Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

G-20 çözemez!

Dünyayı büyük zora sokan global kriz Türkiye'yi önemli ölçüde etkiledi. Türkiye yüksek döviz rezervleri, 2001 sonrasında sıkı kontrol nedeni ile güçlü bankaları, bütçe açığı ve borç durumunun 2001 sonrasında toparlanmış olması sonucu, son yıllarda uzun zamandır büyüyen cari denge açıklarına raÄŸmen ve sonunda gerileyen uluslararası finansmana raÄŸmen, döviz kökenli bir çöküÅŸ ortamına düÅŸmedi. Ama Türkiye global krizden etkilendi, dış etkenler nedeni ile durgunluk ve iÅŸsizlik yaÅŸayacak ama ekonomimiz kendi iç sorunlarımızdan da önemli ölçüde etkilendi. Biz kendimize objektif bakamıyoruz. Gerilimli, sosyal, siyasi ve ideolojik nedenlerle bölünmüÅŸ, içeride sorunlu ve kavgalı  ülkeler, böyledir! 
Belki Ukrayna'ya bakarak bu söylediklerimin anlamını görebiliriz. Ukrayna CumhurbaÅŸkanı V.Yushenko ile BaÅŸbakan Y.Tymoshenko arasındaki siyasi kavga nedeni ile dünyanın en kötü yönetilen ve en zordaki ülkelerinden biri. Durum o kadar kötü ki IMF ile anlaşıp 16 milyar dolar yardım vaadi alan Ukrayna, bir bütçe taslağını geçirip üzerinde anlaÅŸamadığından, IMF parasını alamıyor. Bu nedenle özel finansman da saÄŸlayamıyor ve sürünüyor, sürünmeye de devam edecek. Finans krizinden ekonomik krize, ekonomik krizden sosyal krize ve sosyal krizden siyasi krize girmekte. Bizim 2007, 2008, 2009 seçim ortamlarındaki gerilim, kavga ve bölünmüÅŸlüÄŸümüz de oldukça benzer bir yapı ve  faturası da benzer oldu ama biz kendi kendimize yaptığımız tahribatın sonuçlarını  görmüyoruz ve kavgaya devam etme niyetindeyiz. 
Dünya ise 2008 sonunda ve 2009 başında yaÅŸamakta olduÄŸumuz büyük reel üretim çöküÅŸlerini ortadan kaldırmak için G-20 toplantıları yapıyor. Yapılması planlanan, atılmak istenen adımlar iki türlü olmalı. Birincisi kısa vadede çöküÅŸü durdurmak için atılması gereken ortak adımlar. İkincisi yapısal uzun vade adımları!
Burada ABD'nin hızlı davrandığı ve kendi sorunlarını küçültüp, kısa vadede toparlanma yolunda kararlı adımlar attığı gözüküyor. Avrupa ve Asya ise daha yavaÅŸ, daha sorunlu ve daha pasif. Pragmatik davranan ABD'de bu haftanın sürpriz verilerinde mart ayında otomobil satışları beklenenin çok üstünde arttı. Mart ayında binek ve hafif otomobilden oluÅŸan araç satışları bir evvelki aya göre yüzde 7.8 yükseldi. Bir ay bir trend deÄŸil ama yıllık satış tahmini 9.1 milyon araçtan 9.8 milyon araca yükseldi. ABD tüketicisi düÅŸen fiyatlara ve önlemlere cevap veriyor.
Gene ABD'de ISM adı verilen imalat sanayi ile iliÅŸkili endeks deÄŸerleri de beklentilerin üstüne çıktı ve 36.3 deÄŸerine ulaÅŸtı. Bu hala azalma anlamına geliyor ama düÅŸüÅŸ hızı iyice yavaÅŸladı ve yakında pozitife dönecek diye düÅŸünülüyor. Ama daha önemlisi bu endeksin alt kalemi olan 'new orders index' yani yeni sipariÅŸ endeksi, mart ayında 33.1 deÄŸerinden 41.2 deÄŸerine zıpladı ve 2008 AÄŸustos ayından bu yana en yüksek deÄŸere ulaÅŸtı. İngiltere de bu hafta faiz indirdi, % 1.25 deÄŸerinden % 1 deÄŸerine kadar ineceÄŸini de ima etti. ABD 'mark to market' denen ve varlıkları cari piyasa deÄŸerlerine göre muhasebeleÅŸtirme (yani bugün ortamında piyasadaki düÅŸük deÄŸerleri defterlere aktarmak) denen muhasebe kuralını gevÅŸetti, bu da borsaları çıldırttı.
Peki bu tür geliÅŸmeler dünyayı yeniden raya sokar mı? G-20 hepimizi kurtaracak kararlar alabilecek mi? Bu sorunun cevabı büyük ölçüde hayır. Nedeni de aslında açık. Dünya iki temel adım atmak zorunda: birincisi kısa vadede trendi deÄŸiÅŸtirme adımları. ÖrneÄŸin yeni kabul edilen IMF'e üç misli fon vermek gibi. İkincisi ise uzun vadede atılması gereken ve global dengesizlikleri düzeltme çabaları içeren  yapısal önlemler.
Dünya, ÅŸu anda özet verilmek gerekirse iki kampa ayrılmış durumda. ABD, İngiltere ve mesela İspanya gibi ülkeler tasarrufu kıt, harcaması bol ve bu nedenle cari denge açığı veren ülkeler veren ülkeler: bunlara 'açık ülkeleri' diyelim. Buna karşılık mesela Almanya, Çin ve Japonya ise tasarrufu bol, ve cari denge fazlası veren ülkeler: bunlara da 'kısaca fazla' ülkeleri diyelim. Dünyanın döviz rezervleri  fazla veren ülkelerde birikiyor, açık veren ülkeler ise paralarının deÄŸer kaybetmesini yaÅŸamak zorundalar. Ancak ÅŸimdi, kriz ortamında  açık veren ülkelerde özel sektör tarafı kendini kısıp, tasarruf edip, toparlanma çabası içinde iken (özel tüketim ve yatırım duruyor) kamu sektörü dev bütçe açıkları veriyor ve kısa vadede ekonomiyi canlandırmak için ileride başına büyük bela olacak maliye  ve para politikaları uyguluyor.
Fazla ülkeleri ise kısa vadede büyük sorun yaÅŸamıyorlar, krizden daha az etkileniyorlar, dünya talebi canlanınca da ihracatları yeniden yükselecek. Ama G-20 toplantısında açık ülkeleri, fazla ülkelerinin daha fazla harcama yapıp, ekonomilerini canlandırıp, fazlalarını eritip, dünyanın uzun vadede de toparlanmasına katkı yapmalarını istiyorlar. Çin ve Almanya bunu yapmaya yanaÅŸmıyorlar, tersine Bretton Woods sisteminin çökmesinden sonra oluÅŸan dengesizlikleri ortadan kaldırmak için bir dünya parası yaratmak gibi tekliflerle geliyorlar. Bu teklifler uzun vade önlemleri ama açık ülkeleri ÅŸu anda birkaç yıllık perspektife endeksli olduklarından ve fazla ülkeleri de kendi avantajlı pozisyonlarını korumaya çalıştıklarından G-20 toplantısında önemli ÅŸeyler çok zor çıkar.
Yarın dünya çapındaki dengesizlikleri daha detaylı analiz edecek ve Çin tarafında gündeme getirilen 'yeni bir dünya parası' veya en azından dolar yerine SDR reformunun perde arkasını tartışacağız.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3