AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-04-09
'Batı' karşısındaki görünmemiz gerektiğinde onların görme biçimiyle kendimize bakar, gördüğümüzü de olduğu gibi yansıtırız.
Yansıttığımız tabii ki biz değildir, Batı'nın zihnindeki bizle ilgili izlenimlerdir.
Onların zihinlerindeki 'bizi' kendimiz olarak kabul etmişizdir.
Batı'nın gözleriyle kendimize bakmak ' Oryantalizm'in kendisidir.
Kendimize oryantalize edilmiş gözlerle bakarız.
Hadise'nin klibi bu oryantalist tavrın dışavurumudur ve son örneğidir.
Klipte baskın egzotik ve müptezel kurgu bizim oryantalizmimizdir.
Arka plandaki bol altın varak ve yaldızlı şatafat çok Ortadoğulu'dur.
Vazgeçilmez imgelerle gene Binbir Gece Masalları'na gönderme yapılır.
Modernize edilmiş cariye giysisi halen revaçtadır
Çok bildik sahnelere yine çok duyulmuş melodik yapısıyla eşlik eder Düm Tek.
Tuhaf ve kaba bir erotizmin kalınca belirginleştiği ve üzerimize boca edildiği birkaç dakika.
Dekolte müstehcenlik ayrımına varamayan kof tartışmalara veri olan süfli çekimler.
Belçikalı gurbetçi Hadise'den acemice Beyonce çıkarma telaşının vaveylası kopar.
Trendy show materyalinin ölçüsüz ve inceliksiz kullanımının sınırı geçilir.
Batı'yla ilişkilenme'de kendimizi soktuğumuz acıklı pozisyona bir yenisini ekliyoruz..
Biz olmayanın, bizim olmayanın temsili sunumu yani oryantalist imajımızı izliyoruz.
Türkiye'ye dair tüm imajların talihsiz kaderidir bu zaafımız.
Gün olur İstanbul, gün olur Mevlana, gün olur Türkiye'nin söz konusu olduğu tüm kültürel ve sanatsal projeler bu oryantalist zihniyet tarafından aşındırılır.
Bu şark güzellemelerinin altındaki kurnazca 'Batıya' yaranma arzusu yatmaktadır.
Batı dışı toplumların Batı karşısındaki yenilgisidir bu zihniyet.
Batılı'nın gördüğü gibi kendinizi görmek ve ona inanmak.
Ve o figürleri, pozları, görüntüleri devamlı yeniden üretmek.
Oldum olası başkalarının bizi nasıl gördüğüne takık toplumuzdur.
Görünmeyi severiz. Dünyayı görebilmeyi değil.
Biçimlerle Batılılaşmış, biçimlerle modernleşmiş, sembollerle düşünmeye çalışan insanlarız.
Harem-Hamam-Saray üçlemesine eklenen saklı erotizmin coğrafyasına fon olan canım ney sesi...
Sufizmin kırılgan bünyesinde açılan kaba ve derin ayak izleri.
Geçmişin bağlamından ve 'mana'sından kopartılarak hoyratça kullanımı.
Sırf oryantalist nazarları yakalamak için giriştiğimiz hummalı gayret.
Aşamadığımız görülme arzumuzun kurbanı, muhtevasını kaybetmiş mazi...
Şimdi yine Hadise vasıtasıyla kendimizi görüntülüyoruz.
Kalıplaşmış oryantalist yaratıcılığımız devrede ama karar veremiyoruz, şort mu ?şeffaf şalvar mı?