AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-04-09
Başbakan Erdoğan'a, partisi üzerindeki mutlak etkisi ve gücü nedeniyle hep 'tek adam', 'totaliter' hatta 'padişah' gibi sıfatlar yakıştırılıyor... Şurası kesin, Başbakan hep başrolde olmayı seviyor. Pazar günkü İstanbul mitinginde AKP'nin Büyükşehir için yeniden aday gösterdiği Kadir Topbaş'a hepi topu 10 dakika konuşma süresi verirken, kendisi 1 saat 40 dakika mikrofonu elinden düşürmedi. Ama halk, Topbaş'ın 'zayıf sahnesi'yle pek ilgilenmiyor zaten, cılız alkışlar ve sıfır heyecan bunun kanıtı. Varsa yoksa Erdoğan'ın şovuyla coşuyorlar. Allah için o da nabza göre şerbet vermeyi çok iyi biliyor. Bakın gazetelere, hangisi Topbaş'ın konuşmasına yer vermiş?
Yeri gelmişken Kadir Topbaş'a, Başbakan'ın tabiriyle 'fotoşok' uygulaması dozunu kaçırmamasını tavsiye etmeden geçemeyeceğim: Büyükşehir Belediye Başkanımız, inci gibi dişleri ve çakır gözleriyle zaten pırıl pırıl parlamakta, kırışıklıkları afilerde yok etme çabası biraz fazla 'polished-cilalanmış' duruyor, yabancılaşma efekti yaratıyor...
EŞANTİYON MUAMELESİ
Erdoğan'ın, adayları adına yerel seçimi domine ettiği bir gerçek. Peki en has rakibi, CHP lideri Deniz Baykal daha farklı durumda mı? Başbakan 10 dakika da olsa Topbaş'a konuşma hakkı tanırken, ana muhalefet partisi lideri bunu dahi yapmaya gerek görmüyor! Bu nedenle, İstanbullu CHP'lilerin büyük hevesle desteklediği ve görmek için Çağlayan'a geldiği Kemal Kılıçdaroğlu, Baykal'la el ele halkı selamladıktan sonra, eşantiyon gibi kenarda durmak zorunda kalıyor. Şöyle mikrofona uzanıp tek cümle edemiyor adamcağız! Kitlelerde bir hüsran, bir hüsran... Heyhat, Baykal da mikrofonu sever ya, 1 saat konuşuyor. Derdi Erdoğan'la laf yarıştırmak, İstanbullu nasıl bir hizmet bekler, nasıl bir şehirde yaşamak ister, bundan bahseden yok!
Ulu Hakan Baykal, Kılıçdaroğlu'nun rol çalmasından bu kadar korkuyor, karizmasını gölgelediğini düşünüyorsa, yerel seçimlerden sonra kendi başına ciddi bir muhasebe yapmalı... İşte o gün geldiğinde keşke şu soruları kendine sorabilse:
Halk neden Kılıçdaroğlu'nu bu kadar sevdi? CHP oy yüzdelerinde Kılıçdaroğlu ne getirdi, ne götürdü? Acaba benim biraz kafayı dinleme zamanım gelmiş olabilir mi?
Sultan ve Doğan metaforu
Der Spiegel, Başbakan'la Doğan grubu sürtüşmesini 'Der Sultan und der Habicht' başlığıyla analiz etmiş, Hürriyet de makalenin özetini yayınlamış. Spiegel Online'ın altını üstüne getirdim ama yazının orijinalini bulamadım. Ama başlığa takılmadım da değil: Sultan, bildiğiniz sultan, padişah anlamında... Almanca'da 'Habicht' ise atmaca, doğan olarak bilinen yırtıcı kuşlara verilen ad. Anlayacağınız hem Erdoğan'a hem de Doğan'a metaforlarla dokundurmuş Spiegel.