Yerel seçimi takip eden dördüncü günde, analizler almış başını gidiyor. Ortada çok ÅŸaÅŸacak bir durum olmadığı gibi aynı yorumları paketleyip tekrarlamak da sıktı. Oy dağılımına bakıp ne zil takıp oynamanın anlamı var ne de iktidar partisinin oy kaybını görmezlikten gelmenin...
Pazartesi seçim yorumları arasında zaplarken Reha Muhtar'la Çok Farklı'ya takıldım. Gerçi bu programa ne zaman rastlasam araba farına tutulmuÅŸ tavÅŸana dönüyorum. (Burada araba farı RM oluyor.)
Çok Farklı'nın jeneriÄŸi, Obama'dan ErdoÄŸan'a ağır siyasi figürlerinin arasına savaÅŸ görüntülerinin serpiÅŸtirilmesinden oluÅŸuyor. Herhalde Birand'ın da kanaldaki etkisiyle, 90'lı yılların 32.Gün'ünün jeneriÄŸini andırıyor. Jenerik müziÄŸi de 90'ların başı ruhuna uygun, insanı ürkütecek kadar agresif.
Her neyse, 'Çok Farklı'nın asıl farklılığı, gözlerimi alamadığım Reha Muhtar'ın kostümlerinde... Füme ipekli fuların fışkırtıldığı kaliteli İtalyan ceketin göÄŸsüne, gümüÅŸi RM harfleri özenle ve koskocaman iÅŸlenmiÅŸ... Benim bildiÄŸim baÅŸ harfler gömleÄŸe ya da kol düÄŸmelerine falan iÅŸlenir. Ama hayır, bu program Çok Farklı ve Reha Bey de kesinlikle öyle... Stüdyo düzeneÄŸi, bu gerçeÄŸin altını çizmek istercesine kurgulanmış; RM'nin oval ofise rahmet okutacak ovallikte ve büyüklükteki masası, konukların tespih gibi dizildiÄŸi ikinci bir yarım ay ÅŸeklindeki masasına doÄŸru hamle etmiÅŸ, neredeyse yutacakmış gibi duruyor. Ekranın yarısını RM ve masası, diÄŸer yarısını 5 ila 8 kiÅŸinin oturduÄŸu masa kaplıyor. Eh, koskoca RM'nin oyun alanındasınız, olsun o kadar!
Tarikat evleri tartışıldı
O gece Ali Bulaç, Ali Sirmen, Yalçın Bayer, Mustafa Akyol, Mazlum-Der BaÅŸkanı, Nevval Sevindi gibi 'farklı' kesimlerden isimler konuktu... Malum, bu tip tartışma programların genelde baÅŸ misafirleri oluyor, 'karşı görüÅŸ' bildirecek ya da kavga çıkartacak birkaç isim de gerekiyor tabii. Son olarak menüye bir veya iki kadın figürü koyuluyor ki 'renk katsın'.
Programda öne çıkan üç noktaya gelince:
1. EÄŸitim-Sen BaÅŸkanı Zübeyde Kılıç, tek kelimeyle bıçak gibi. Bakan Hüseyin Çelik'in Van'a gittiÄŸinde tamamen seçime konsantre olduÄŸunu ve asli görevini unuttuÄŸunu, buna karşılık eÄŸitimdeki sorunlarla ilgili hazırladıkları rapora bakmaya tenezzül etmediÄŸini söyledi.
2. Mazlum-Der BaÅŸkanı Dr. Ömer Faruk GergerlioÄŸlu, herkesin es geçtiÄŸi 'o' konuya deÄŸindi: GüneydoÄŸu'daki insanların asıl gündemi, örgüt propagandası yaptıkları veya taÅŸ attıkları için hapse atılan 18 yaşın altındaki çocuklar. AKP'nin bölgedeki oy kaybında en önemli etken de bu.
3. 'Türkiye'de 200 tarikat evi var' tespiti üzerine Akyol 'Ne sakıncası var tarikatların, bastırılmasalar bunlar olmaz' derken, Sirmen tarikatlardaki 'ast-üst' iliÅŸkisine ve tarikatın sivil olmadığına dikkat çekti. Bir ara iÅŸ Ergenekon tartışmasına dönecekti ki RM ustalıkla konuyu baÅŸka yöne çevirdi.
Müsaadenizle bu yazıyı 'Madrid'e mini etek modası gelmiÅŸ, Türkiye'de artık böyle modalar yoktur ve olamaz' diyen dünkü RM yazısının son cümlesiyle noktalamak istiyorum: Hazin bir hüzün vardı Madrid'de üzerimde...
UÄŸur Dündar'ın namus meselesi
Nagehan Alçı, UÄŸur Dündar'ın 'Benim eÅŸim evlendikten sonra hiçbir zaman tek başına yurtdışına çıkmadı... Bu namus meselesi. İspat eden olursa intihar ederim' çıkışıyla ilgili çok doÄŸru bir soru sordu: 'Bu durumda bizim gibi yeri geldiÄŸinde tek başına seyahat eden kadınların hepsi namussuz mu oluyor?'
Cevaplayayım:
- Evet, ortalama Türk erkeÄŸi için böyle. Dündar gibi 'medeni' adam portresi çizenler de ne yazık ki iÅŸ 'namus'a gelince kısa devre yapabiliyor.
- Dündar, eÅŸi konusunda BaÅŸbakan'dan bile hassas galiba: Yasemin Hanım'ı evlendikten sonra gören oldu mu, hatta yaşıyor mu, belli deÄŸil. Haliyle tek başına deÄŸil yurtdışına, Migros'a bile gittiÄŸinden ÅŸüpheliyiz. Özel hayatları bizi hiç ilgilendirmez tabii ama muhafazakarlara çatarken bir de bu taraftan bakmak lazım.
- Dündar'ın tepkisi, 'yurtdışına çıkış'tan ziyade bunun altına sıkıştırılan anlama... Bir boÅŸanma davasında erkek tarafını savunan kadın avukat 'yazın çocuÄŸunu alıp arkadaÅŸlarıyla tatile gidiyordu' diye yazabiliyor mesela! Tersini bir erkek için söylemek, komik olmaz mı?