AKŞAM GAZETESİ | Ahmet İnam | 2009-04-09

kategori2

Seçimlerin ahlakı

Seçilme Ahlakı diye bir ahlak var mıdır? Var ise eğer, o nedir? Seçilmek için ortaya çıkanların ahlakı. Elbette seçme ahlakı da olabilir. Seçenin ahlaklısı nasıl biridir? Seçilenin ahlaklısı? Efendim, diyebilirsiniz ki, seçenin, seçilenin değil de insanın ahlakı yok mudur? İnsan ahlaklı ise, seçmeyi de seçilmeyi de ahlak kuralları ve değerleri ölçüsünde bilir. Seçmek ve seçilmek ahlakı, insan olma ahlakıdır, 'bildiğimiz' ahlaktır.
Öyle olabilir. Burada seçme ve seçilme eylemlerinde bulunan insan odaklı ahlaktan söz ediyorum. Ahlaklı dediğimiz insan, seçme ve seçilme yaşamında nasıl eylemde bulunur? Ayrıca seçim, yalnızca seçen ve seçilen arasında geçmiyor. Seçimin sağlıklı yürütülmesinden sorumlu olanlar da var. Seçim ahlakı onları da kapsıyor. Seçim ahlakı en azından, seçen, seçilen,seçimi yürütenlerin ahlakından oluşuyor.
'Ahlak seçebilen insanla başlar' diyen düşünürler vardır. Seçemiyorsanız, seçebilecek bilginiz, görgünüz, iradeniz, aklınız yoksa sizin ahlak açısından sorumluluğunuz da olamaz. Robotsunuz ya da bilinci noksan bir canlısınız. Elbette, öyle misiniz değil misiniz kimse değerlendiremez sizi seçimlerde. Orada herkes eşit. Herkesin oyu bir. Bazı edepsizler, Platon dahil, 'benim oyum, bilinç noksanının oyuyla nasıl eşit olur?' diye soruyorlar. Çok ayıp. Halkımızı bilinçsiz sanıyor, ona hakaret etme cesaretini nereden buluyorsunuz? Hiç bilinçsiz olaydı, sandığa gider miydi? Hiç bilinçsiz olaydı (Hangi tarafta iseniz) benim tarafımda oy verir miydi?
Seçilmek için aday olan kim? Seçenin bilinçlisinden söz ediyoruz da, seçilenin bilinçlisi de olur mu? Elbette. Bilgili, becerikli, deneyimli, dürüst, güvenilir, niçin seçilmek istediğinin hesabını verebilecek bir kuşatıcı düşünme gücüne sahip aday, bilinçli bir adaydır, diyebiliriz.
Broşür bastırıp, bayrak asarak, koca koca ilan tahtalarına yakışıklı/güzel resimlerini koyarak, seçilmeden önce hem anlayışlı hem de sevimli görünmeye çabalayarak, seçilme bilincine sahip olduklarını göstermeye çalışıyorlar.
Oysa dinliyorsunuz konuşmalarını; bağırmadan, karşısındakini diğer adayları küçümsemeden, onlarla alay etmeden, giderek hakaret etmeden konuşamıyorlar. Birbirlerinin aleyhine sinsi ya da açık yıldırma kampanyaları açıyorlar. Son dakikada ortaya konulmaya çalışılacak belgelerle 'kirli çamaşırlar'la seçimi kazanmaya çalışıyorlar. Halk(seçmen), şöyle düşünecekler herhalde: Yahu, şu adam, bu adam, öteki de ahlaksızın tekiymiş. Kala kala henüz ahlaksız olup olmadığını anlayamadığımız, kirli çamaşır açıklayıcısı kalıyor.
Herkes birbirine çamur atıyor, seçmen en az çamurlu gördüğünü seçiyor. (Çamur ahlakı diye bir ahlak olabilir mi?)
Seçim çamurlu, çamurdan seçim. Seçilenlerin projeleri, ekibi, seçilecek alandaki bilgisi, deneyimi hiç önemli değil. 'Arkadaş ben senin üstüne bakarım. Çamurluysan seçmem.' Peki, çamuru kim atıyor? Bir başka çamurlu mu?
Kimi seçmenler, 'çamurlu mamurlu, iş yapıyor ya ona bakarım' diyebiliyor. Seçmen ahlakına yakışır mı bu yargı?
Kimileri başkalarına çamur attıkça temiz olduğunu sanan adayları seçiyor. Bu seçmen ahlaklı mı? Ahlaksız bir adaya oy veren seçmen ahlaklı mıdır?
Ahlaklı seçmen kim? Seçecek gücü kalmamış, işsiz, aç, yoksul, bilgisiz, bıkkın, kızgın, yılgın? O mu ahlaklı? Seçmek bir irade konusu değil midir? Peki, özgür aklı ve özgür aklı olup da, yüreğinde ahlak duygusu taşıyan seçmenlerimiz var mı? Seçtiği partiyi, adayları ne kadar tanıyor? 'Bizim aile A partisine oy verir' diyor, gidiyor ona veriyor. Ya da 'B partisi amcama iş verdi, teyzemi maaşa bağladı' görüşü, seçeceği parti için bir dayanak oluyor.
Bıkkınlarımız var: 'Lanet olsun hepsi birbirinin aynısı ama ben dedemin partine vereceğim!'
Piyasada iş yapanlar kendi bencil çıkarlarını düşünüp oy veriyor. Türkiye'yi kim düşünür? Seçen ve seçilen ahlakı, en yüksek değer olarak bu gezegendeki hayatı öne çıkarmalı. Ülkedeki hayatı.
Seçme erdemi diye bir erdem var mıdır? Seçilen erdemi ne gibi özelikler taşır?  Neden biz seçmenler sürü halinde karar verip, sürü halinde davranırız? Niçin biz seçmenler, seçilen adaylarını, onlara oy verecek bile olsak eleştirmeyiz? Neden takım tutar gibi tutarız seçeceklerimizi? Neden seçen insanın bilinci, siyasi partilerin ve tarafların üstünde ele alınmaz? Niye körlemesine, büyük bir hışımla sandığa gider, oy verdiklerimizin zafer kazanmasını isteriz? Neden tuttuğumuz taraf kazanınca, 'halk doğruyu seçti' deriz de, kazanamayınca, halkın bilgisizliğinden, bilinçsizliğinden söz ederiz?
Aynaya bakıp da sorsak, içimdeki ahlak duygusuyla nasıl bir seçmenim, seçilenim ben?
Bir seçim hayatı yaşıyoruz. Öylesine hızlı, öylesine dünyanın pılı pırtısına, ıvır zıvırına gark olmuş. İçimizdeki ahlak duygusunun sesini hiç duymuyoruz. Hiç.