AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-04-09
Yerel seçimi takip eden dördüncü günde, analizler almış başını gidiyor. Ortada çok şaşacak bir durum olmadığı gibi aynı yorumları paketleyip tekrarlamak da sıktı. Oy dağılımına bakıp ne zil takıp oynamanın anlamı var ne de iktidar partisinin oy kaybını görmezlikten gelmenin...
Pazartesi seçim yorumları arasında zaplarken Reha Muhtar'la Çok Farklı'ya takıldım. Gerçi bu programa ne zaman rastlasam araba farına tutulmuş tavşana dönüyorum. (Burada araba farı RM oluyor.)
Çok Farklı'nın jeneriği, Obama'dan Erdoğan'a ağır siyasi figürlerinin arasına savaş görüntülerinin serpiştirilmesinden oluşuyor. Herhalde Birand'ın da kanaldaki etkisiyle, 90'lı yılların 32.Gün'ünün jeneriğini andırıyor. Jenerik müziği de 90'ların başı ruhuna uygun, insanı ürkütecek kadar agresif.
Her neyse, 'Çok Farklı'nın asıl farklılığı, gözlerimi alamadığım Reha Muhtar'ın kostümlerinde... Füme ipekli fuların fışkırtıldığı kaliteli İtalyan ceketin göğsüne, gümüşi RM harfleri özenle ve koskocaman işlenmiş... Benim bildiğim baş harfler gömleğe ya da kol düğmelerine falan işlenir. Ama hayır, bu program Çok Farklı ve Reha Bey de kesinlikle öyle... Stüdyo düzeneği, bu gerçeğin altını çizmek istercesine kurgulanmış; RM'nin oval ofise rahmet okutacak ovallikte ve büyüklükteki masası, konukların tespih gibi dizildiği ikinci bir yarım ay şeklindeki masasına doğru hamle etmiş, neredeyse yutacakmış gibi duruyor. Ekranın yarısını RM ve masası, diğer yarısını 5 ila 8 kişinin oturduğu masa kaplıyor. Eh, koskoca RM'nin oyun alanındasınız, olsun o kadar!
Tarikat evleri tartışıldı
O gece Ali Bulaç, Ali Sirmen, Yalçın Bayer, Mustafa Akyol, Mazlum-Der Başkanı, Nevval Sevindi gibi 'farklı' kesimlerden isimler konuktu... Malum, bu tip tartışma programların genelde baş misafirleri oluyor, 'karşı görüş' bildirecek ya da kavga çıkartacak birkaç isim de gerekiyor tabii. Son olarak menüye bir veya iki kadın figürü koyuluyor ki 'renk katsın'.
Programda öne çıkan üç noktaya gelince:
1. Eğitim-Sen Başkanı Zübeyde Kılıç, tek kelimeyle bıçak gibi. Bakan Hüseyin Çelik'in Van'a gittiğinde tamamen seçime konsantre olduğunu ve asli görevini unuttuğunu, buna karşılık eğitimdeki sorunlarla ilgili hazırladıkları rapora bakmaya tenezzül etmediğini söyledi.
2. Mazlum-Der Başkanı Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, herkesin es geçtiği 'o' konuya değindi: Güneydoğu'daki insanların asıl gündemi, örgüt propagandası yaptıkları veya taş attıkları için hapse atılan 18 yaşın altındaki çocuklar. AKP'nin bölgedeki oy kaybında en önemli etken de bu.
3. 'Türkiye'de 200 tarikat evi var' tespiti üzerine Akyol 'Ne sakıncası var tarikatların, bastırılmasalar bunlar olmaz' derken, Sirmen tarikatlardaki 'ast-üst' ilişkisine ve tarikatın sivil olmadığına dikkat çekti. Bir ara iş Ergenekon tartışmasına dönecekti ki RM ustalıkla konuyu başka yöne çevirdi.
Müsaadenizle bu yazıyı 'Madrid'e mini etek modası gelmiş, Türkiye'de artık böyle modalar yoktur ve olamaz' diyen dünkü RM yazısının son cümlesiyle noktalamak istiyorum: Hazin bir hüzün vardı Madrid'de üzerimde...
Uğur Dündar'ın namus meselesi
Nagehan Alçı, Uğur Dündar'ın 'Benim eşim evlendikten sonra hiçbir zaman tek başına yurtdışına çıkmadı... Bu namus meselesi. İspat eden olursa intihar ederim' çıkışıyla ilgili çok doğru bir soru sordu: 'Bu durumda bizim gibi yeri geldiğinde tek başına seyahat eden kadınların hepsi namussuz mu oluyor?'
Cevaplayayım:
- Evet, ortalama Türk erkeği için böyle. Dündar gibi 'medeni' adam portresi çizenler de ne yazık ki iş 'namus'a gelince kısa devre yapabiliyor.
- Dündar, eşi konusunda Başbakan'dan bile hassas galiba: Yasemin Hanım'ı evlendikten sonra gören oldu mu, hatta yaşıyor mu, belli değil. Haliyle tek başına değil yurtdışına, Migros'a bile gittiğinden şüpheliyiz. Özel hayatları bizi hiç ilgilendirmez tabii ama muhafazakarlara çatarken bir de bu taraftan bakmak lazım.
- Dündar'ın tepkisi, 'yurtdışına çıkış'tan ziyade bunun altına sıkıştırılan anlama... Bir boşanma davasında erkek tarafını savunan kadın avukat 'yazın çocuğunu alıp arkadaşlarıyla tatile gidiyordu' diye yazabiliyor mesela! Tersini bir erkek için söylemek, komik olmaz mı?