziz'in ÅŸuurunun bozuk olduÄŸu, dinden saptığı ve devlet hazinesini ÅŸahsı için kullandığı iddia ediliyordu.
Abdülaziz'in yerine tahta Murad geçirilmiÅŸti. Murad, amcası Abdülaziz'in tahttan indirilmesini desteklemiÅŸti, fakat ona kötü muamele edilmesini istemiyordu. Amcasına haber göndererek, bütün istek ve ihtiyaçlarını karşılayacağını bildirdi. Abdülaziz, Topkapı Sarayı'nda kalmak istemiyordu. YeÄŸeni Sultan Murad'a haber göndererek Ortaköy'deki Feriye Sarayı'na naklini istedi. İsteÄŸi kabul edildi. Fakat Ortaköy'de de durum Topkapı'dan farklı olmayacaktı. Güvenlik yine had safhadaydı. Abdülaziz ve ailesi, sarayın bahçesine inemez duruma gelmiÅŸlerdi. Ortaköy'deki derin sessizlik yerini feryatlara bırakacaktı. PadiÅŸah bilekleri kesilmiÅŸ halde bulundu.
Yolunan sakallar ve kloroform kokusu
GEREK Yıldız Mahkemesi, gerek o tarihlerden günümüze kadar olan geliÅŸmeler, anılar, yazılıp çizilenler, Abdülaziz'in intihar etmediÄŸi, ihtilali gerçekleÅŸtiren cuntacılar tarafından öldürüldüÄŸü fikrini güçlendirmektedir. Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Valide Sultan, Yıldız Mahkemesi'ne verdiÄŸi yazılı ifadede, Feriye Sarayı'ndayken oÄŸlunun kendisine ÅŸu sözleri söylediÄŸini bildirmiÅŸti: 'Bir memlekette iki padiÅŸah olmaz Valide. Beni tahttan indirmek, elbette öldürmek içindir.'
Abdülaziz'in öldürüldüÄŸünü iddia edenlerin temel dayanaklarından biri, intihar eden birinin iki elinin bileklerini kesemeyeceÄŸi. Gerçi önümüzde BeÅŸir Fuad gibi, bir bileÄŸini kestikten sonra diÄŸer eliyle hissettiklerini yazan bir vaka var. Asıl ilginç olan, Abdülaziz'in birkaç diÅŸinin düÅŸmüÅŸ ve sakalının bir kısmının yolunmuÅŸ olması. İntihar tezini savunanlar Abdülaziz'in diÅŸlerinin çürük olduÄŸunu söylese de, sakalın yolunmuÅŸ olması odada bir mücadele yaÅŸanmış olma olasılığını güçlendiriyor.
Bu noktada Münevver AyaÅŸlı'dan bir alıntı yapalım: 'Feriye Sarayından alınıp BeÅŸiktaÅŸ Karakoluna götürülen PadiÅŸah henüz hayatta imiÅŸ ve birçok mühim zevat PadiÅŸahı görmek üzere BeÅŸiktaÅŸ Karakoluna gitmiÅŸler. Bu meyanda İngiltere Büyükelçisi de karakola gelmiÅŸ, gelmesiyle çıkması bir olmuÅŸ. Kapıdan çıkarken, padiÅŸahı görmeye gelen Hassa MüÅŸiri Rauf PaÅŸa ile burun buruna geliyor ve Sefir, Rauf PaÅŸa'ya: 'Hala o kadar keskin kloroform kokuyor ki, içerde fazla duramadım, kokudan içime fenalık geldi' diyor.' (İşittiklerim Gördüklerim Bildiklerim, Münevver AyaÅŸlı, TimaÅŸ Yayınları, İstanbul 2002, S. 35)
Kloroformun varlığı doÄŸruysa, bu padiÅŸahın zehirlenmeye çalışıldığı ihtimalini güçlendiriyor.