Ali Saydam ali.saydam@aksam.com.tr

kategori2

Kayıkçı kavgasından ancak bu çıkar

Seçimleri üç aÅŸamada deÄŸerlendirmek gerekir. Öncesi, sırası ve sonrası... DeÄŸerlendirme ancak 'kıyaslama' ile (benchmarking) yapılabilir. Çünkü ortalama insan aklı, soyutlama ile maluldür ve ancak metaforlarla, benzetmelerle, kıyaslamalarla çıkarsamalara varabilir. 'Türkiye'de siyasi partiler, iletiÅŸim biliminden bihaberdir, daha da kötüsü bilmediklerini de bilmezler; onun için de seçimlerde insan, zaman ve para kaynağını maksimum verimlilikte kullanmayı beceremezler' demek yetmez... Kıyaslamalarla anlatmak gerekir...
Örnek alıp kıyaslayabileceÄŸimiz üç seçim stratejisine bakmakta yarar olabilir.
Bir: 1950 seçimlerinde DP'yi iktidara taşıyan yaklaşım. İki: Yıllar önce Tony Blair'i iktidara getiren kampanya. Üç: Tabii ki,        Barack Obama'nın kampanyası.
'Kıyaslama' (benchmarking) derken kastımız, 'kopyala-yapıştır' deÄŸildir. Ülkelerin kültür ve deÄŸerleri deÄŸiÅŸiktir, kampanya içerikleri birebir devralınamaz (Sarıgül'ün posterlerinde Obama'yı taklit etmesi gibi)...
Bir: Üç kampanyada da seçmen, seçimin bir parçası haline getirilmiÅŸtir. Bu seçimde ise liderler konuÅŸmuÅŸ parti mensupları ve seçmenler dinlemiÅŸtir.
İki: Üç seçimde de günün en etkili mecraları en verimli ÅŸekilde kullanılmıştır. Obama'nın seçimi kazanmasında ve fon oluÅŸturmasında müthiÅŸ bir araç olarak devreye sokulmuÅŸ olan internet bu seçimde keyfe keder yan unsur olarak ele alınmıştır.
Üç: Gerek DP, gerek Blair gerekse Obama kampanyalarında, tipik 'çift yönlü simetrik' iletiÅŸim yaklaşımı söz konusu olmuÅŸtur. (Karşılıklı deÄŸiÅŸimi kabullenmek)... Oysa bu seçimdeki tipik bir 'tek yönlü asimetrik' (saldım çayıra mevlam kayıra) duruÅŸudur. Kürsüden, TV'lerden konuÅŸ; sakın halkın nabzına göre yönünü deÄŸiÅŸtirme... Seçmeni unut; rakibe saldırarak oradan oraya koÅŸtur...
Dört: Emir kipinde sloganların hiçbir iÅŸe yaramadığını Mısır'daki sağır sultan da bilir; iletiÅŸim fakültesi birinci sınıf öÄŸrencisi de. Trafikte ölümlü kazaların arttığı yıllar, 'Trafik Canavarı Olmayın' kampanyasının yürütüldüÄŸü yıllardı. Emir kipinde maçların nasıl izlenmesi, oynanması gerektiÄŸini sert bir ses tonuyla anlatan 'Lütfen!' kampanyasının baÅŸladığı yıl, futbol sahalarında ÅŸiddetin azdığı yıl oldu... Bu seçimdeki sloganların bir iki tanesi dışında tamamına yakını emir kipindeydi: 'Büyük düÅŸün!', 'YüreÄŸini koy', 'Kararlı kararsız herkes yarın sandık başına', 'Uyan artık İstanbul'...
BeÅŸ: Sloganlar öylesine asimetrik ve tek yönlüydü ki, seçimden bir iki gün önce Era Research & Consulting firmasının yaptığı araÅŸtırmada da ortaya çıktığı gibi, kimse sloganları hatırlamıyordu. Çünkü bunlar mesaj hüviyetinde deÄŸildi ve seçmenin her zaman bilinçaltından sorduÄŸu 'bunun sonunda benim çıkarıma ne var?' sorusuna yanıt vermiyordu. Oysa o seçmenin hatırı sayılır bir kısmı, üstüne vazife olmamasına raÄŸmen Obama'nın 'deÄŸiÅŸim' sloganını (Change we believe in) biliyordu.
