Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

En kutsal yazarlık görevi insanları güldürmek

Akademik hayattan gelen ve bilimsel çalışma yapmaktan mutluluk duyan bir insanım. Teorik tartışma yapmaktan ayrıca özel zevk de almama raÄŸmen hayatta en kutsal yazarlık görevimin insanları güldürmek olduÄŸunu düÅŸünürüm.
Ciddi yazılarımın sayısı ve ağırlığı bazı dönemlerde zorunlu olarak artınca sevdiÄŸim bir arkadaşım bana daima telefonda 'Sakın ha mizah duygunu kaybetme' der.
Böyle bir tehlikenin olduÄŸunu düÅŸünmüyorum. Çünkü ben hayata her durumda mizahmış gibi bakar, yaÅŸamın detaylarında hep komedi olduÄŸunu görür ve bunun kıymetini bilirim.
En ciddi yazımı yazarken bile içimden gülerim. Yüzüme çoÄŸu kez yansımaz bu gülümseme. Çünkü ben beyniyle gülen insanlardanım. Ama önceki akÅŸam Cem Yılmaz beni hem beynimle hem de kahkahalarla güldürdü.
Bu yazıyı düÅŸünmeme neden de o oldu zaten. İnsanlar neye, neden güler meselesi üzerinde ben bir mizah yazarı olarak düÅŸünmek zorundayım. (Mizah yazarı lafı bile ruhuma hoÅŸ geliyor. Böyle olabilmek onur veriyor bana).
Bunca yıldır açıklamış olmama raÄŸmen ben hala daha 'Onu neden yazdın, o lafı neden söyledin, bu lafına karın kızmıyor mu, senin yaşındaki adama yakışır mı?' gibi ÅŸeyler diyen mektuplar alıyorum, sokakta tanıyanlar da bazen söylüyor bunları.
Dolayısıyla 'İNSANLARI GÜLDÜRMEK' konusuna adanmış bir pazar renkleri yazısının zamanının çoktan geldiÄŸini düÅŸünüyorum. İlk önce Cem Yılmaz'ın esprisini aktarayım da beni neyin güldürdüÄŸünü o vesileyle açıklamış olayım. Sonra da güldürmek konusunda bazı ilkeleri komedyenden örnekler vererek açarım.

Cem Yılmaz'ın dört yılı
Bunu eksik ya da fazla anlatıyor olabilirim. Çünkü bu espri bir reklamda oldu ve ben her zaman olduÄŸu gibi kanallar arasından ÅŸöyle bir geçiyordum. Eksik anlatıyor olmam normal de, fazlası ne oluyor diye düÅŸünebilirsiniz. Yapılmış olan espriye kendi kafamdan bazı unsurlar da katmış olabilirim. İsterseniz buna komedyenler arası empati diyebilirsiniz. (Hayır kendimi Cem Yılmaz ile aynı düzeyde bir komedyen olarak filan görmüyorum tabii ki... Onun için gereksiz bazı saldırılar düzenleyip enerjinizi tüketmeyin).
Reklamda birtakım rakamlar veriliyor. 'Bu avantajlı bunu seçin' demek için. Sonra da Cem Yılmaz bu hesapların doÄŸru olamayacağını söyleyen birisine, hesapların yanlış olamayacağını, kendisinin matematiÄŸinin çok iyi olduÄŸunu çünkü lisede tam dört yıl hazırlık okuduÄŸunu söylüyor. Bunu ifade ederken de elini iki iÅŸareti yaparak ekrana uzatıyor.
İki parmakla ifade edilen tam dört yıl hazırlık ha! İşte bu bana hayli absürd ve çok komik geldi. Ben insanın gözüne sokula sokula yapılan esprilerden hiç hoÅŸlanmam. Anlaşılmak için kendisini detayına kadar açıklamaya çalışan ve gülmesi istenilen kiÅŸide düÅŸünme zorunluluÄŸunu hiç bırakmamaya çalışan komediden hiç hoÅŸlanmam. Bu yüzden Levent Kırca'nın mizah anlayışı bana hiç hitap etmez, hiçbir esprisine de gülemedim.
Cem Yılmaz'ın esprisi ise bir stand-up komedyende bulunması gereken her unsuru, yani zeka, biraz soyutluk ve absürd boyut taşıyordu.

