AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2009-04-09

kategori2

I love you 'karadut'

Yaşar Nuri Öztürk Hoca'nın başrolünde olduğu 'aşk ı memnu' evlere şenlik. Televizyon programlarında karşısındakine habire ayar veren, sözü üstüne söz söyletmeyen Yaşar Nuri Bey evdeki krizi iyi yönetememiş ve sınıfta kalmış belli ki.
Esra Ceyhan'a içini döken eşi Canan Hanım'ın iddialarına göre, Yaşar Nuri Bey sevgilisine 'I love you karadut' diye sesleniyor. Daha doğrusu, sevgiliden gelen mesajlardan birisi, öyle olduğunu söylüyor. Muş.
Neticede özel hayattır, kim ne karışırdır. Fakat şu da bir gerçektir ki; eli yüzü düzgün olup da bir noktadan itibaren fazlaca dikkat çekmeye başlayan adamlar arasında rahat durup uslu oturanına pek rastlanmıyor. Bir evre geliyor ve kafa göz yarılıyor, iplikler pazara çıkıyor. 'Şöhret' öyle bir illet ki belki de, sade 'artist'leri değil ulemayı bile şirazeden çıkartıyor. Hazmı zor oluyor.

***
Bu arada 'eli yüzü düzgün' demişken, hocaya küçük bir tüyo vermek isterim: Yaşar Nuri Bey, ipek gömleği ceket içine giymekle iyi etmiyorsunuz. Zira ipek ayakta durmaz. Yakalar ceketin içine devrilip boyun çıplak kalınca gayet nahoş bir görüntü oluyor. İlle de 'ipek' ise, yelek içinde kullanmanız daha yerinde olacaktır. 
Neyse, 'Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma' diye biter bu yazı. Biter de, eskilerin her lafı bu kadar mı doğru çıkar sevgili okur?..

Mübarek Obama
Barack, 'mübarek'in 'barek'i imiş. Mübarek ise Arapça kökenli bir isim. TDK (Türk Dil Kurumu) Sözlüğü'ne göre erkeklere verilen bu isim; bereketli, uğurlu, hayırlı, kutlu anlamında.
'Hıristiyan aleminin beklediği siyah Mesih' yakıştırmasıyla da anılan Obama'nın, İslam kitabının dilinden, 'Arapça' bir isimle yeryüzünde arz ı endam etmesi siyaset tarihi ve insanlık açısından hayli ironik bir tablo değil mi?

BİLGELİK: Korkulu rüyadan ürkenlere Diyojen şunları söylemiş: *Sizlere hayret ediyorum. Uyanık iken adım başı gördüğünüz kötü şeylere aldırış etmediğiniz halde, uykuda gördüğünüz hayali şeylerden korkuyorsunuz.
(Bilgelik Hikayeleri-Hazırlayan, Cevdet Kılıç, İnsan Yayınları)

Baz istasyonlu şirin dubleks!
Kiracılık kariyerinde öyle acayipliklerle karşılaşıyor ki insan, tam da şu günlerde yaptığım arama taramalarda rastladıklarım inanılacak gibi değil. Adamın biri boğaza bakan dubleks dairesinin terasına baz istasyonu kondurmuş, bir dünya kira alıyor. Üstüne de daireyi komisyoncuya vermiş, milleti keklemeye çalışıyor mesela...
Emsallerine göre düşük tutulan kira şüphelendiriyor ama bir umut, 'Dur şunu göreyim' dediğiniz noktada emlakçı utangaç bir sesle itiraf ediyor: 'Yalnız terasta baz istasyonu var. Gene de görmek istiyor musunuz?' Pes.

***
Bir başkası, merkezi bir AVM'ye komşu apartmanlardan biri. Ev sahibi, 'Doğru insan ol canımı ye' düsturunda gözü tok bir dayı... Tenzilata gitmiş çünkü kiracı değil, 'komşu' imiş aradığı. Peki diyorum köpek var bizde, park bahçe bir şey var mı evin yakınında yamacında? Olmaz mı, diyor. 'Türkiye'nin en iyi bahçesi seçildi bizim bahçe. Şelaleler, ışıklandırma falan şahane'... Sevinip gidiyorum bir çırpı evi görmeye. Yan apartmanla arasındaki mesafe bir karış! Vallahi abartmıyorum. 'Yeni demledim, boğazımdan geçmedi' diye çay servisi yapabilirsiniz karşı daireye. 'Komşu' araması boşuna değil yani dayının!
Bahçeye gelince... Ben diyeyim çayır, siz deyin otlak. Üç bilemedin dört metre bir bayır. Baharı görünce de yeşermiş, olmuş sana bir bahçe! Dayı kızmış sorduğuma demek, 'Bre bu paraya bu dört duvarı buldun da bunuyor musun' deyip dalgasını geçmiş benimle.