Altı: Seçmenle bütünleÅŸmek bir kenara bırakıldı. AK Parti'yi bir zamanlar iktidara taşımış olan İstiÅŸare - İkna - İttifak üçlemesi (3İ) -James Grunig'in simetrik iletiÅŸim dediÄŸine benzer bir yöntem-, bizzat AK Parti tarafından neredeyse tamamen unutuldu. 'Ben bilmem BaÅŸkan bilir!' havası diÄŸer partiler gibi onlara da bulaÅŸtı. Neticede iÅŸ seçmenlerin katıldığı geniÅŸ bir platformundan çok liderlerin 'kayıkçı kavgası' halinde tezahür etti... Oysa Blair 'Sosyal PaydaÅŸ yaklaşımı' ile Obama internet vasıtasıyla devreye soktuÄŸu gençlerden oluÅŸan destekçi ordusuyla iktidara hep birlikte yürümüÅŸlerdi. Bir zamanlar DP'nin, hatta AK Parti'nin yaptığı gibi...
Yedi: Her dönemde olduÄŸu gibi partiler, bu 'entipüften sözüm ona' siyasi iletiÅŸime bile seçimlere bir - iki ay kala baÅŸladılar ve kendileri konuÅŸup kendileri dinlediler. AraÅŸtırmalar kimsenin aklında bir ÅŸey kalmadığını söylüyor... Olur mu böyle siyasi iletiÅŸim?
Peki olursa ne olur?
Sonuç: Bir - iki küçük sürpriz dışında bu seçimler hiçbir ÅŸeyi 'deÄŸiÅŸtirmeyecektir'... Herkes bir ÅŸekilde sonuçları kendine yontacak ve seçimin galibi olduÄŸunu iddia edecektir.
Türkiye'de bu seçimlerde liderler yarışmıştır; partiler, programlar, projeler, kadrolar, adaylar deÄŸil. ÖrneÄŸin ÇaÄŸlayan mitinginde Sayın Deniz Baykal'ın kendi adayı KılıçdaroÄŸlu'na hiç söz vermemesi yadırganmadı bile...
Bu seçimin sonuçları genel seçim sonuçlarıyla karşılaÅŸtırılacak. Referandum havası estirilmeye çalışılacak; bu da bir iÅŸe yaramayacak; su akıp yolunu bulacaktır...
DiÄŸer bölgelerden çok İstanbul, Ankara, İzmir, Kadıköy, ÅžiÅŸli, Bakırköy, Çankaya, Antalya sonuçlarına bakılacaktır... Siyasi iletiÅŸimin bütünselliÄŸi unutulacaktır...
Öncesi, sırası ve sonrası bir bütün olarak yönetilmesi gerekirken, seçim sonrası, meydanlarda ve TV'lerde ne denmiÅŸse orada kalacak, unutulacak; yeni bir dönem baÅŸlayacaktır.
Bu ÅŸu demektir: Bu seçimin de gösterdiÄŸi gibi, Türkiye'de iktidara gelebilmek için mevcut ve kurulacak partileri müthiÅŸ fırsatlar beklemektedir... Obama örneÄŸinde olduÄŸu gibi, halkla bütünleÅŸebilecek, interneti son derece etkili bir biçimde kullanıp, çift yönlü simetrik iletiÅŸim kurabilecek; sosyal paydaÅŸlık yaklaşımını, 'Üç İ'yi adam gibi devreye sokacak, halkın sevgi ve güvenini kazanmış bir kariyer ve/veya kahramanlık menkıbesi ile ortaya çıkacak, para, insan ve zaman kaynağını en verimli ÅŸekilde kullanmayı bilecek bir lider ve partisi 2011 seçimlerini siler süpürür...

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3