Kadınlar, seks ve penis
Mizahın artık klasikleÅŸmiÅŸ bazı konuları vardır. Bunlar olmadan insanları güldürebilmek neredeyse imkansızdır ve ister yazıda ister sahnede olsun bir komedyen insanların yüzünde gülümseme görmek istiyorsa bu konulardan espri yapmak zorundadır. Bunları ana baÅŸlıklar olarak sayabilirim bile...
Karınızla ya da kocanızla dalga geçeceksiniz. Evlilik kurumuna karşı acımasız olacaksınız.
Sevgi dolu karşıklı anlayış içinde, sorunsuz mutlu giden bir evlilik hakkında espri yapan bir komedyen, tarihte henüz ortaya çıkmamıştır.
Aslında birbirine yabancı iki insanın hayatlarının her alanını paylaÅŸma kararı vermesinin komik olmaması da mümkün deÄŸildir. Bu kaynağı her komedyen acımasız bir ÅŸekilde kullanmıştır.
Dolayısıyla bana 'Rana yazdıklarınıza kızmıyor mu?' diye soran insanlara rahatlıkla 'Hayır' cevabını daima verebiliyorum.
Penis ise dünyada hakkında en çok mizah yapılmış organdır. Dolayısıyla bu konuda da lütfen artık soru sormayın.

Take my wife... Please!
Karısı ve evlilik ile dalga geçmenin kurallarını koymuÅŸ olduÄŸunu söyleyebileceÄŸim büyük stand-up komedyeni Henny Youngman, bir gece sahnedeyken konuyu karısına getireceÄŸini açıklamak için 'Åžimdi alın karımı' diye baÅŸladı söze ve aynı zamanda bir zamanlama, tempo uzmanı olduÄŸundan bu cümleden sonra biraz duraksayıp sonra sadece seyirciye 'Lütfen alın onu' dedi, anında tarihe geçti.
'Åžimdi alın karımı... Lütfen alın'dan daha basit bir espri herhalde düÅŸünülemezdi ama Henny karısı hakkında baÅŸka espriler yapılacağı beklentisi içine soktuÄŸu seyirciye zamanlaması ile bir sol kroÅŸe çakıvermiÅŸti. O andan itibaren karısı hakkında yıllar boyunca demediÄŸini bırakmadı. 'Biz 40 yıldır evliyiz. Ben 40 yıldır aynı kadına aşığım...' (Yine o meÅŸhur duraklamadan sonra.) 'Bunu sakın ha karıma söylemeyin, öÄŸrenirse çok kızar bana' veya 'Karımı gittiÄŸim her yere götürürüm ben... Ama maalesef o daima yolu bulup geri dönmeyi baÅŸarır' türünde ÅŸeyler onun repertuarının en önemli unsurlarıydı.

Önyargıları kullanacaksınız
Komedyenlerin söylediÄŸi ÅŸeyler çoÄŸu zaman insanları rahatsız eder. Bunun nedeni de onların rahatsız olacağını bildiÄŸimiz konulara özelikle saldırmasıdır. ÇoÄŸunluk kızar mizaha. Çünkü anlamazlar. Bazıları gülse bile kızar, gülüp unutanların sayısı çok azdır.
Mizah yazarı risk almak zorundadır. ÖrneÄŸin; diÄŸer insanların aptal olduÄŸu yolunda yapılan espri, her insanı güldürür, kimse espriyi üstüne alınmaz.
Ama komedyenler açısından en risksiz mizah, karşı cins hakkında yapılan esprilerden oluÅŸur. 'Karımla ben 20 yıl boyunca mutluyduk... Sonra 20'nci yıl birbirimizle tanıştık ve evlenmeye karar verdik.' Evrensel geçerliliÄŸi bulunan ve her komedi ÅŸov rutininde mutlaka da sonuç getiren bir espridir. Henny Youngman'i bir gün karısı aramış 'Bir kaza oldu, arabamız ÅŸu anda mutfakta' demiÅŸ. Henny de ona 'Arabayı mutfaÄŸa sokmayı nasıl baÅŸardın?' diye sormuÅŸ. Kadın da 'Çok basitti, koridorda düz gittim, salona gelince bir sol sonra da saÄŸ yaptım ve mutfaÄŸa ulaÅŸtım' demiÅŸ. Ta taaaaam... Bu aÅŸamada sahnede bateriyle esprinin bittiÄŸi sinyalini vermek de gelenektendir. Ancak yazıyla mizah yapanların bu avantajı maalesef yoktur.

HAKARET
Her mizahçıya meslek kariyeri boyunca mutlaka 'Neden hakaret ediyorsun?' sorusu sorulur. Bana da soruluyor, daha da beteri, davalar açılıyor. Bu da kaçınılmaz bir anlamda.
Mizahçılar baÅŸta kendileriyle dalga geçmeyi baÅŸarmak zorundalar. Gerekirse kendinize de hakaret edeceksiniz ki 'baÅŸkaları' için ağır laf kullandığınızda 'Hakaretlerimden herkes, kendim de dahil nasibini alır' deme ÅŸansınız olsun.
Bu hemen hemen tüm komedyenlerin kullandığı bir meslek taktiÄŸidir.
Stand-up komedi gösterisine kendine ve evliliÄŸine hakaret ile baÅŸlayıp sonra baÅŸkalarına yönelmek en saÄŸlam metottur.
Hemen hemen tüm esprilerine 'Bana hiç saygı duyulmadı' diye baÅŸlayan Rodney Dangerfield, kendi kendisine hakaretin bir uzmanıdır. 'Ben öyle çirkindim ki doÄŸduÄŸumda doktor aÄŸlayım diye popomu deÄŸil suratımı var gücüyle tokatlamıştı' diye baÅŸlar ve saatlerce çirkinliÄŸi üzerine konuÅŸabilir.
Çirkin olduÄŸundan kadınlarla arası hiç iyi olmamıştır. ÖrneÄŸin; 'Kız bana telefon açtı ve evde kimse yok haydi gel dedi. Hemen gittim ve dediÄŸi gibi evde gerçekten kimse yoktu kapıyı açan bile olmadı' diyen de Dangerfield'dir.

