AKŞAM GAZETESİ | Serdar Akinan | 2009-04-09

kategori2

Güzel günler yakında mı?

Henüz değil…Buna karşın umutluyum.…Mücadelelerle dolu bir süreç başlıyor. Çok sıkıntı çekeceğiz…Ama sonunda rahat edeceğiz…İnancım tam. Şimdi hemen vaziyete göz atalım…
 
AKP elitindeki “kibir birikimi” bir gecede buharlaştı.
 
AKP’yi “iktidar çürümesi” eritti. Akif Emre’nin bu tespitine aynen katılıyorum. Varoşlardan gelen, ötekileştirilen “sessiz yığınların sesi” olmak adına iktidara yükselen bir kadro statükoyla özdeşleşti ve anlam kayması oldu…
 
Toplumsal gerginlikler azalacağından, üzerimizdeki baskılar azalacağından ötürü iyi niyetliyim…Uzun vadede bu hareketin “emanet oyları” yuvalarına dönecek ve  AKP tarihe “konjonktür partisi” olarak geçecektir.
 
Siyaset tarihimizde “28 Şubat/2001 krizi ile gelen ve 2009 krizi ile giden AKP” olarak anılacaktır.
 
28 Şubat sürecinde islami kesim “siyasi suçlu” idi…Bu süreçte, maalesef, “adli suçlu” yaftası asılacak.
 
“Siyasi suç”tan “adli suça” evrilen bir çizgi çok da onurlu olmasa gerek.
 
Önümüzdeki yola baktığımızda iki büyük sorunu var Başbakan Erdoğan’ın…İlki ekonomi…Diğeri Kürt meselesi.
 
IMF ile maalesef anlaşacak…Anlaşmaktan başka çaresi yok…Derinleşen kriz can yaktıkça IMF düzenlemesi yığınları nasıl etkileyecek göreceğiz. Tahminim o ki  mevcut tabanı da süratle eriyecek.
 
Londra’da yapılacak G-20 egemenlerin son “şansı”…Ben bu vahşi küresel sistemin; neo-liberal yapının çökmesini umuyorum. Bu elbette AKP için de bir çöküş demektir.
 
“Saadet Partisi oylarını katlayacak” demiştim. Katladı. Prof.Numan Kurtulmuş beni yanıltmadı…İktisat profesörü olan Numan bey seçimlerden önce birlikte yaptığımız bir programda açık açık bu küresel krizin neden çökeceğini…”Yerel taşeronlar”ının da nasıl tasfiye olacağını anlattı.
 
Yerel taşeronlar sadece siyasette değil başka alanlarda da boy gösterdi…Liberal faşistlerde bir moral çöküntüsü var…Bu arkadaşlar için sonun başlangıcıdır.
 
Mesela Kürt meselesindeki tavırları benim için turnusol kağıdı olacak.
 
İktidarın karşısında marjinalize bir DTP var diyebilir miyiz?
 
Hayır…Karşınızda bir halk var…Bok içinde yüzerim, aç kalırım ama kimliğimi ve haklarımı isterim diyen milyonlar…
 
Şimdi ne olacak? Cumhurbaşkanı, cemaat ve liberaller “Amerikan planı” diyorlar. Yani PKK silah bıraksın…Barzani ile işbirliği yapılsın…
 
Ben de diyorum ki…PKK dağdan inmez, Barzani’ye de prim vermez…DTP muhataptır…Toplumsal sözleşme yapalım. Ne AB ne ABD…Zaten tüm değerleriyle çözülüyorlar.
 
Anadolu bozkırına sıkışan  Erdoğan’ın eli ise bence güçlendi. Başından beri şunu söylüyorum…AKP içinde “milli hainler” var…Ancak Erdoğan’ı ayırıyorum…Israrla o “milli” diyorum.
 
Bu liberal faşistlerden ve hainlerden kendini ayrıştırmak istiyorsa, gelen tufanı da görerek, Saadet Partisi’nin işaret edeceği “çıkış senaryosu”na derhal sarılmalı.
 
“Sivil Anayasa” değil “Kurucu Meclis” önermeli…
 
Türkiye bu yaz aylarını “Kurucu Meclis” kararını almadan heba edersek sonbaharda memleketin sınırlarını dahi tartışmak zorunda kalabiliriz…
 
Bu seçim sonuçlarına dikkatli bakın. Haritanın renklerine bakın…Bölgelere bakın…Ne görüyorsunuz?
 
Bu aslında ayrışma haritasıdır…Gelin bunu mutabakat haritası yapın.
 
Erdoğan’a tarihsel bir iş düşüyor. Haritayı nasıl okuyacak?
 
Mutabakat ve güç mü? Ayrışma ve çatışma mı?
 
Cesaret…sadece cesaret…Umut var…Güzel günler göreceğiz…Şüpheniz olmasın.