AKŞAM GAZETESİ | İ.Hüseyin Yıldız | 2009-04-09

kategori2

Çıkışın anahtarı, belirsizlikle mücadelede aranmalıdır

Geçtiğimiz hafta ekonomiyle ilgili önemli veriler açıklandı. Son çeyrekte yaşanan yüzde 6,2'lik daralmayla birlikte, 2008'e ait yıllık büyüme yüzde 1,1 olarak gerçekleşti. Muhtemelen bu rakamlar da ilerleyen zamanlarda revize edilecektir, fakat tablonun çok değişmeyeceğini düşünüyorum. 2009'un ilk çeyrek verileri de üç ay gecikmeli olarak haziran ayı sonunda açıklanacak. 2009 ilk çeyrek büyüme rakamının da parlak geleceğini sanmıyorum. Zira önemli bir öncül gösterge olan istihdam ve sanayi üretim rakamları pek parlak gelmiyor. Örneğin 2009 Ocak ayına ilişkin sanayi endeksi değişimi eksi yüzde 21,3, imalat sanayii endeksi değişimi ise eksi yüzde 24,2 gelmişti. Yine aynı şekilde imalat sanayiinde kapasite kullanım oranı 79'dan 64'e düştü. Mart ayında önemli bir iyileşme olmadıysa bu göstergeler daralmanın süreceğini işaret etmektedir. Yukarıdaki grafikte baş aşağı giden eğrinin nerede duracağı ve nerede terse döneceği belli değil. Her şeyden önce krizin yarattığı belirsizliği ortadan kaldırmadan ekonomiyi canlandırmak mümkün görünmüyor.
Şubat ayı itibarıyla, yıl sonu hedefini aşan bir bütçe açığıyla karşılaştık. Artık bütçe hedeflerinin revize edilmesi kaçınılmaz olmuştur. Buna IMF cephesindeki belirsizlikleri de eklediğimizde, beklenti yönetiminin ve ekonomik aktörlerin geleceğe yönelik karar alma süreçlerinin zora girdiği ortadadır. Düşünün ki bir bankanız var. Vereceğiniz kredileri hangi vadeyle ve hangi faiz oranıyla düzenleyeceksiniz? Bankadan kredi kullanan biriyseniz de aynı sorulara yanıt bulmak zorundasınız. Ev ya da araba alacak bir tüketiciyseniz de alım için fiyatın ve zamanın doğru olup olmadığını bilmeniz gerekir. Kısacası kim olursanız olun belirsizlik korku ve kaygı yaratır. Aynı korkular tüm bireyleri ve kuruluşları etkilediği için de piyasada para da iş de dönmez. İstihdam artmaz, çarklar durur...
Belirsizlik aynı zamanda spekülasyona ve fırsatçılığa çanak tutar. Göstergelerin gelecekteki değerlerine ilişkin içerden bilgi alabilme ayrıcalığına sahip olanların, diğer oyunculara karşı avantaj elde etmesine neden olacağı için, belirsizlik rekabete ve güvene de zarar verir. Herkesin hesabını kitabını sağlıklı bir şekilde yapabilmesi ve piyasalarda likiditenin yeniden sağlanabilmesi için bu belirsizliklerin bir an önce halledilmesi gerekir. Her geçen zaman ekonomik kayıplara neden olmaktadır.
Bu hafta değinmek istediğim bir diğer konu da otomotivdeki vergi indirimini takiben artan otomobil fiyatları. Acaba gerçekten otomotivdeki fiyat artışlarının haklı gerekçeleri var mı? Eğer gerekçe düşen kar marjları ise vergi indirimi zaten bu marjları yükseltmiştir. Fakat konunun bir de diğer yönü var. Vergi indirimini takiben alıcıların otomobil bayilerinde kuyruk oluşturması, yastık altında veya banka hesaplarında piyasaya akmayan bir paranın olduğunu göstermektedir. Kim haklı kim haksız bilemem, fakat şunu biliyorum: Eğer güven yeniden tesis edilirse, yastık altında duran paraların piyasaya dönmesi ve ekonominin canlanması ihtimali vardır. Mademki ihracattan ümidi kesiyoruz; ki en büyük müşterimiz olan AB'ye satışlarımızdaki düşüş onu gösteriyor, öyleyse iç talebe yüzümüzü döneceğiz.
Eğer hükümet bu güveni başarılı bir şekilde tesis edebilirse çarkların dönmesi için kamunun doğrudan müdahalesine olan ihtiyaç da azalacaktır. Böylelikle likidite yeniden sağlanabilir. Yok, eğer bu başarılamaz ise çarkların dönmesi için en büyük dişli olan kamu devreye girmelidir.  Kamu alımları, altyapı çalışmaları ve artı değer yaratabilecek alanlarda kamu istihdamı gibi vasıtalarla devletin ekonomiyi canlandırması gerekecektir. Yerel seçimlerde kan kaybeden iktidarın genel seçimlerdeki kaderi biraz da önümüzdeki dönem ekonomide göstereceği performansa bağlıdır.