Dün, güne biraz geç baÅŸladım, uyandığımda televizyonda Barack Obama haberlerinden geçilmiyordu. Meclis'teki konuÅŸması sırasında kahvaltı ediyordum, zamanlamamı öyle anlatayım. Bu arada, haber kanalları arasında zap'larken de gözüme bir sürü 'uzman' iliÅŸti yine. Obama'nın konuÅŸmasının kodlarını çözmeye çalışıyorlardı.
Öncesinde de günlerdir gazetelerde dillendirilen tezleri ekrana taşıyorlardı. Obama konusunda da televizyonda konuÅŸan tipler tartışma programlarının gediklileriydi. Ergenekon, seçimler, AKP gibi popüler konularda fikir beyan eden konuÅŸan kafalar...
Bu maraton bugün de sürecek ve bu insanlar sabah akÅŸam demeden bugün de kanaldan kanala koÅŸacaklardır.
Gerçekten bu insanlara ÅŸaşırıyorum. Bu kadar çok televizona çıkacak enerjiyi kendilerinde nasıl buluyorlar.
Galiba pek işleri yok ve boş zamanları bol.
Bir de sanırım pek çalışmıyorlar; zira okuyup araÅŸtırma yapacakları vakitleri hep ekranda harcıyor bu 'akademisyen' güruhu.
Ayrıca hiç üÅŸenmiyorlar. Mesela bana bir televizyon programı daveti geldiÄŸinde, olur da tufaya düÅŸürülüp kabul edersem, bir hafta sızlanıyorum ve iptal etmek için üretmediÄŸim bahane kalmıyor. TrafiÄŸi düÅŸünüyorum, medya plazalarının insanın içini boÄŸan havası aklıma geliyor, 'Ne konuÅŸacağım ki' diyorum ve kabul ettiÄŸime piÅŸman oluyorum. Genellikle de bir bahane bulup iptal ediyorum zaten.
Ama bakıyorum, ekrana çıkmaya hevesli amma çok kiÅŸi var.
Üstelik bunlar özel olarak bir ÅŸey de söylemiyor, herhangi bir hazırlık da yapmıyor.
Neredeyse bunların davet edildikleri programlardan para aldıklarını düÅŸüneceÄŸim. Öyle bir ÅŸey olmadığını da biliyorum.
Peki neden?
DoÄŸrusu liberallerin ekran sevdası hakkında en mantıklı açıklamanın 'misyonerlik' olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Kapı kapı dolaşıp dinlerini yaymak isteyen ve kendilerine mürit toplamak isteyen Mormon'lar gibiler. Her kanala koÅŸuyorlar, her çaÄŸrıldıkları panele konuÅŸmacı olarak gidiyorlar.
Sözleri hep aynı kavÅŸaÄŸa çıkıyor: Türk halkını Amerika'nın çıkarlarına ikna etmek ve bu yönde bir kamuoyu oluÅŸturmak.
Sanki bir merkezden her ay bunlara düzenli olarak ödeme yapılıyormuÅŸ gibi. Bu kadar emek israfının bir karşılığı olmalı deÄŸil mi?
Obama'nın konuÅŸmasını dinlediktan sonra bir süre daha televizyondaki yorumculara baktım, sesi kıstım ve iTunes'dan Manga'nın harika cover'ı 'Raptiye Rap Rap' çaldım bu liberal papaÄŸanların görüntüsünün üzerine.
CIA'in gözü Kamer Genç'in üzerindeydi
Meclis'te Amerikan BaÅŸkanı Barack Obama konuÅŸma yaparken, CIA ajanlarının gözü tek bir vekilin üzerindeydi. Hadise çıkmasın diye...
Zira, Meclis kapısında protesto gösterileri yapan sosyalistler Kamer Genç'e seslenmiÅŸler ve ondan postal fırlatmasını istemiÅŸlerdi. BaÅŸkan Bush'a karşı yapılan ayakkabılı eyleme gönderme yaparak...
Neyse ki Genç, dolduruÅŸa gelip fırlatmadı ve uluslararası bir skandal yaÅŸanmadı.
Åžaka bir yana, bambaÅŸka bir ÅŸeyi düÅŸündüm sosyalistlerin Genç'e yönelik çaÄŸrısında.
Farkında mısınız, Kamer Genç Türkiye'nin sol panoramasında her renkten insanın sempatisini kazanmış. Sosyalistlerden CHP'lilere kadar herkese kendisini sevdirmeyi baÅŸarmış.
Sandık sonuçlarına bakalım: DYP'den de seçilmiÅŸ, CHP'den de, bağımsız olarak da... Demek ki partilerüstü.
Hasan Fehmi GüneÅŸ'in siyaset hayatını bitiren skandalın bir benzerini andıran 'Çiçek suladım' açıklaması bile yıpratamamış Genç'i.
Buzdolabı yardımları hakkında 'Versinler versinler, iyi oluyor' demiş... Buna rağmen tepki toplamamış.
Bu bir adamın tek başına yarattığı bir sempatinin sonucudur. DoÄŸrusu, Kamer Genç incelenmesi gereken bir vak'adır. BaÅŸlı başına bir akademik tez konusudur...
Türkiye, Kamer Genç'in kıymetini bilmiyor... Elindeki bu deÄŸeri gerçekten incelemeli ve sırrını çözmeli...
Başsağlığı...
Yıllar önce Radikal'e baÅŸladığımda karşıma çıkan ilk kiÅŸi Tansel Tüzel'di... Medya plazalarında yeni gelene her zaman çok kötü davranılır, hele Radikal gibi ağırlıklı olarak birbirinden kötü ve taÅŸralı insanların domine ettiÄŸi bir gazeteyse herkes yeniye düÅŸmanlık yapmak için pusuda bekler...
Tansel Tüzel, o yıllarda Radikal İki'nin editörüydü... Kısa bir süre bu iÅŸi yaptı, sonra ayrıldı... Bir daha da görüÅŸmedik ama ben onu hep Radikal'de bir yabancıya insan gibi davranan ilk insan olarak hatırlarım.
EÅŸi, Hızır Tüzel de daha sonra Radikal'de iÅŸe baÅŸladı... Röportajlar yapıyordu... Bana yakın ve sempatik gelen bir tarzı yoktu, ama bu ÅŸekilde epey süre devam etti. İlginç bir insan olduÄŸu kesindi ama, kendisiyle sadece selamlaÅŸmamız oldu, o kadar...
Dün, ölüm haberi geldi...
Çok yakın tanımasam bile ÅŸoke oldum. Özellikle de 'evinde ölü bulundu' kısmına.
Tansel'e ve tüm sevenlerine baÅŸsaÄŸlığı diliyorum...