AKŞAM GAZETESİ | Ali Ulusoy | 2009-04-09
Yüksek öğretim sistemi nereye gidiyor?
YÖK'ün kısmi statüyü kaldırma ve rotasyon gibi yeni uygulamaları üniversite camiasını ayağa kaldırdı. Esasen uzun yıllardır yüksek öğretim sistemi temel işlevi olan 'bilim üretme ve yayma' yerine 'sorun üretme ve yayma' işleviyle meşgul. Bunun en önemli nedeni bir yandan üniversiteler ile YÖK arasında, diğer yandan YÖK ile siyasi iktidar arasındaki hukuki ve idari ilişkilerin sağlıklı bir dengeye oturtulamaması.
Üniversiteler ile YÖK arasındaki ilişkideki sorun, hukuken 'idari vesayet' boyutunda, yani son derece 'mesafeli' olması gerekirken, uygulamada 'hiyerarşik' bir hal alması. Bunun sonucu, üniversite özerkliğinin sadece lafta kalması. YÖK izni olmadan üniversitelerin müfredatına zorunlu bir ders dahi koyamaması bunun en çarpıcı örneklerinden.
Aynanın diğer yüzüne bakarsak da, özellikle yeni açılan taşra üniversiteleri ile vakıf üniversitelerinin akademik ve idari yönden vahim uygulamaları karşısında, YÖK'ün sıkı denetimi kamusal bir ihtiyaç. ÖSS sistemini hiçe sayarak, bazı vakıf üniversitelerinde çok düşük puanla kıytırık bir bölüme giren öğrencilerin sonradan üniversite içinde hukuk hatta tıp fakültelerine kaydedilmesi de bunun çarpıcı örneği.
O halde YÖK'ün üniversiteleri denetiminde, yerleşik eski üniversiteler, yeni taşra üniversiteleri ve vakıf üniversiteleri için farklı denetim ölçütlerinin uygulandığı yeni bir modele geçilmesi zorunlu.
YÖK ile siyasi iktidar arasındaki denge sorununda ise, geçmişte Teziç Döneminde üniversitenin, birtakım siyasi manipülasyon girişimleri için bir tür 'kobay' gibi kullanılmaya çalışılması son derece yanlış oldu. Daha da vahimi, 'akademi' camiasının özellikle yönetici kesiminin bu girişimlere tavır koyamaması hatta alet olması.
Yeni dönemde ise görünen sorun, eski ve yeni YÖK üyelerinin, alınan kararlarda kendilerini seçen siyasi iradeden bağımsız şekilde hareket etmedeki sıkıntıları. Yeni YÖK yönetiminin siyasi iktidar ile ilişkilerinde sağlıklı denge noktasını tutturup tutturamadığını söylemek için henüz erken. Ancak türban yasağını kaldırmayı hedefleyen başarısız Anayasa değişikliği girişiminde, usul ve üslup açısından iyi bir sınav veremediği aşikar. Buna karşın, olası siyasi baskılara rağmen, eğitim kalitesini yükseltmek adına, hukuk gibi bazı alanlarda getirilen minimum öğretim elemanı istihdamı şartı olumlu. Aynı şekilde 'rotasyon' uygulaması da.
Neymiş?
Toplum artık yüksek öğretim sisteminde çatışmaların durmasını, üniversitelerin durulmasını, sorun değil bilim üreterek dünya standartlarını yakalamasını istiyor.
NOT: Rotasyon, kısmi statü, asistan istihdamı, akademik kadrolar, rektör seçimi, mali özerklik, üniversiteye giriş sistemi gibi üniversitelerin somut sorunları ve çözüm önerileri ise önümüzdeki yazıda ele alınacak.