AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2009-04-09
Hafta sonu ekranlarının en cazibeli programı; NTV 'kare as'ının, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ı misafir ettikleri Haydi Gel Bizimle Ol'du.
Kız kıza sohbet havasında ilerleyen buluşmanın dikkat çekici sorularından biri Pınar Kür'den geldi: Amerika'da okuyup büyüdüğünü söyleyerek söze giren Kür: 'Bundan 50 yıl önce Amerika'da kadınlar, sekreterlik, hosteslik, mankenlik gibi çok kısıtlı mesleklerde yer bulabiliyorlardı. Aradan geçen zamanda çok geliştiniz ve kadınlarınız bugün birçok alanda, ön planda yer alıyor. Bizde ise tam tersi (!) Eskiye göre kadınlar çok geri plana itildi. Bu fark hakkında ne düşünüyorsunuz?'
Pes. En hafif tabiriyle, 'pes' yani Pınar Hanım! Türkiye'yi bu kadar yanlı ve yanlış tasvir etmek için, Türkiye hakkında Mrs. Clinton'dan bile az şey bilmek gerekir.
Elli yıl, otuz yıl, yirmi hatta on yıl öncesine göre bugün... Türkiye'de daha mı az kadın doktor, avukat, mühendis, gazeteci, yazar, yönetmen, ressam, müzisyen, akademisyen, rehber ve iş kadını var sizce? Üniversitelerdeki kız öğrencilerin oranının, yüzde 10-15'lerden yüzde 40'lara ulaşması durumunu neyle açıklarsınız mesela, çok merak ediyorum.
Ayıp olmuyor mu, ABD Dışişleri Bakanı'na soru sorma fırsatı bulabilen birkaç kişiden biri olarak, bu kadar çarpık bir yorumla ortaya çıkmak? Kimden yanasınız siz?
İstanbul'da içki içilecek yer kalmadığından falan da dert yanmışsınızdır reklam arası sohbetinde Allah bilir. Hakikaten ikide bir, içki yasağı derdinden dem vuruyorsunuz programda, dikkatimi çekiyor... Nerede içki içmek istiyorsunuz da, kursağınızda kalıyor, meraktayım. Sabaha kadar içip eğlenebileceğiniz çok hoş mekanlar biliyorum da o bakımdan.
Yok, ben gürültülü müzik istemem derseniz de hay hay. Sadece içki içip maç seyredebileceğiniz... Sadece içki içip sohbet edebileceğiniz... Ya da sadece içki içip manzara seyredebileceğiniz... Olmadı sadece içki içip kafa dinleyebileceğiniz sayısız mekan, sayısız seçenek mevcut İstanbul'da.
Konu dağıldı, ne diyordum... Kadınların mesleki alanlarda, eskiye göre daha geri plana atıldığına gerçekten inanıyorsanız, siz bilirsiniz Pınar Hanım. Fakat rica ederim, ülkeye gelen konuklarla sohbette sarf etmeyin bu palavraları.
AKP karşıtı / yandaşı olmak meselesi falan değil bu. Ha ille de bir şeyin yandaşlığı sorgulanacak olursa, en az Pınar Kür kadar özgürlüklerimin yandaşıyım. Ama eğriyle doğruyu ayırmasını da... Kurunun yanında yaşı yakmamayı da... Yiğidi öldürürken hakkını vermeyi de iyi bilirim... Stop.
***
Pınar Kür odağından uzaklaşıp genele bakınca, NTV'yi bu televizyonculuk başarısından ötürü tebrik ediyorum. Hatta hızımı alamayıp bir NTV yayını olan Cahillikler Kitabı'nın sayfalarını karıştırıyorum. 'Doğru bilinen yanlışlar' hakkında derlenen bu eğlenceli kitabı edinenler neler öğreniyor, birlikte bakalım...
Sindirella'nın ayakkabısı neyden yapılmıştı?
Sincap kürkünden! Çince versiyonu 9. yüzyıla dayanan Sindirella, eski ve evrensel bir hikayedir. Masalın bilinen halini 17. yüzyılda yazıya döken Charles Perrault, Ortaçağ masalında 'vair - sincap kürkü' olarak geçen kelimeyi yanlış anlamış ve 'verre - cam' olarak yazmıştır.
Ki öncesinde var olan 340 versiyondan hiçbiri camdan ayakkabıdan söz etmez. Orijinal Çin hikayesinde, ayakkabı altın tabanlı ve altın bağcıklıdır. İskoçya versiyonunda ise sazlardan yapılmıştır. Perrault'un kendi versiyonun ürettiği Ortaçağ hikayesinde ise, ayakkabı sincap kürkünden. MİŞ.
Çin Seddi Ay'dan görülebilir mi?
İnsanoğlunun yaptığı hiçbir şey Ay'dan çıplak gözle görülemez. Çin Seddi'nin görülebildiği düşüncesi çok yaygındır, ancak bunu söyleyenler 'Ay'la uzayı birbirine karıştırmaktadırlar.
'Uzay' oldukça yakındır. Yer yüzeyinden 100 km uzaklaşıldığında uzay başlar. Bu noktadan birçok yapı görülebilir: Otobanlar, denizdeki gemiler, demiryolları, şehirler, tarlalar, hatta bazı şahsi binalar. Buna karşılık, dünyaya uzaklığı 400.000 kilometreden fazla olan Ay'dan, kıtalar bile güçlükle görülür. MÜŞ.
Bukalemunlar neden renk değiştirir?
Bu soruya, 'bulunduğu ortama uyum sağlamak için' cevabını verdiyseniz on puan kaybettiniz. Çünkü bu tamamen uydurmadır. Mittir.
Bukalemunlar, kamuflaj için değil, değişik duygusal haller sonucunda renk değiştirirler. Korktuklarında, bir tehlike atlattıklarında veya kavgada başka bir bukalemunu alt ettiklerinde renk değiştirirler. Karşı cinsten bir bukalemunu gördüklerinde ve bazen de ışık, ısı değişimleri sonucunda renk değiştirirler. MİŞ.
İnsanlık tarihinin en kötü kararları
İşte şahane bir kitap daha... Özellikle okuma disiplini bozukluğu çekenler için çok faydalı bu 'nerede tırak orada bırak' kitaplar. Bakınız, neler diyor tarihin ikonları:
l Gaz kullanımıyla ilgili bu hassasiyete bir anlam veremiyorum. Ben, uygarlaşmamış kabilelere karşı zehirli gaz kullanılmasına sonuna kadar taraftarım (Winston Churchill)
l Ne diye boşa konuşup duruyorsunuz ki? Saraybosna'yı ziyarete geliyorum ve üzerime bombalar atılıyor. Bu çok çirkin! (Franz Ferdinand, Saraybosna 1914)
l Küçük ulus diye bir şey yoktur, yalnızca küçük kafalar vardır. (Belçika Kralı II. Leopold)
Not: İnsanlık Tarihinin En Kötü Kararları, Caretta'dan çıkmış bir Stephen Weir kitabı-S.G.