Sandıktan çıkan verileri analiz ederken, kuÅŸkusuz DTP’nin aldığı oy oranının da üzerinde durulması gerekiyor. Türkiye Kürtleri artık siyaset sahnesinin ağırlıklı ve vazgeçilmez bir figürüdür ve kendilerini bu parti aracılığıyla ifade ediyorlar. Egemenlerin, Ankara’nın, yüksek siyasetinin DTP’yi ciddiye almaktan baÅŸka bir ÅŸansı yok artık. Kürtlere yönelik yanlış politika, dışlama, bastırma ters tepti.
Türkiye’nin Kürtleri DTP çatısı altında kendilerinin siyasette önemli bir aktör olduklarını da gösterdiler.
Kürtler açısından sandığın ilk sonucu bu oldu. Ne AKP, ne CHP. Etnik kimliÄŸe dayalı bir çatı altında siyaset yapıyor Kürtler artık ve bir blok haline geldiler.
Ancak bu durumun olumlu bir tarafı da var.
Kürtler’in geleceÄŸini yeniden tasarlamak isteyenlere atılmış bir goldür aynı zamanda bu sonuç. Türkiyeli seçmen her zaman olduÄŸu gibi tepkisini bir kez daha sandıkta gösterdi ve kendi geleceÄŸini tayin edeceÄŸini beyan etti.
Peki bu gol kimin kalesine atıldı?
Öncelikle Erbil’de Kürt Konferansı düzenleyen Cemaat’in. Ardından o konferansta Fethullahçılar’la halay çeken, Türkiye’nin Kürtleri’ni Amerika’nın istediÄŸi ÅŸekle sokmak isteyen büyük plana onay veren zavallı Türk liberallerinin. O utanç fotoÄŸrafları hiçbir zaman belleklerden kazınmayacak.
DTP’nin sandıktan aldığı sonucu iyi okumak gerek: Türkiye, Kürtlerini Talabani ya da Barzani gibilerinin ellerine vermeyecektir. Bir kere neresinden bakarsanız bakın, Türkiyeli Kürtler Irak daÄŸlarındaki aÅŸiretlerden en az 100 yıl daha ileridedir. Geri kalmış aÅŸiret aÄŸaları mı bu halka yön verecekti, pardon!
BaÅŸbakan’ın buradan da mesaj çıkarması yerinde. Bundan böyle devletin politikası Kürtleri dışlamakla, devlet televizyonuyla eÄŸitip hizaya getirmekle olmayacak. Onları dinlemek, kabullenmek zorundalar. Kürtlere yönelik reform tepeden inme, tasarlanmış deÄŸil bilakis talepleri doÄŸrultusunda olmalıdır.
Kürtler, AKP’nin kendilerine yönelik bir samimiyet problemi olduÄŸunu düÅŸünüyor. Bu yüzden de kalelerinden AKP’yi silercesine dışladılar. Bunun üzerinde durulması ÅŸart.
Aynı ÅŸekilde CHP de kendine pay çıkarmalıdır. İstanbul’da kökenden dolayı Kemal KılıçdaroÄŸlu’na gideceÄŸi düÅŸünülen Kürt oyları DTP’ye gitti. BaÅŸka ÅŸehirlerde de Kürtler CHP’ye oy vermedi. Demek ki Kürtler hala CHP’yi kendilerine yakın bulmuyorlar. Bu partinin bir temsil problemi olduÄŸunu düÅŸünüyorlar.
Ancak bundan böyle tıpkı çarÅŸaf açılımı gibi, CHP bir an önce Kürt açılımını gerçekleÅŸtirmeli. Gerçek, kalıcı ve somut bir iÅŸbirliÄŸine giriÅŸilmeli. Kürtler, kendilerinin CHP tarafından da temsil edileceÄŸine ikna edilmeliler.
Deniz Baykal, geçmiÅŸte Erdal İnönü’nün yaptığı hataya düÅŸmemeli. Kürtlerle önce iÅŸbirliÄŸine giriÅŸip, sonra dışlamamalı. Korkmamalı, açılımların arkasında durmalı ve eskiden nasıl Kürtlerden yana tavır koyduysa bugün de aynısını yapmalı.
Amerika’daki neo-con’ların söylediÄŸini tekrarlayan birer papaÄŸan olmaktan ibaret olan Türk liberallerinin Erbil’de çektikleri halayın altında büyük bir sevinç, coÅŸku ve bölgeyi tasarlama isteÄŸi vardı.
Talabani ve Barzani’yle birlikte kurulacak Kürt devleti Amerika’nın çıkarlarına hizmet edecek, Türkiye’de Birinci Cumhuriyet’in yıkılma sürecine katkıda bulunacaktı.
Bu halay onun için çekildi. Bu göbekler o yüzden atıldı.
Liberallerin o göbeklerini okÅŸama ve gevrek gülüÅŸlerinin, mide bulandırıcı tavırlarının altında bu planın kuklaları olmaları yatıyordu.
Hadi ÅŸimdi halay çekin kolaysa...
Bir otel odası nasıl olmalı?
