İsmail Küçükkaya ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

kategori2

Obama niye geldi?

ABD BaÅŸkanları'nın herhangi bir ülkeyi ziyaretleri, hem Washington hem de gidilen ülke baÅŸkenti için her zaman 'önemli bir olay' gibi algılanmıştır.
Türkiye söz konusu olduÄŸunda, ABD BaÅŸkanları'nın her geliÅŸi aynı zamanda OrtadoÄŸu dengelerini ilgilendiren 'diplomatik birer kilometre taşı' olarak görülmüÅŸtür. Bu kez daha da farklı ve içeriÄŸi zengin bir dosyayla karşı karşıyayız.
Gelen BaÅŸkan'ın kiÅŸiliÄŸi, kimliÄŸi, geçmiÅŸi ve tarihselliÄŸi baÅŸlıbaşına kayda deÄŸer. 'Ön ismi Hüseyin' olan ve 'Müslüman köklerden gelen' Obama, Türkiye'yi ziyaret ediyor. 'Halkının çoÄŸunluÄŸu Müslüman, rejimi laik ve demokratik', çaÄŸdaÅŸ bir ülkeyi, Türkiye'yi... Dünya reel siyasetinde bunun bir anlamı ve karşılığı var. Türkiye bir köprüyse, onun iki ayağının da saÄŸlam basması gerekiyor. Ziyaret biraz da köprünün temellerini güçlendirme amacı taşıyor.
ABD ve dünya tarihi açısından da Obama'nın baÅŸkanlığı zaten yüzlerce yıl boyunca hatırlanacak deÄŸerde bir geliÅŸmeydi. Bugün Beyaz Saray'da bir siyah tenlinin oturması her yönüyle tarihe maloldu. İşte o kiÅŸinin Ankara ve İstanbul'u böylesine bir gündemle ziyareti her manada Türkiye'nin artı hanesine yazılır, hele iyi deÄŸerlendirilirse...
Bush döneminde 'yıpranan ABD imajının tamir edilmesi', son 10 yılda aşınan Batı-DoÄŸu iliÅŸkilerinin tekrar rayına oturtulması, Hıristiyan-Müslüman topluluklar arasında tırmanma eÄŸilimi gösteren 'medeniyetler arası gerginliÄŸin yumuÅŸatılması' yerküredeki barış ortamının geleceÄŸi bakımından gerekli. Obama'nın tarih kitaplarına geçmeye aday misyonu burada yatıyor.
Elbette bir de zamanlama meselesi var...
Obama, seçilmesinin ve göreve baÅŸlamasının üzerinden çok kısa bir süre sonra Türkiye'ye geliyor. BaÅŸkan henüz çiçeÄŸi burnundayken bu topraklara ayak basacak. Bu, onun gündem ajandasında Türkiye'yi en tepelere koyduÄŸunun kanıtı.
Bugünlerde Ankara diplomatları her vesileyle 'ABD ve Türkiye'nin en yüksek önceliÄŸe sahip 10'ar dış politika konusunun yedisi çakışıyor' tezini dillendiriyorlar. Ne kadar doÄŸru.
Türkiye'yi 'kaybetmek deÄŸil kazanmak' istiyorlar. OrtadoÄŸu'da, Kafkaslar'da, hatta dünyanın uzak coÄŸrafyalarında, mesela Sudan ve Afganistan'da 'bize ihtiyaçları' var. Küresel sistem zaman zaman böyle açılımlara zorunludur. Bizim BirleÅŸmiÅŸ Milletler Geçici Konsey ÜyeliÄŸi'ne seçilmemiz de tastamam böyle bir arayışın yansımasıydı. Konu sadece Washington, Brüksel, Ankara hattıyla ilgili deÄŸil, Batı ve DoÄŸu dünyaları arasındaki iliÅŸkilerle alakalı. 'Her anahtarın açacağı kilit' ayrıdır. Türkiye anahtarının bazı kilitleri açmasına bugün küresel güç aktörlerinin ihtiyacı çok üst noktalarda.
RUBLE İLE TİCARET
WASHİNGTON'I ŞOKE ETTİ
AKP Hükümeti'nin iÅŸbaşına geldiÄŸi günden beri izlediÄŸi dış politika yaklaşımı Batı'da önceleri kuÅŸkuyla karşılandı. Ankara'nın Suriye, İran, Rusya ve diÄŸer komÅŸularıyla yakın iliÅŸkisi hem AB baÅŸkentinde hem de ve özellikle Washington'da endiÅŸeli gözlerle takip edildi. İlerleyen zaman Türkiye'nin lehine iÅŸledi. Bugün ABD de İran ve Suriye'yle yakınlaşıyor.
Hele Obama'nın seçilmesi hem OrtadoÄŸu'nun geleceÄŸi hem de dünyanın sorunlu bölgelerinin kaderi için belli tercihlerde bulunmayı zorunlu hale getirdi. Türkiye'nin önemi daha iyi anlaşılır oldu ve zorunlu tercihlerde Ankara ilk bakılacak adreslerden birisi haline geldi.
ABD, Irak'tan çekilme konusunda ve Afganistan'da yapılacaklarla ilgili Türkiye'den beklentilere sahip. Bu iki öncelik bugüne ait yaklaşımları doÄŸuruyor. Genel fotoÄŸrafta ise Türkiye'nin mevcut rejimiyle birlikte, daha fazla refaha sahip, daha demokratik ve güçlü bir model olmasını arzuluyorlar. Eskiden bizim güçlenmemizi istemezlerdi. Ne varki ÅŸimdi fakirlik ve geri kalmışlık kıskacından kurtulamayan anti demokratik rejimler altında yaÅŸayan Müslüman milyarlara gösterecekleri güzel bir örneÄŸe ÅŸiddetle ihtiyaçları var. Demokrasiyle İslam'ın aynı potada eriyebileceÄŸinin canlı bir örneÄŸine...Yerkürede bunu ispatlayacak Türkiye'den baÅŸka ülke yok.
Hiç konuÅŸulmuyor, tartışılmıyor ama aslında ÅŸu anda Türkiye-ABD hattında çok ateÅŸli bir tartışma yapılıyor. Tam böylesine bir tarihi dönüm noktasında, bir süre önce Ankara ile Moskova arasında karşılıklı ticarette TL ve Ruble'nin kullanılmasının önü açıldı. PeÅŸi sıra aynı anlaÅŸma İran'la Türkiye arasında yapıldı.  Washington'daki duyarlılıkları az çok takip eden herkes bu olayların ABD baÅŸkentinde nasıl bir ÅŸaÅŸkınlıkla karşılandığını bilecektir. Küresel sistemin sorgulandığı, bu süreçte ABD Doları'nın rezerv para pozisyonunun tartışma konusu yapıldığı bir konjonktürdeyiz. Çin ve Japonya'nın dolar politikalarıyla ilgili dünyada ne tartışmalar yapılıyor, ilgilenenler farkına varıyorlar. ABD politika yapıcıları için dolarla ilgili negatif geliÅŸmeler kadar alarm verici çok az olay söz konusudur. ABD imparatorluÄŸu dolara dayalıdır.
Yerel para birimleriyle bölgesel ticaret kararı ekonomik olabilir, yine de çok belirleyici siyasal sonuçları olacaktır. Obama geliyor ya, ben de diyorum ki, 'Bu Ruble meselesinin de sürpriz ve tarihi ziyaret kararında payı olmalı.' Öyle ya, Obama ÅŸimdi niye geliyor, hem de İsrail'in Davos'la ilgili tepkisini her fırsatta göstermesine raÄŸmen...
Ne dersiniz?

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3