Bugün cumartesi ve hava da güzel olduÄŸundan 'Liberal ihanet' ve 'Rokoko liberaller' üstüne yazılarımı pazartesi gününden itibaren yazmaya karar verdim. Amacım ciddi hiçbir düÅŸünceye takılmamak ve bir süredir ihmal etmiÅŸ olduÄŸum mizah yazarak kendimi ve okuyucumu biraz rahatlatmaktı.
Tam dün bu havadayken Hıncal Uluç'un benimle ilgili yazmış olduÄŸu ÅŸeyler mutluluÄŸumu tamamen öldürmedi ama keyfime de biraz limon sıktı. MeÄŸerse Sabah gazetesini eleÅŸtirdiÄŸim yazıyı yazdığım gün, Hıncal Uluç aynı içerikli bir yazı zaten yazmış. Fikri kendisinden aldığımı söylüyor.
Biz yazarların ciddi bir megalomani problemimiz vardır. Hayatın bizim yazılarımız etrafında döndüÄŸünü düÅŸünürüz. Bizce insanlar güne baÅŸlarken ilk önce bizim yazılarımızı muhakkkak okuyacaktır. Atıf noktası biz olacağız. Bizim yazılarımızın olmadığı bir dünya düÅŸünülemez bile...
Bazı yazarlar bu megalomaniyi hak eder. Asıl acınacak durumda olanlar ise; hak etmeden sadece yazdığı için bu megalomanik krizlere düÅŸenlerdir.
Hıncal Uluç gayet tabii ki megalomanisini hak eden bir yazardır. Belki bana inanmakta güçlük çekecektir ama benim kendisini okumadığım günler de oluyor.
Aynı konuda yazmış olduÄŸunu söylediÄŸi yazısını da o gün okumamıştım. Sabah gazetesinin manÅŸetini görür görmez konu aklıma gelmiÅŸti. Yazı konusu bulmakta sorunları olan bir yazar olmadığım için böyle ÅŸeyler yaÅŸanabiliyor tabii ki...
Hem Hıncal Uluç'un yazısından haberdar olsaydım bu, o gün yazdığım yazıyı çok daha zenginleÅŸtirmeme yol açardı. Onun muhalif tavrını nasıl da beÄŸendiÄŸimi yazarak yazıma bir hafif sos, bir lezzet katardım.
Vallahi Hıncal abi istersem bin sayfa yazayım, bu konuda seni ikna etmemin mümkün olmadığını biliyorum. Ayrıca ikna için çok gayret göstermeye niyetim de yok. İkimizin enerjisini de bu konuya israf etmeyelim ve gel bunu unutmaya çalış ve sana (ben de Hıncal bu yazıyı bugün muhakkak okuyacaktır diye düÅŸünüyorum. Ben de ayrı bir megalomanım ya...) İsabelle Rosselini'yi anlatayım biraz.
Senin de o kadını çok beÄŸendiÄŸini tahmin ediyorum, ama ben uzun süredir İsabella Rosselini'ye aşığım. Rana'nın aşık olmama izin verdiÄŸi tek kadın odur. Çünkü karım da İsabella Rosselini'nin resmini gördüÄŸünde onu 'Åžahane bir kadın' olarak nitelendirir. Ben de Rana'ya ÅŸu tür ÅŸeyler söylerdim; 'Bir gün bu kadın durup dururken yanıma gelse, senden karşılığında hiçbir ÅŸey beklemiyorum, bu geceden sonra bir daha görüÅŸmeyeceÄŸiz bile, haydi bir defacık yatalım' derse onunla yatarım, kızmak yok, anlaÅŸtık mı' derim.
O da; 'AnlaÅŸtık, her ÅŸey dediÄŸin gibi geliÅŸirse ben de bir ÅŸey söylemeyeceÄŸim, istediÄŸini yap' der.
Anlayış gösteriyor tabii ki... Ayrıca buna bile anlayış göstermediÄŸini anladığım takdirde, büyük ihtimalle kendisini muhakkak öldürmem gerektiÄŸini de tahmin ediyordu.
İsabella benden 3 yaÅŸ büyüktür. Ben ona ilk aşık olduÄŸumda 18 yaşındaydım ve o da 21'di. Åžahane kadınlık fikri o yıllardaki görüntülerinden kafamda kalmış. Ama dün 56 yaşındaki İsabella Rosselini'nin fotoÄŸrafını gördüm. Çaresiz olmayan bir ev kadını sıradanlığına bürünmüÅŸ o ÅŸahane güzellik.
Yahu Hıncal abi; bu yaÅŸlanma süreci biz ne kadar dert etmesek de beynimizi genç tutsak da berbat bir ÅŸey ya... DeÄŸil mi?..
Yaşımızı başımızı almışız, bu yaÅŸtan sonra yazı konusu çalmaya baÅŸlayacağımı sanma da gel küslük yapmayalım olur mu?
Åžimdi durup dururken bu orta yaÅŸlı, güzelliÄŸi sıradanlaÅŸmış kadının vajinasına neden takmış olduÄŸuma gelince... Aslında takmış olduÄŸum ÅŸey vajinalar filan deÄŸil yine penisler. Çünkü sevgilim İsabella çılgın bir iÅŸ yapmış ve 'Benim vajinam' baÅŸlıklı bir ÅŸiir yazmış. Sundance Film Festivali'nde gösterilen 'YeÅŸil Porno' adlı (Green Porno) filmde İsabella, çevresi 22 adet kağıttan yapılmış penisle sarılı bir odanın ortasında ayakta durup 'Benim vajinam' adlı ÅŸiirini okuyormuÅŸ.
Bu tür uçuk performans sanatlarından hiç hazzetmem ama kağıt penislerden bir tanesinin boyu 30 metreyi aşıyormuÅŸ. Artık yapabileceÄŸim bir ÅŸey yok. Sadece bunu görmek için bile bu filme gidebilirim.
Umarım herkesi tartışma havasından çıkarmayı baÅŸarmışımdır. Hala daha bana sinirli olan filan varsa, ÅŸiirden alacağım iki cümleyle onların sinirlerini de sakinleÅŸtireceÄŸime inanıyorum.
Åžöyle yazmış Rosselini:
'...deÄŸiÅŸik penisler. Hepsi de benim yumurtalarıma mümkün olduÄŸunca yaklaÅŸmaya çalışıyorlar
Ben de bir tünel oluÅŸturacağım ve onu da bir labirent haline sokacağım.'
Ben Puşkin'in bile bazı şiirlerini beğenmezken, bu satırlar hakkında yorumda bulunmayı reddediyorum
Åžiirin Nobel almayacağı kesin de. bunun İsabella Rosselini 21 yaşındayken seksi bir kıyafet giymiÅŸ halde onun tarafından okunduÄŸunu düÅŸünsenize....
O zaman eminim ki Hıncal ile aynı kadına aşık olmak gibi tuhaf bir durumla karşı karşıya kalacaktık.