AKŞAM GAZETESİ | Hüsnü Mahalli | 2009-04-09

kategori2

Gazze ne olacak?

Mehmet Akif  'Ders alınsaydı tarih tekerrür etmez' der.
Osmanlı ise 'Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür' demiş.
Yani insanlar genel olarak yaşadıklarını çabuk unutur.
Tıpkı Gazze'yi unuttuğu gibi. 
Üç hafta süreyle Gazze'yi bombaladıktan sonra hedeflerini gerçekleştiremeyen İsrail, uluslararası baskının da sonucu olarak saldırıları bir ay önce durdurmuştu.
Geçen süre içinde ve ateşkese rağmen İsrail, Gazze'ye yönelik aralıklı saldırılarına devam etti ve 13 Filistinli'yi öldürdü.
Ancak Filistinlilerin İsrail yerleşim bölgelerine yönelik füze saldırılarını haber yapan uluslararası ve Türk medyası her nedense ölen Filistinlilere ilgi göstermedi. Üstelik füze saldırılarında hiçbir İsrailli ölmemiş ya da yaralanmamıştı.
Çoğunluğu çocuk ve kadın 1370 Filistinli'nin ölümüne, yaklaşık 5 bininin yaralanmasına, Gazze'nin yerle bir olmasına yol açan saldırıları seyreden ve İsrail'e dolaylı destek veren Batılılar'ın ise saldırılardan sonra insanlık duyguları kabardı ve Şarm El-Şeyh'te bir araya gelerek Gazze'nin yeniden imarı için para toplama kararı aldı.
Almasına aldı ama bugüne kadar hiç kimse elini cebine götürmedi.
Götürme niyetinde olanlar da 'parayı Hamas'a değil uluslararası bir komisyona veririz' türünden bahaneler ileri sürerek ilginç bir tavır sergiliyor. Bu tavrı sergileyen ülkelerden bazıları (ABD, İngiltere, Kanada, Almanya, Fransa, Danimarka, İtalya, Hollanda ve Norveç) hafta sonunda Londra'da bir araya gelerek Gazze'ye silah kaçakçılığının önlenmesi için ortak çalışma kararı aldı.
Bu ülkeler denizden, havadan ve karadan ortak çalışarak İsrail kuşatması altında yaşamakta olan Filistinlilere silahların ulaştırılmasını engellemek için İsrail ile birlikte hareket edecek.
Aslında bu ülkelerin tek amacı Mısır'a baskı yaparak bu ülkeden Gazze'ye açılan gizli tünellerin kontrol altına almasını sağlamaktır.
Yani Batı bir taraftan Gazze'ye yapacağı sözde yardımları 'Hamas'a vermeyiz' derken, öbür taraftan Hamas'a 'parayı almak istiyorsan önce füzelerden vazgeç' demek istiyor.
Yani Batı katilin (İsrail) değil kurbanın (Filistinliler) peşinde.
Batı hep bunu yapar!
Oysa İsrail Gazze'ye yönelik yeni bir saldırı hazırlığında.
Likud lideri Netanyahu'nun kurmaya çalıştığı hükümette Savunma Bakanlığı'na bir katil atanacak: Moşe Yaalon.
1988 yılında bir suikast timinin başı olarak FKÖ liderlerinden Ebu Cihad'ın Tunus'taki evini basarak eşi ve çocuklarının gözü önünde onu öldüren ve 2002'de  Hamas liderlerinden Salah Şihade ile eşi ve 9 çocuğunun öldürme emrini veren Yaalon, İngiliz mahkemeleri tarafından 'katil' olarak  ilan edilmiş ve İngiltere'ye gelmesi durumunda tutuklanmasına karar verilmiş.
Netanyahu ise Gazze'ye yönelik son saldırıların yeterli olmadığını savunarak son seçimlerde birinci parti olarak çıkmıştı.
Anlaşılan Netanyahu hükümetini kurduktan sonra bizlere yeni bir Gazze dramı yaşatmak için hazırlanıyor.
Peki İsrail ve İsrail yanlısı olanlar bunu yaparken Filistinliler ve hak-hukuktan yana olanlar ne yapıyor?
Başını Türkiye, Mısır, Suriye ve Katar'ın çektiği Arap-İslam ülkelerin destek ve arabuluculuğu ile Hamas ve El-Fetih kendi aralarındaki sorunlara son vermek ve ulusal birlik hükümeti kurmak için önemli adımlar atıyor.
Başta Mısır, Suriye ve Suudi Arabistan olmak üzere Arap ülkelerinin liderleri de kendi aralarındaki anlaşmazlıklara son vererek ay sonunda Katar'ın başkenti Doha'da bir araya gelme kararı aldı.
Bu arada Şubat 2006'da Hamas lideri Halit Meşal'in Ankara ziyaretine tepki gösteren Avrupa Parlamentosu önceki gün resmi bir heyeti Şam'a gönderek Meşal'e 'Demokratik seçimle Filistin halkını temsil eden Hamas'sız bir barış olmaz' mesajını verdi.
Yine geçen hafta 'Suriye'siz Ortadoğu'da barış olmaz'' demek için iki Amerikan Kongre heyeti Şam'da idi.
Washington'da ise aralarında eski Dışişleri Bakanı Kissinger ve eski Ulusal Güvenlik Sekreteri Brejinsky'nin bulunduğu bir grup emekli politikacı, asker , akademisyen ve sivil toplum önderi, Başkan Obama ile bir araya gelerek 'Hamas ile görüş' dedi.
İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu da Gazze'ye giderek Hamas hükümetinin Başbakanı Haniye ile görüşerek Hamas'a veFilistin halkına destek verdi.
Hüsnü Mübarek ise başta Mısır olmak üzere Arap ve Müslüman ülke halklarının baskısı ile Gazze'ye yönelik uyguladığı ambargoyu kaldırmak ve Gazze ile olan Mısır sınırını BM ya da Batılıların kontrolüne vermeyerek şimdilik ve ilk kez olumlu bir tavır sergiledi.
Özetle tüm bu olumlulukların devam etmesi ve ABD'nin 'Filistin devleti kurulmadan Ortadoğu'da barış olmaz' söyleminden vazgeçmemesi durumunda önümüzdeki haftalarda ve özellikle Obama'nın Türkiye ziyaretinden sonra başta Filistin, Irak ve Suriye olmak üzere tüm coğrafyamızda önemli gelişmeler yaşanabilir.
Ancak unutmamak gerekir ki; bu önemli gelişmelerin önünü kesmek için İsrail, ABD'deki Yahudi lobiler ve onların her taraftaki yandaşları şimdi daha inatçı bir şekilde ellerinden gelen her şeyi yapacaklardır.
Olup biten her her şeyde Türkiye'nin rolü ve katkısı var. Bu rol ve katkı artarak devam ediyor.
Çünkü olup biten bu 'her şey' dolaylı-dolaysız Türkiye'yi yakından  ilgilendiriyor.
Örneğin Irak, oradaki Kürtler ve PKK.