AKŞAM GAZETESİ | İ.Hüseyin Yıldız | 2009-04-09
SORU: Sayın Yıldız, hafta başında internet ortamına düşen bir telefon dinlemesi basında genişçe yer aldı. Bu telefon dinlemesi, DYH Başkan Yardımcısı Soner Gedik ile Gelir İdaresi Başkanı Mehmet Akif Ulusoy arasındaki bir görüşmeyle ilgiliydi. İki taraftan da şu ana kadar bir yalanlama gelmedi. Bu görüşmede, Doğan Grubu şirketleri nezdinde sürdürülmekte olan bir vergi incelemesi pazarlık konusu ediliyor. Öncelikle şunu öğrenmek istiyorum: Siz de eski bir vergi inceleme elemanısınız olay teknik ve hukuki olarak nedir, böyle bir vergi incelemesi yapılabilir mi?
Hüseyin Yıldız: Sözünü ettiğiniz görüşme kaydını internetten ben de dinledim. Ayrıca basından konuyu takip ettim ve Soner Gedik'in açıklamalarını okudum. Anlaşılan Maliye Bakanlığı gelirler kontrolörleri, Doğan Grubu şirketlerini incelemeye almış. İncelemelerin her şirketin beş yılını kapsayacak şekilde geniş tutulduğundan söz ediliyor. Daha da önemlisi, öngörülen vergi tarhiyatı ve kesilen cezalar konusunda Doğan Grubu'nun itirazı var. Diyorlar ki bu vergi ve cezaların hukuki dayanağı yok. Kimseye yapılmayan bir uygulamaya maruz kalıyoruz. Yargı sürecinin öncesinde burada teknik ve hukuki boyutta olayın üç tarafı var: Birinci taraf, vergi ve cezalara muhatap olan mükellef, yani Doğan Grubu. İkinci taraf, vergi incelemesini yapan gelirler kontrolörleri, üçüncü taraf da bu vergi ve cezalarda mükellefle uzlaşma yapmaya yetkisi bulunan Gelir İdaresi Başkanlığı'dır. Bu nokta da, ilgilileri bilse de kamuoyunun bilmediği bir hususu açıklamam gerekiyor. İncelemeyi yapan gelirler kontrolörleri, idari olarak Gelir İdaresi Başkanlığı'na bağlı olmakla birlikte, tıpkı hesap uzmanları ve maliye müfettişleri gibi vergi incelemesini yapma yetkilerini, Vergi Usul Kanunu'nun 135'inci maddesinden almaktadırlar. Diğer bir deyişle vergi incelemesi yaparken bağımsızdırlar. En azından yasal düzenleme böyle. İncelemenin bir ihbardan başlamış olma olasılığından söz ediliyor. Ancak sebebi ne olursa olsun, gelirler kontrolörlerinin sadece vergi incelemesi yapıyor olmalarında bir kanunsuzluk bulunmamaktadır.
SORU: Peki, böyle bir görüşmeyi doğru buluyor musunuz? Burada bağımsız yürütüldüğünü söylediğiniz incelemeye bir müdahale yok mu? İncelenecek yılların sınırlandırılmasından ve uzlaşmada ceza rakamının çekirdek parasına ineceğinden söz ediliyor. Bir de, Mehmet Akif Ulusoy, Soner Gedik'e üstat diyerek aşırı bir yakınlık ortaya koymuş olmuyor mu?
