İsmail Küçükkaya ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

kategori2

Fransa'nın NATO'ya dönüşüne nasıl izin verdik?

ABD BaÅŸkanı Obama'nın Türkiye'yi böyle bir zamanlamayla ziyaret etmesi her anlamda Türkiye'nin küresel güç dengeleri içindeki konumlanmasına katkı yapacak deÄŸerdedir.
Dünyanın en güçlü ülkesinin bir numaralı yöneticisi, görevine yeni baÅŸlamışken, Türkiye'de gerçekleÅŸtirdiÄŸi temaslar ve yaptığı konuÅŸmalarla bu bölgeye ait ciddi bir farkındalık elde etmiÅŸtir. Birçok ABD BaÅŸkanı'nın geçmiÅŸte Türkiye'nin haritadaki yerini ne kadar zor öÄŸrendiÄŸi sır deÄŸilken, Müslüman köklerden gelen Barack Hüseyin Obama döneminde ülkemizin dünya siyasetindeki yeri ve belirleyiciliÄŸinin artacağı ortada. Ankara ve Washington, ortaya çıkan bu fırsatı iyi deÄŸerlendirirse, hem karşılıklı çıkarların korunması hem OrtadoÄŸu'nun açmazlarının çözümü hem de küresel barış ve refahın artması için tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyalar demektir.
Sonuçta, Obama'nın bu temasları, Türkiye, OrtadoÄŸu, Avrupa ve dünyanın geri kalan bölümünde iyi bir rüzgar yarattı. Obama da bütün sorunlarımızı ve taleplerimizi birinci ağızlardan dinleme fırsatı buldu. Buna, Ermeni sorunu ve terörizm belası da dahil.
En azından bundan sonra Obama, önüne gelecek benzeri konularda Türkiye'nin hassasiyetlerini ve yaklaşımlarını da aklının bir köÅŸesinde tutabilecek.
Ülkemizin sahip olduÄŸu deÄŸerler ve zenginlikler bugün dünya gündemine bir kez daha güçlü biçimde gelmiÅŸ oldu. Obama'nın İstanbul ve Ankara seyahati vesilesiyle, halkının çoÄŸunluÄŸu Müslüman, rejimi laik demokrasi olan bir ülkenin, bu özellikleriyle yerküredeki tek model olmasının önemi hatırlanıldı. Obama'nın Anıtkabir'de büyük Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' özdeyiÅŸini yazması ne kadar anlamlı bir jest oldu.
Ziyaret, NATO zirvesindeki sıkı müzakerelerin akabinde gerçekleÅŸti. Obama'nın garantörlüÄŸü altında esasında bizim adımıza çok da önemli sayılmayacak bir koltuk için (NATO Genel Sekreterlik makamı) birtakım ciddi kazanımlar elde edildi.
Reel siyaseti iyi bilenler, Türkiye'nin yapayalnız kaldığı bir NATO zirvesinde Rasmussen'e 'evet' derken Roj TV, Müslümanlardan özür dilenmesi, NATO ve Afganistan'da etkin görevlendirmeler gibi artılarının önemini teslim eder.
Ben yine de Rasmussen krizinin çözümünü, baÅŸarılı ve sabırlı bir diplomasinin Türkiye hanesine artı puan yazdırması olarak görme eÄŸilimindeyim. Ama gözümüzden kaçan daha ciddi baÅŸka bir konuyu atlamayalım...

