Türk seçmeni ilk kez 'efendiliÄŸi' ağır basan liderlere prim vermeye baÅŸladı. Malum, 'ne kadar bağırırsan o kadar baÅŸarılı olsun' düsturu hayatımızın her alanında egemen; reklamlardan tutun sanata, gazetecilikten tutun iÅŸadamlığına, politikadan tutun mahalle iliÅŸkilerine kadar, Recep İvedikvari 'höyt' yapmak hep geçer akçe oldu... Siyasetin üç büyüklerini, yani ErdoÄŸan, Baykal ve Bahçeli'yi meydanlarda görünce hala da öyle, fakat artık yeni rakipleri, farklı bir formatla geliyor.
Yerel seçimde bir deÄŸil, birden fazla iddialı isimde dikkat çeken ortak özellik ÅŸu: Numan KurtulmuÅŸ'tan Kemal KılıçdaroÄŸlu'na, Mansur YavaÅŸ'tan Murat Karayalçın'a, kavga ederken dahi bel altına vurmayan, desibeli yükseltmeden lafı gediÄŸine koyan siyasetçi figürü... Bu modelin halkın daha geniÅŸ kesimleri tarafından benimsendiÄŸini, bir mucizeye tanık olurmuÅŸcasına gözlemledik.
Acaba Türk siyasetinde bundan böyle daha vakur, daha efendi ve dürüst isimler ön plana çıkabilecek mi, yoksa bu gördüklerimiz sadece 2009 seçimine has bir tepkiden mi ibaret? Zamanla göreceÄŸiz. Ancak kendini trend takipçisi addedenler, önümüzdeki 5-10 yılı deÄŸerlendirirken ÅŸunu gözardı edemeyecek: Fazla bağırmak aşık usandırır!
'YETER Kİ ŞU AKP'Yİ DEFEDELİM'
'Efendi siyasetçi' modelin en taze temsilcilerinden, Saadet Partisi'nin genel baÅŸkanı Numan KurtulmuÅŸ'la SKYTürk yayınında tanışma ÅŸansımız oldu. Gerçekten herkesin teslim ettiÄŸi kadar 'düzgün, kibar' biri. KonuÅŸurken ne zıplatıyor, ne bayıyor; daha ziyade hipnotize ediyor. Pek çoklarına göre AKP'yi ileride yiyip bitirecek parti Saadet... Bu yüzden hiç umulmayacak kesimler tarafından da destek buluyor. Onlar için alt metin ÅŸu: Yeter ki ÅŸu AKP'yi başımızdan defedelim!
Bana göre SP'nin kulaÄŸa pek hoÅŸ gelen 'yeni duruÅŸu', ütopik ve günümüzün ÅŸartlarına uzak bir siyaset inÅŸa etme hayalleri üzerine kurulu. KurtulmuÅŸ, antiemperyalist politikalardan bahsediyor, Türkiye'nin kalkınması için B planları var tabii ama... AB'yi, ABD'yi toptan reddederek siyaset yapmak gerçekçi mi sahiden? 'Özgürlük, adalet, refah' diyerek AKP'nin sloganını bir tık ileriye götürerek sahip çıkan bu parti, 'refah' ilkesini antiemperyalizmle nasıl baÄŸdaÅŸtıracak? Her ÅŸeyden önemlisi, 'özgürlükler'le altı çizilen, öncelikle -AKP'nin yarattığı hayal kırıklığından da güç alarak- baÅŸörtüsü özgürlüÄŸü müdür? Kaldı ki, Erbakan Hoca'yla organik baÄŸları bulunan SP, muhafazakar kimliÄŸini her ne kadar kampanyasına yansıtmasa da bundan böyle nasıl adımlar atacak?
İki yeni yazar iki süper kitap
Biri, Sabah'ta aynı ekipte çalıştığım, kararlılığı ve yazısının sürükleyiciliÄŸiyle beni her daim hayrete düÅŸürmeyi baÅŸaran Aslı E. Perker... DiÄŸeri, Vatan'dayken gazetecilik damarını, yazma isteÄŸi ve yeteneÄŸini gördüÄŸüm, yepyeni mesleÄŸinde ilerleyen AyÅŸe Aydın...
Bir dönem ekibimde yer alan ve asla baÄŸlarımı kopartmadığım bu iki ÅŸahane kadın, ne tesadüftür ki aynı hafta kitap çıkardı. İkisinin de kitabını okurken zevkten dört köÅŸe oldum! Bu iki genç yazarla tanışmanızın zamanı geldi.
- 'Anneee... Anne Oluyorum!'- AyÅŸe Aydın, Remzi Yayınevi. AyÅŸe, ilk kitabında anne olmayı alışılmamış bir dille anlatıyor. Åžahsen anne-bebek yazılarından fena halde sıkılırım, fakat AyÅŸe ve ikizlerinin öyküsünü okumak çok eÄŸlenceli. Kitap, AyÅŸe'nin bizzat deneyimlediÄŸi faydalı bilgilerle dolu. Hele tüp bebek yapma yolculuÄŸuna çıkan çiftler için hazine deÄŸerinde, sakın kaçırmayın!
- 'Cellat Mezarlığı'- Aslı E. Perker, Çınar Yayınları. Aslı'nın ikinci kitabı bu; ilkini (BaÅŸkaların Kokusu) elimden düÅŸürememiÅŸ, uçsuz bucaksız hayal dünyası ve mükemmel kurgusuyla illa ki film olmalı demiÅŸtim. Cellat Mezarlığı, bir polisiye. Perker'in yazarlıktaki en büyük gücü, insanları ve iliÅŸkileri anlatmadaki inanılmaz detaycı ustalığı. Sadece Türk edebiyatı deÄŸil, dünya edebiyatında adından çok bahsettirecek Aslı Perker, göreceksiniz!