Don Rickles ekolü
Amerika'da 1960'lı ve 70'li yıllarda Don Rickles adlı bir komedyen vardı ve hakaretten oluÅŸan bir mizah üslubu meydana getirmiÅŸti. Hatta arada bir üzerinde 'Nefret Ediyorum' yazılı olan ve neden nefret ettiÄŸini açıklayan cümle yazılı bir tiÅŸört giyerdi.
'Neden nefret ediyorsun?' diye sorulduÄŸunda 'Kendim de dahil her ÅŸeyden' derdi.
Bir gece onu sahnede izlerken zencileri ele almaya baÅŸladı. Benim aklıma dahi getirmeye korkacağım ÅŸeyleri söylemeye baÅŸladı. Öylesine uç noktada, öylesine absürddü ki; kimse kızmayı düÅŸünmedi bile. Salon katılıyordu.
Bu arada ilginç bir iÅŸ oldu. Seyirciler arasındaki bir zenci ayaÄŸa kalktı ve Rickles'a konuÅŸmaya baÅŸladı. Bu sefer de komedyen direkt onu hedef alıp, hakaret etmeye baÅŸladı. Onun fiziÄŸi ile alay etti, karısını tatmin etmesinin mümkün olmadığını filan söyledi. Hızını alamadı 'Çabuk sahneye gel. Seni karşımda görmek istiyorum' diye bağırdı. Bunu söyledikten sonra ona sırtını döndü ve diÄŸer esprileri sıralamaya baÅŸladı. MeÄŸerse o adam basamaklı bir yerde ayaÄŸa kalkmışmış ve boyu göründüÄŸünden 30-40 santim daha uzunmuÅŸ. Oysa ki Rickles onun cüceliÄŸi ile de alay etmiÅŸti. Neyse; o dev adam arkası dönük konuÅŸmayı sürdüren Rickles'ın yanına sahneye çıktı. Rickles döner dönmez adamı yanında buldu. Hemen aÄŸlamaya baÅŸladı. Hiç sektirmeden elinden mikrofonu fırlatıp, adamın ayaklarına kapandı ve affedilmek için yalvarmaya baÅŸladı.
Bu slapstick komedinin klasiÄŸi bir davranıştı. Tabii ki salonda herkes katılarak güldü bu duruma.

JIM CARREY ekolü
Ben mizahın biraz soyut olanını ve absürd olanını severim dedim ya; bu Jim Carrey usulü komediden hoÅŸlanmadığım anlamına gelmez. Vücut dilini müthiÅŸ kullanır Jim Carrey. Aslında bu konuda onun Åžarlo'nun direkt mirasçısı olduÄŸunu söyleyebiliriz. Tabii ki bu komedi türünün tarihinde Jerry Lewis de var. Ben Recep İvedik'te de bu tür komedinin unsurlarını görüyorum.

Son söz
Amacım komedinin tarihini yazmak filan deÄŸildi tabii ki... Bu yüzden de birçok konuda eksik oldu bu yazı. ÖrneÄŸin; daha uzun bir çalışma yapıldığında absürd soyut komedinin klasiklerini üretmiÅŸ olan İngiliz ekolünü ayrıca ele almak gerekiyor. 'Monty Payton's Flying Circus' komedisini incelemek için insan bir ayrı kitap bile yazabilir.
Slapstick komedide ise Jacques Tati ve Fransız ekolü incelenmeden fazla içerikli bir ÅŸey söyleyebilmek herhalde mümkün deÄŸil.
Ben gazete için uzun olan bu yazıda bir mizahçı olarak sık sık karşılaÅŸtığım okur reaksiyonlarına teorik bir cevap vermeyi baÅŸardığımı umuyorum. Umarım bazı itiraz konularının evrensel olduÄŸunu net biçimde ortaya koyabilmiÅŸimdir.
Mizah yazmaktan vazgeçemeyeceÄŸime göre bazen biraz fazla edepsiz olduÄŸumda, uçlara gittiÄŸimde bana kızmaya baÅŸlamadan önce bu yazıyı hatırlayıp biraz düÅŸünürseniz mutlu olacağım.
Haydi sonra görüÅŸmek üzere bana baÅŸ baÅŸ.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3