 Rasmussen'e bakarken Sarkozy'yi kaçırdık
 Evet, hepimiz NATO Genel Sekreterlik krizine, Rasmussen'in atanmasına odaklanmışken Fransa'yı atladık. MeÄŸer aynı NATO zirvesinde sessiz sedasız Fransa'nın NATO'nun askeri kanadına giriÅŸine 'evet' demiÅŸiz. Oysa hükümet, Türkiye'nin AB müzakerelerine her zaman katı yaklaşım gösteren ve çifte standart politikalar izleyen Fransa'ya tepkiliydi. Bizzat DışiÅŸleri Bakanı Ali Babacan'dan bu konuyu görüÅŸürken 'Fransa bizi çok üzüyor' sözlerini duymuÅŸtum. Ankara, Fransa'nın NATO'nun askeri kanadına tekrar giriÅŸine izin vermeye hiç sıcak bakmıyordu.
Dün dış politika konusundaki uzman arkadaÅŸlarımdan bu konuya derinlemesine bakmalarını rica ettim. Haberin detaylarını sayfalarımızda okuyabilirsiniz. Veto hakkımızdan feragat ederken Fransa'nın AB üyeliÄŸimize dair çekincelerinde yumuÅŸama olduÄŸu konuÅŸuluyordu. İlk gelen haberler Fransa'nın açılmasına izin vermediÄŸi beÅŸ chapter (fasıl) için 'evet' diyeceÄŸi ve Türkiye'nin Kıbrıs Ek Protokolü'nün yürürlüÄŸe koyması için 1 yıl daha zaman kazandığı yönündeydi. Ancak Obama'nın, 'Türkiye AB'de olmalı' dediÄŸi gün, Sarkozy'nin televizyona çıkıp 'Bu bizim iÅŸimiz, Türkiye imtiyazlı ortak olmalı' sözleri, bu haberleri boÅŸa çıkardı. DışiÅŸleri ve KöÅŸk kaynakları da Fransa ile müzakere baÅŸlıkları ve de Kıbrıs Ek Protokolü konusunda herhangi bir anlaÅŸma yapılmadığını belirtiyor.
Ne aldık sorusuna yanıt ararken hem DışiÅŸleri hem de KöÅŸk'ten öÄŸreniyoruz ki,  Fransa'ya 'evet askeri kanada dönebilirsin' derken, biz de NATO bünyesindeki Avrupa Jandarma Gücü'nde asli bir güç haline gelecekmiÅŸiz. Uzun süredir üyeliÄŸimizi engelleyen Fransa da bizim bu talebimizi kabul etmiÅŸ. Böylece 'AB'nin operasyonları ile ilgili kararlara Türkiye de bir biçimde dahil olacak' ÅŸeklinde açıklanıyor bu geliÅŸme. Bana bu konu çok hafif geldi.
Ama iÅŸin tuhafı bütün dünya medyasını dikkatle izlediÄŸi NATO zirvesinde bu konunun geçiÅŸtirilmesi oldu. Türkiye dahil hiç bir ülkede konu öyle ahım ÅŸahım gündeme gelmedi. Türkiye'nin Rasmussen krizine odaklandığı o gün, bu haber pek ön plana çıkmazken, zaten Fransa'nın geri dönüÅŸünü doÄŸal bulan ve destekleyen dünya medyası da konuya satır arasında deÄŸindi. Oysa bu konunun bizim için farklı bir siyasi özelliÄŸi var. Fransa'nın AB müzakerelerinde 5 baÅŸlığı bloke etmesi nedeniyle Türkiye'nin eli kolu tamamen baÄŸlı. Öyle ki, Kıbrıs konusunda açılım yapılsa bile Paris ikna olmadıkça, müzakereler ilerleyemeyecek. İşte böylesi bir ortamda Ankara, Fransa'ya bu kadar kolay 'onay' vererek bir anlamda önemli bir siyasi kozdan vazgeçti. Öyle görünüyor ki, zirve öncesi yapılan yoklamalarda ABD de dahil kimsenin desteÄŸini alamayan Türkiye, Paris ile AB konusunda çok fazla bir kazanım elde edemeden uzlaÅŸmak yolunda kaldı. Yetkili ağızlar bunu '28 NATO üyesinin 21'i AB üyesi. NATO'da bu iÅŸi konuÅŸunca bizim istediÄŸimiz sonuca ulaşılmıyor. O nedenle AB ile ilgili meselelerin NATO platformunda konuÅŸulması bizim aleyhimize' diye açıklıyor.
Esasında, Fransa'nın NATO'nun askeri kanadına dönmesi bizim çıkarımıza gibi algılanabilir. Sonuçta karar mekanizmalarında olan, Avrupa'nın güçlü bir ülkesi, elini daha fazla taşın altına koyacak. Askeri sorumlulukları da ön plana çıkacak. Ama her ne olursa olsun elimizdeki güçlü bir kozu, bir anda vermiÅŸiz.
Rasmussen konusunda o kadar direnen ve bence çok önemli kazanımlar elde eden diplomasimiz, Fransa'ya bu onayı verirken, ne aldı? Tam anlaşılamayan konu bu.
Not: Obama'nın dün Meclis'teki konuÅŸması gerçekten çok baÅŸarılıydı. Metinler çok iyi bir hazırlığı yansıtıyordu. Bu ziyaret gerçekten orta ve uzun vadede Türkiye-ABD iliÅŸkileri açısından bir kilometre taşı olarak hatırlanacaktır.
Obama'nın Türkiye'ye geliÅŸi hiç kuÅŸkusuz bizim açımızdan önemli ama aslında daha çok Obama'nın kendisi ve ABD tarihi açısından büyük deÄŸer taşıyor. Obama, zirve toplantıları dışında 'ilk ülke ziyareti' olarak Türkiye'yi tercih ederken, ABD BaÅŸkanı olarak kendi seçimine vurgu yapmak ve dünyaya Türkiye üzerinden bir mesaj vermek istedi.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3