AKŞAM GAZETESİ | Esin Gedik | 2009-04-09
Son yıllarda 'adını bile duymadığımız' kentlere seferler düzenlemeye başlayan Türk Hava Yolları'nın Kanada'ya neden direkt uçuş yapmadığı merak konusuydu. Kanada'da yaşayan yaklaşık 70 bin Türk ve bir o kadar da Türk öğrenci, aktarmalı uçuşlar yapmak zorunda kalıyor, 7-8 saatlik yolculuk 15 saati buluyordu.
Birkaç yıl önce THY'nin Toronto'da ofis açması beklentileri artırmış ancak uçuşlar için bir türlü anlaşma sağlanamamıştı. Nihayet birkaç gün önce Türkiye ile Kanada sivil havacılık otoriteleri karşılıklı direkt uçuşların başlaması için tarihi imzayı attı. Anlaşmaya göre karşılıklı olarak haftada üç gün yolcu ve kargo seferleri yapılabilecek. Uçuşların başlaması için artık gözler THY ile Air Canada'da.
50 yıllık özlem
Türkiye-Kanada arasında imzalanan bu anlaşmayı uçuş çevreleri 'tarihi' olarak nitelendiriyor. Çünkü geçmişi tam 50 yıl öncesine dayanıyor. 1960 yılında imzalanan Sivil Havacılık Anlaşması uyarınca iki ülke arasında uçuşların başlaması gerekiyordu ancak bu da Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği gibi yılan hikayesine döndü.
Uçuşların başlamamasının en önemli nedeni Air Canada'nın uçuşları engellemesi. Çünkü Türkiye ya da Ortadoğu ülkelerine gelecek yolcuların büyük bir kısmı Air Canada ile Frankfurt'a geliyor ve oradan da Lufthansa uçağı ile son uçuş noktasına gidiyordu. Yani Air Canada'nın Avrupa yolcularının önemli bir kısmını Türk ve Ortadoğulular oluşturuyor. Bu pazarı kaybetmek istemeyen şirket, onlarca girişime rağmen hükümetleri üzerinde ciddi baskı oluşturarak THY'nin Kanada'ya girmesini engelledi.
Kanada'da 70 bin civarında Türk yaşıyor, öğrencilerle birlikte bu rakam 100 bini geçiyor. Bu ülkede 1.5 milyon İranlı ve Lübnanlı da Kanada'da yaşıyor. THY'nin direkt uçuş başlatması ile Ortadoğulular, Avrupa yerine İstanbul'dan aktarma yapmayı tercih edecek. Yolcu sayısı bu kadar fazla olunca Air Canada'nın ayak diremesini anlamak kolaylaşıyor.
Anlaşma imzalandı ancak bu uçuşlar başlayacak anlamına gelmemeli. Çünkü THY yönetiminin bazı isimlerinin 'maliyet yüksekliği' nedeniyle uçuşa sıcak bakmadığı da bilinen bir gerçek.
Ancak THY yöneticilerinin yolcu sayısının milyonlara ulaştığı bir pazarı da göz ardı etmesi beraberinde başka soruları getirir. Yolcu sayısının 3 bin 500-7 bin olduğu noktalara uçan THY doğal olarak kurumun karlılığı ve prestijini düşünüyordur.
UND, Dinçşahin'le devam edecek mi?
NAKLİYECİLİK sektörü, işin zorluğundan olsa gerek her zaman oldukça hareketlidir. Gerek seçimler gerekse sektörü ilgilendiren konularda çok sesliliğe rastlıyoruz. Son olarak UN Ro Ro'nun satış sürecinde oldukça hareketli günler yaşanmış, hararetli tartışmalar, karşılıklı basın toplantıları yapılmıştı. Önümüzde yine bir seçim var. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) 8-9 Nisan tarihlerinde genel kurulunu yapacak.
Genel kurula hazırlık sürecinde oldukça yoğun kulislerin olduğunu duydum. Başkanlık görevini sürdüren Tamer Dinçşahin, bir kez daha aday. Muhalif bazı isimler alternatif bir isim üzerinde anlaşma düşüncesinde ama net bir karar da verilmiş değil. 9 Nisan'da Dinçşahin'in karşısına bir rakip çıkabilir. Ancak üyelerin önemli bir bölümünün Dinçşahin'i desteklemesi bekleniyor. Dinçşahin'in İstanbul Ticaret Odası seçimlerinde meslek komitesini kazandığı ve meclis üyesi olduğu göz önüne alınırsa sektörün desteğinin devam ettiğini söyleyebiliriz.