Hüseyin Yıldız: Kolay olduğu için sorunuzu cevaplamaya sondan başlayayım. Türkiye'deki bütün denetim, teftiş ve inceleme birimlerinde görev yapan teftiş ve inceleme elemanları, ayrılmış olsalar bile, kendisinden kıdemli olana üstat derler. Bütün bakanlıkların, genel müdürlüklerin ve bankaların teftiş birimlerinde olduğu gibi, bu bir geleneksel hitap tarzıdır. Bu ifade biçimi, hiçbir zaman üstat denilen kişinin lehine haksız bir imkan verileceği anlamı taşımaz. Aksini düşünürsek, eski ve yeni bütün denetim elemanlarına haksızlık yapmış oluruz. İncelenecek yılların sınırlandırılmasına ilişkin talep ve yaklaşımda da esasta bir sorun görmüyorum. Bakınız Türkiye'de yaygın ve yoğun denetimleri de katsak, mükellefleri inceleme oranı yüzde 3'ü geçemiyor. Çünkü denetim elemanı yetersizliği var, vergi idaresi etkin değil, sistem iyi kurulmamış ya da gelişmiş bilgi işlem ve teknolojik olanaklarla kamu denetimi desteklenemiyor. Son yıllarda bu konuda bazı iyileştirme çalışmalarının yapıldığını biliyorum. Ancak bunlar henüz yeterli değil. Yılda sadece yüz mükellefin 3'ü incelenebiliyorsa; bütün grup şirketleri ve beş yılı incelemeye alınan mükellefin de yakınmaya hakkı var diye düşünüyorum. Çünkü vergi incelemelerinin esas amacı, vergilendirmede adaleti tesis etmektir. Adaletsizliği değil. Hal böyle olunca da, kendisine idari olarak bağlı olan bir birimin adalet içinde kalmasını temin etmek de Gelir İdaresi Başkanı'nın görevidir. Aslında Gelir İdaresi Başkanlığı'nın oluşturulmasına paralel olarak, vergi incelemelerinin merkezden koordine edilmesine de başlandı. Daha açık bir ifadeyle, vergi incelemesi her ne kadar bağımsız olarak yürütülüyorsa da, pratikte vergi inceleme fişini kesen ve inceleme elemanına havale eden, ilgili inceleme biriminin idari görevde olan başkan ya da yardımcılarıdır. Bunları bütün maliyeciler ve mali müşavirler bilirler.
Ulusoy mütevazı kişiliğinin kurbanı
Uzlaşmada rakamın çekirdek parasına ineceği söylemini ise, konuşmanın bütünü ve tarzı içinde değerlendirmek gerekir. Konuşmada Soner Gedik kesilen vergi ve cezanın çok yüksek olduğunu, haksız olduğunu söylüyor; Mehmet Akif Ulusoy da rakamın o kadar yüksek olmadığını, tarafların rapordaki haklılık durumuna bağlı olarak, uzlaşmada çekirdek parasına dişe diş pazarlık edileceğini söylüyor. Ulusoy'u tanıyan herkes bilir. Herkesle çok beyefendi ve mütevazı bir ifade tarzıyla konuşur. Burada birazcık bu çok mütevazı olan konuşma tarzının kurbanı olmuş diyebilirim. Ayrıca, Maliye Bakanlığı merkezi inceleme elemanları tarafından incelenen bütün mükellefler şunu iyi birlerler: İnceleme sürerken, inceleme elemanı çok nazik davranır. Hatta çay ısmarlar, hoş sohbetler yapar. Ancak rapor yazıldıktan sonra, mükellef başına geleni anlar. O zamanda iş işten geçmiş olur. Ulusoy'un'da eski hesap uzmanı olduğunu unutmayalım. Bu konuşma üç ay önce yapılmış. Bugün devam eden incelemeler hariç, şimdilik 914 milyon TL'lik bir mali yük Doğan Grubu'nun sırtına vurulmuş durumda. Dolayısıyla burada bir kayırma ve kollama olduğunu söyleyemeyiz.
Böyle binlerce konuşma var
Doğrusu basının bu konuyu niçin bu kadar önemsediğini de anlayabilmiş değilim. Çünkü ben bu görüşmeyi etik dışı olarak bile değerlendirmiyorum. Her gün binlerce mükellef, vergi dairelerinde, inceleme birimlerinde ve uzlaşma komisyonlarında benzer konuşmalar yapmakta ve benzer taleplerde bulunmaktadır. Bazen öngörülen vergi ve ceza tarhiyatlarında hatalar yapılmakta. Mükelleflerin başvurusu üzerine, Vergi Usul Kanunu'nun 116-126'ncı maddeleri uyarınca vergi idaresi tarafından bu hatalar düzeltilmektedir. Bazen salınan vergi ve cezalarda mükellefler vergi idaresiyle uzlaşmaktadır. Bazen de uzlaşmamaktadırlar. Elbette mükellefler salınan vergi ve cezaların yasal olmadığını düşünüyorlarsa yargıya da gidebilirler. Peki, bütün bunlar konuşmadan, görüşmeden ve tartışmadan olabilir mi? Üstelik Bakan'ın bilgisi ve yönlendirmesi dahilinde olan bir görüşmede, 'Gelir İdaresi Başkanı neyi kastemiş olabilir ki?