AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-04-09

kategori2

Adalet Ağaoğlu'nun hakkı

Popüler gündem, pençelerini Adalet Ağaoğlu'na geçirdi.  Magazin çatallı diliyle Ağaoğlu'na dolandı.
Son yıllarda geçirdiği türlü rahatsızlıklar ve zamanın yakasına yapıştırdığı sağlık sorunlarına aldırış edilmeden...
Yaşlanmanın bir zulüm haline geldiği ülkemizde değerli bir yazar, yersiz yargılandı.
Yazarların biraz huysuz, biraz ayrıksı ve özsever, çokça iddialı dünyaları bilinmez.
Eğer böyle bir iç alemleri olmasa tek satır bile yazamazlar.     
Rahibe Teresa ile Adalet Ağaoğlu arasındaki fark Ağaoğlu'nu edebiyatçı kılar
Edebiyatçının kişiliğine, onu saran ve bazen hırpalayan o yeteneğe aşina değilizdir.
Ağaoğlu'nun Elif Şafak'la ilgili açıklamalarına çeşitli yorumlar yapıldı.
Yorumlara bakınca, iki edebiyatçımızın arasında bir çekişmeye şahit olmanın hoşnutluğuyla dolmuştuk.
Edebiyat dışında, zahmete girmeden onlarla uğraşmanın bir fırsatı doğmuştu.
Metinleri sevmeyen insanlar olarak konuşuyor gibi yazı yazarız.
Onları da bu kolaycı dile irca etmeye kalktık.
Oysa; geçmiş metinlerin birikimiyle, doyurulmuş dil yazarının ilhamıyla ve estetiğiyle yoğrularak edebiyat olur. 
Adalet Ağaoğlu, Türk romanının güzergahında konaklanması gereken büyük bir edebiyatçıdır.
Bin yıllık şiir geleneğimizin yanında oldukça genç olan romanımızın değerli bir yazarıdır.
Türk modern romanının yanına kendi adını nakşetmiştir.
Onun cesareti ve özverisinin katkısı olan bir yoldan yürür, günümüz kadın edebiyatçıları...
Kadını edebiyata yerleştiren bir avuç yazarımızdan biridir.
Adalet Ağaoğlu ve eserleri edebiyat tarihimizdeki yerini almıştır.
Bugünden geleceğe kimin adı kalacak, bu da tarihin sorusu olacaktır.
1970 ve 80'lerin Türkiye'si, ucunda ışık bile olmayan karanlık bir tünele benzer.
O dönemin ruhu, Ağaoğlu tarafından sayfalara kazınmıştır.
Sabahın gelemediği uzun ve karanlık bir geceye yazılmıştır romanları... 
İçine kapanmış bir ülkenin üzerine kapanmış kapakları Ağaoğlu açar birer birer.
Askeri yönetimleri, baskıları, toplumdaki tekdüzelik ve kıstırılmış düşünceyi kıyasıya eleştirir.    
Kahramanın kadın olduğu romanlarında kadınlar düzeni olumsuzlayabilenlerdir. 
Ağaoğlu'nun çok bilinen üçlemesi 'Ölmeye yatmak-Bir düğün gecesi-Hayır' edebiyatımızın ikinci üçlemesidir. Yaşar Kemal'den sonra.
Sansüre uğrayan, kitapları yasaklanan, toplatılan, çok şeye dokunduğu için cezalandırılan bir yazar olmuştur.
'Bir düğün gecesi' yayınlandığında  toplatıldı.
Hilmi Yavuz (Sanat ve Edebiyat İncelemeleri YKY) 'Ölmeye yatmak romanıyla Cumhuriyet ideolojisinin toplumsal yapılardaki çelişkilerini somutlaştırarak, eleştirel gerçekçi Türk romanının, hiç kuşkusuz en başarılı birkaç örneğinden birini vermiştir Adalet Ağaoğlu' diyor.
Adalet Ağaoğlu da 'Hayır'da, roman yazarlarını şöyle anlatıyor:
'Evet, evet, yalnızca romanlarda insanlar kendilerinden kaçamazlar. Bütün yollar tıkanmıştır. Fare delikleri yok.
Roman kahramanları ne denli gizlenmek isterlerse istesinler, yazarı onların yakasına yapışır. Kaçmalarına izin vermez. Sonra da, aşk gerektiği yerde aşk, yiğitlik gerektiği yerde yiğitlik, ölüm kaçınılmaz olduğunda ise ölüm. Dahası yazar kendi ölümünden kaçtığı oranda, onlara uç özgürlüğü bağışlayabilir. Ah ne yazık ki kendisi roman kişilerine bağışlayacağı özgürlükler adına, yaşamın tutsaklığında onu sürdürmek zorundadır'.
Adalet Ağaoğlu, Tezer Özlü, Tomris Uyar, Leyla Erbil, Sevgi Soysal ve bütün kadın yazarlarımız yazdıkları tek tek satırlarla, bize bir edebiyat bıraktılar.
Bizlerde hakları vardır.
Ağaoğlu'nu güncelin sıradanlığı ve uçuculuğuyla yormayalım.