Seçimden önceki birkaç haftayı yolda, doÄŸal olarak da çeÅŸitli otel odalarında geçirmek zorunda kaldım. Bu arada Ankara Sheraton’ın ne kadar kötüleÅŸtiÄŸine, İzmir Swissotel’in (Eski Efes Oteli) ne kadar harika bir iÅŸ oteli olduÄŸuna tanık oldum. Evden çok otellerde geçen vakitlerin sonucunda kendi kendime bazı notlar da aldım. Bir süre önce Monocle’da Tyler Brûle kendi otel kriterlerini sıralamış ve bir otelden ne beklediÄŸini yazmıştı, ben de ondan ilham aldım. Tıpkı onun gibi minibarda ne olduÄŸuyla ya da banyoda ne marka ürünlerin yer aldığıyla ilgilenmiyorum, beklentilerim son derece basit.
1- İyi bir kulüp sandviç: Brûle gibi benim de bir oteli deÄŸerlendirmede en büyük kriterim. Dozunda kızarmış ekmekler, iyi haÅŸlanmış bir yumurta, kurumamış bir tavuk vs. Maalesef, kulüp sandviç gerçek bir teknik iÅŸi ve pek az yer hakkını veriyor. DonmuÅŸ patates kızartmalarından kurtulmamız gerektiÄŸini saymıyorum bile.
2- Gün ışığı aydınlatması. Her nerede olursa olsun gün ışığı veren ampüller olmalı lambalarda. Hepsi de ayarlabilir olmalı. Özellikle baÅŸucu lambalarının okumaya elveriÅŸli olması çok önemli, ama hep atlanan bir detay. Çalışma masasında da bir zorunluluk bu.
3- Kolay bir uzaktan kumanda: Otellerde televizyonu açmak için bir teknoloji dahisi olmak ve menu’ler arasında boÄŸulmak gerekmemeli. Açma tuÅŸuna basınca televizyon açılmalı, kanal tuÅŸuna basınca kanal deÄŸiÅŸmeli... Daha sofistike fonksiyonlara gerek yok. Bu kadar basit.
4- Çok kolay çalışanoda ısıtması: Maalesef son zamanlarda hangi otelde kaldıysam oda ısısını ayarlama konusunda ciddi bir savaÅŸ vermek zorunda kaldım. Modern klima ayar panelleriyle aram hiç iyi deÄŸil. Bir türlü dereceyi ve havanlandırmanın ÅŸiddetini ayarlayamadım. Andre Balazs, Los Angeles’taki The Standard’da sadece üç kademeli bir klima düÄŸmesi yapmıştı. Basit ve harika bir çözümdü.
5- BaÅŸucu prizi: Telefon ÅŸarjı ya da yatak başına dayanmış bilgisayarla çalışmak için en önemli ÅŸey. Öte yandan en çok atlanan detaylardan biri. Uyandığımda ilk iÅŸ telefonuma bakıyorum, gece boyunca ÅŸarj olduktan sonra.
6- Bedava ve hızlı kablosuz İnternet. Pek çok otelin hala İnternet baÄŸlantısı için uçuk rakamlar istemesi, otel faturalarına bir de ekstra olarak bu hizmetin eklenmesi akıl alır gibi deÄŸil. Özellikle lüks otellerde tam bir müÅŸteriyi soyma yöntemi.
7- Artık bir zorunluluk halini alan iPod Dock: iPod ya da iPhone’umu odadaki portatif hoparlöre baÄŸlayıp kendi müziÄŸimi dinlemek istiyorum. Kimi otellerde alarm saatiyle beraber baÅŸucunda bulunuyor bu, en iyisi sanırım.
8- İyi ve rahat bir yatak: Tercihen Tempurpedic ya da Hastens. O yumuşak, eskimiş ve insanda bel ağrıları yaratan şiltelerden kurtulma vakti geldi.
9- Kalın duvarlar, kalın kapılar. Yan odadaki gürültüleri ya da koridorda bağıra çağıra konuÅŸanları, koÅŸturan çocukların sesini duymak istemiyorum.
10- Sonuna kadar açılan camlar. Gökdelen oteller için zor belki ama büyük ve açılabilir camlar, hele bir de önünde küçük bir balkon varsa harika. Temiz havaya her zaman ihtiyacımız var.
TuÄŸçe Tatari bu habere üzülecek
Geçenlerde bir haber gözüme iliÅŸti, Arabian Business “En güçlü 100 Arap gazeteci” listesini açıklamış. Listeyi taradım ama içlerinde bizim gazeteden TuÄŸçe Tatari’yi görmeyince ÅŸaşırdım. Tatariler’in Arap tarafından gelen TuÄŸçe Tatari her zaman bu kimliÄŸiyle övünür, ama galiba akrabaları ya da Facebook’taki hayranları onun için yeteri kadar çalışmamışlar, lobi yapmamışlar. Arap dünyası için ne büyük bir kayıp! Belki AkÅŸam Arapça yayımlanmadığı için listeye alınmamış olabilir... Belki de Tatari OrtadoÄŸu açılımını tam olarak saÄŸlamayıp kökleriyle ilgilenmememiÅŸtir...
Kim bilir...
Neyse, ÅŸaka bir yana...
Önceki gün TuÄŸçe Tatari’nin doÄŸumgünüydü. Kendisine buradan nice yaÅŸlar diliyorum, iyi ki doÄŸdu!
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.