Hani biz uzmanlık düzeyinde anlamıyoruz ya dış siyasetten... O nedenle herhangi
bir ÅŸey oldu mu 'Ustalar acaba ne demiÅŸler?' diye bakmakta yarar var... Bu taktiÄŸin çok iÅŸe yaradığını söylemek zor. Çünkü 'ustalar' Davos'ta 'One Minute(s)' örneÄŸinde olduÄŸu gibi olayları 'okumak' konusunda pek de mutabık deÄŸiller... Hatta 180 derece ters düÅŸebiliyorlar birbirlerine. Benzer bir durum BaÅŸkan Obama'nın Türkiye seyahatinin analizinde ya da ÅŸu Rasmussen olayında yaÅŸanıyor mesela...
Dünkü gazeteleri üÅŸenmeden taradım. Ustalar yine (Davos sonrası olduÄŸu gibi) iki gruba ayrılmışlar. İşte iki örnek... Cengiz Aktar (Vatan) demiÅŸ ki:
'Yeni NATO Genel Sekreteri seçiminde yaÅŸanan kriz gerektiÄŸi gibi diplomatik yollarla aşılmış olsa da Türkiye'nin NATO, AB ve Batı ile olan iliÅŸkilerine cidd” ve kalıcı bir darbe vurmuÅŸtur. 60 yıldır kararlarını konsensüs ile alan ve hiçbir zaman iÅŸi son dakikaya bırakmayan NATO'nun 60'ıncı yıldönümünde böyle bir krizle karşılaÅŸması ve bu krizin müsebbibinin Türkiye olarak not edilmiÅŸ olması büyük talihsizliktir.'
Habertürk'te Fatih Altaylı ise bakın ne yazmış: 'BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın Türkiye'deki politikasını, tavırlarını, davranışlarını, uygulamalarını eleÅŸtirebilirsiniz. Pek çoÄŸunu ben de eleÅŸtiriyorum. Ama uluslararası iliÅŸkilerdeki tavrını, Türkiye'nin son 60 yılda gördüÄŸü en düzgün, en doÄŸru, en onurlu tavır olarak görüyorum...
...ErdoÄŸan, NATO Genel SekreterliÄŸi konusunda da müthiÅŸ 'omurgalı' bir tavır sergiledi.'
Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin iç ve dış siyasetine iÅŸte bu iki farklı bakış açısının çatışması damgasını vuracaktır... Batı'ya ve Türkiye'ye Batı'dan mı bakacaksınız, yoksa Türkiye'den mi?.. En azından 'Evrensel doÄŸrulardan bakmalı...' türünden 'laf ebesi' cevaplarla bir yere varılmayacağını artık herkes biliyor...
İşin tuhafı ÅŸu: Sonuçların günümüzde çok hızlı alınabilmesine raÄŸmen (Davos sonrası Türkiye bazılarının iddia ettiÄŸi gibi 'yalnız bırakılmadı' ve 'her ÅŸeyini yitirmedi') analizleri tutmayan 'ustalar' dönüp 'Hay Allah, kusura bakmayın biz yanıldık' diyemiyorlar bir türlü... Bazı futbol ve ekonomi yazarlarında da sıkça gözlemlediÄŸimiz bu unutkanlık(!) dış politika analistlerinde de mebzul miktarda mevcut...
ÖrneÄŸin hem Aktar hem de Altaylı, ikisi birden haklı olamazlar deÄŸil mi?..
O halde ikisinden birinin diÄŸerinden ve bu arada okurundan özür dilemesini beklemek en doÄŸal hakkımız...
Bekleyeceğiz bakalım...
Borusan'dan Leyla Gencer'e müthiÅŸ kutlama
Tam da haftalık ajans toplantısında konuÅŸuyorduk: Bazı ÅŸeyleri insan kendiliÄŸinden sevemez. Emek ister, zahmet ister; zorlama, uÄŸraÅŸma ister... Klasik müzik gibi... Caz müziÄŸi gibi... Tarkovski'yi, Angelopoulos'u 'okumaktan' zevk almak gibi... KendiliÄŸinden öylesine sevilmez bunlar... Bunları 'sevmeyi öÄŸrenmek' gerekir...
İşte tam da sohbetin ortasında Åžule Yücebıyık aradı. Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nın konserine davet etti... Yekta Kara hanımın sahneye koyduÄŸu etkinliÄŸin adı Leyla Gencer 'La Diva Turca' Bir Kutlama idi... Türkiye'nin sanat alanında belki de o boyutta tek uluslararası markası Leyla Gencer, aryalarla anıldı...
Bu arada Borusan Filarmoni'nin yeni ÅŸefi Sascha Goetzel'le tanışma fırsatı bulduk... Bu enerji, iÅŸtiyak ve duygu yüklü delikanlı hiç ÅŸüpheniz olmasın çok yakında tüm İstanbul'un kalbini fethedecek... Sadece o mu? 2006 yılında Leyla Gencer Åžan Yarışması'nda birinci geldikten sonra müthiÅŸ bir uluslararası kariyer yapan Gürcü soprano Nino Machaidze'yi dinlemeye ve en az bir o kadar da 'izlemeye' doyamadık... O ne muhteÅŸem ses, o ne su gibi berrak güzellik, en arka koltuktakileri bile içine hapseden o muhteÅŸem gözler...
Perihan Nayır Artan'ın Lady Macbeth rolündeki doyumsuz performansını, Ezgi Kutlu'yu Carmen ve Werther'de birer sahnede ve erkek rollerinde Taylan MemioÄŸlu, Alper Göçeri ve Mert Yüksel'i sunan Borusan Filarmoni'yi, Lütfi Kırdar'ın tıka basa dolu salonu uzun uzun alkışladı; Borusan Holding'i bir kez daha baÄŸrına bastı... Daha önce toplumsal sorumluluk çerçevesindeki o eÅŸsiz konser dizisinde olduÄŸu gibi...
Geliri genç yeteneklerin eÄŸitimine ayrılan konserde bu yıl orkestra ÅŸefliÄŸini hangi ünlü iÅŸ adamının yükleneceÄŸini merakla bekliyorum. İlk etkinlikte Ahmet Kocabıyık'taydı baget... İkinci yıl Rahmi Koç yönetti orkestrayı... Üçüncü yıl Bülent Eczacıbaşı... Bu yılki favorimi belirtmiÅŸtim: Ferit Åžahenk.